Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakıyorsun, kollar fena değil, omuzlar oturmuş ama o göbek deliğinin altındaki birikinti bir türlü gitmiyor. Diyetin dibine vurdun, salonda antrenörle akraba oldun, yok arkadaş, o alt karın olduğu gibi duruyor. İşte tam bu noktada ne yaparsan yap spora dirençli yağ hücreleriyle baş başa kalmışsın demektir. Ameliyat masası fikri tam da burada akla düşüyor.
Ne yani, aylarca mekik çekip tek gram sonuç alamayınca insan hırslanmıyor mu sanıyorsunuz? Bayağı hırslanıyor, hırslandıkça da o cerrahi müdahalelerin videolarına düşüyor internette. Kasların üzerindeki o kalın yağ tabakasını almadan altı baklavayı rüyanda görürsün ancak. Görürsün vallahi, başka yolu yok çünkü.
Liposakşın deyip geçmemek lazım, adamlar orada bildiğin heykeltıraş gibi çalışıyor. Deri kaliten iyiyse, sarkma yoksa sadece yağı çekip çıkıyorlar ve o arzuladığın atletik hatlar bir anda beliriveriyor. Ama deri gevşemişse, yaş geçmeye başladıysa işin içine karın germe girer. Bayağı neşter giriyor yani işin özü...
İyileşme süreci hiç de öyle sosyal medyada gösterdikleri gibi toz pembe falan değil abi ya. Korseyi takıyorsun, ilk iki hafta doğrulamıyorsun bile, yataktan kalkarken o karın kaslarının ne kadar hayati olduğunu acı içinde anlıyorsun. Ağrı olmuyor mu, bal gibi de oluyor. Sonra yavaş yavaş ödemler dağılmaya başlıyor da rahat bir nefes alıyorsun.
Herkes sanıyor ki bu ameliyatı olunca bir daha hiç kilo alınmayacak, istediğini yiyip içebileceksin. Yok öyle bir dünya. Sen yine gidip her gece hamur işini gömersen, o kalan yağ hücreleri başka yerden patlatır kendini. Bedenine yatırımı yapacaksın, sonra da o formu korumak için hayat tarzını baştan aşağı değiştireceksin.
Peki değer mi o kadar paraya, çekilen o eziyete ve yataktan kalkamadığın o sancılı günlere? Tişörtün altından o düzlüğü görünce, plajda özgüvenle yürümeye başlayınca insan "iyi ki yapmışım" diyor. Yani değip değmeyeceği tamamen senin aynadaki beklentinle alakalı bir durum...
Ne yani, aylarca mekik çekip tek gram sonuç alamayınca insan hırslanmıyor mu sanıyorsunuz? Bayağı hırslanıyor, hırslandıkça da o cerrahi müdahalelerin videolarına düşüyor internette. Kasların üzerindeki o kalın yağ tabakasını almadan altı baklavayı rüyanda görürsün ancak. Görürsün vallahi, başka yolu yok çünkü.
Liposakşın deyip geçmemek lazım, adamlar orada bildiğin heykeltıraş gibi çalışıyor. Deri kaliten iyiyse, sarkma yoksa sadece yağı çekip çıkıyorlar ve o arzuladığın atletik hatlar bir anda beliriveriyor. Ama deri gevşemişse, yaş geçmeye başladıysa işin içine karın germe girer. Bayağı neşter giriyor yani işin özü...
İyileşme süreci hiç de öyle sosyal medyada gösterdikleri gibi toz pembe falan değil abi ya. Korseyi takıyorsun, ilk iki hafta doğrulamıyorsun bile, yataktan kalkarken o karın kaslarının ne kadar hayati olduğunu acı içinde anlıyorsun. Ağrı olmuyor mu, bal gibi de oluyor. Sonra yavaş yavaş ödemler dağılmaya başlıyor da rahat bir nefes alıyorsun.
Herkes sanıyor ki bu ameliyatı olunca bir daha hiç kilo alınmayacak, istediğini yiyip içebileceksin. Yok öyle bir dünya. Sen yine gidip her gece hamur işini gömersen, o kalan yağ hücreleri başka yerden patlatır kendini. Bedenine yatırımı yapacaksın, sonra da o formu korumak için hayat tarzını baştan aşağı değiştireceksin.
Peki değer mi o kadar paraya, çekilen o eziyete ve yataktan kalkamadığın o sancılı günlere? Tişörtün altından o düzlüğü görünce, plajda özgüvenle yürümeye başlayınca insan "iyi ki yapmışım" diyor. Yani değip değmeyeceği tamamen senin aynadaki beklentinle alakalı bir durum...