Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen gün klinikte çay içerken lise yıllarımdan bir arkadaşım çıkageldi, yüzünde o malum mahcup ifadeyle... Yıllardır yaz sıcağında bile üst üste iki tişört giyen, plajın kapısından içeri adım atmayan adamdan bahsediyorum. Neymiş efendim, göğüsleri biraz fazla belirginmiş de insan içine çıkmaya utanıyormuş. Dedim "Ulan Ahmet, vallahi billahi şu hayatta boşuna dert ettiğin şeylerin haddi hesabı yok!" Erkeklerde jinekomasti dediğimiz bu durum, yani memelerin normalden daha fazla büyümesi, öyle sandığın gibi nadir bir şey değil ki. Doku büyümesi mi var yoksa sadece yağ mı birikmiş, önce ona bakmak lazım tabii.
Bizim Ahmet ameliyat lafını duyunca bir an duraksadı, gözleri açıldı hemen. Kolay mı öyle bıçak altına yatmak... Ama işin aslı ne biliyor musun? Operasyon günü sabah giriyorsun, akşamına evindesin neredeyse. Plastik cerrah önce ufak bir muayene ediyor, sorunun kaynağını çözüyor. Eğer mesele sadece fazla yağ dokusundan ibaretse, liposuction yetip artıyor bile. İncecik kanüllerle girip o istenmeyen yağı bir güzel çekiyorlar oradan. Yok, eğer işin içinde sertleşmiş meme bezi dokusu da varsa... İşte orada meme ucunun hemen altından küçücük, yarım ay şeklinde bir kesi açmak gerekiyor.
Narkoz meselesi de gözde büyütülüyor bazen. Genellikle genel anestezi altında yapılıyor bu işlem, yani sen mışıl mışıl uyurken uzmanlar işini bitirmiş oluyor. Bazen çok kısıtlı bir alandaysa lokal anesteziyle de halledilebiliyor ama... Rahat olmak en doğrusu sanırım. Cerrah o fazla dokuyu milim milim temizlerken, bir yandan da karşı tarafla simetriyi yakalamaya çalışıyor. Yani öyle paldır küldür bir kesip biçme olayı değil bu; resmen heykel tıraş gibi incelikle işleniyor o bölge.
Ameliyat bitti, uyandın, her şey yolunda dedik... Peki ya sonrası? İnsanın canı öyle dayanılmaz derecede acımıyor abi ya, yalana gerek yok. Hafif bir sızı, biraz da baskı hissi oluyor sadece. Doktor sana özel bir korse giydiriyor hemen. Bu korse var ya bu korse... İşte iyileşmenin gizli kahramanı tam olarak o. Göğüs dokusu yeni yerine iyice yapışsın, orada ödem toplanmasın diye birkaç hafta o korseyle yatıp kalkıyorsun. Biraz sıkıcı kabul ediyorum ama neticeyi görünce değdi diyorsun.
Pazartesi ameliyat olup perşembe günü masa başı işine dönen onlarca adam gördüm ben. İlk günler ağır kaldırmak, spor salonunda dambıllara sarılmak yok elbette. Vücuda biraz zaman tanımak gerek, kendini toparlasın. Şişliklerin, morlukların tamamen geçip o hayal edilen son görüntünün ortaya çıkması birkaç ayı bulabiliyor. Ama olsun... O ilk aynaya bakış anı var ya? Yıllardır sırtında taşıdığın o psikolojik yükün bir anda buharlaşıp gitmesi... Sırf o rahatlama hissi için bile değer vallahi.
Bizim Ahmet ameliyat lafını duyunca bir an duraksadı, gözleri açıldı hemen. Kolay mı öyle bıçak altına yatmak... Ama işin aslı ne biliyor musun? Operasyon günü sabah giriyorsun, akşamına evindesin neredeyse. Plastik cerrah önce ufak bir muayene ediyor, sorunun kaynağını çözüyor. Eğer mesele sadece fazla yağ dokusundan ibaretse, liposuction yetip artıyor bile. İncecik kanüllerle girip o istenmeyen yağı bir güzel çekiyorlar oradan. Yok, eğer işin içinde sertleşmiş meme bezi dokusu da varsa... İşte orada meme ucunun hemen altından küçücük, yarım ay şeklinde bir kesi açmak gerekiyor.
Narkoz meselesi de gözde büyütülüyor bazen. Genellikle genel anestezi altında yapılıyor bu işlem, yani sen mışıl mışıl uyurken uzmanlar işini bitirmiş oluyor. Bazen çok kısıtlı bir alandaysa lokal anesteziyle de halledilebiliyor ama... Rahat olmak en doğrusu sanırım. Cerrah o fazla dokuyu milim milim temizlerken, bir yandan da karşı tarafla simetriyi yakalamaya çalışıyor. Yani öyle paldır küldür bir kesip biçme olayı değil bu; resmen heykel tıraş gibi incelikle işleniyor o bölge.
Ameliyat bitti, uyandın, her şey yolunda dedik... Peki ya sonrası? İnsanın canı öyle dayanılmaz derecede acımıyor abi ya, yalana gerek yok. Hafif bir sızı, biraz da baskı hissi oluyor sadece. Doktor sana özel bir korse giydiriyor hemen. Bu korse var ya bu korse... İşte iyileşmenin gizli kahramanı tam olarak o. Göğüs dokusu yeni yerine iyice yapışsın, orada ödem toplanmasın diye birkaç hafta o korseyle yatıp kalkıyorsun. Biraz sıkıcı kabul ediyorum ama neticeyi görünce değdi diyorsun.
Pazartesi ameliyat olup perşembe günü masa başı işine dönen onlarca adam gördüm ben. İlk günler ağır kaldırmak, spor salonunda dambıllara sarılmak yok elbette. Vücuda biraz zaman tanımak gerek, kendini toparlasın. Şişliklerin, morlukların tamamen geçip o hayal edilen son görüntünün ortaya çıkması birkaç ayı bulabiliyor. Ama olsun... O ilk aynaya bakış anı var ya? Yıllardır sırtında taşıdığın o psikolojik yükün bir anda buharlaşıp gitmesi... Sırf o rahatlama hissi için bile değer vallahi.