Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Evin tam ortasından buz gibi bir hava geçer, kombi derecesini ne kadar köklerseniz kökleyin o beklediğiniz sıcaklık bir türlü gelmek bilmez. Kalorifer tesisatından gelen o tıkırtı sesleri durur, yerini can sıkıcı bir sessizliğe bırakır. Hani bazen faturaya bakarsınız da "biz bu kadar yakmadık ki" dersiniz ya... İşte o anlarda suçluyu uzakta aramayın, duvarda sessizce duran ama evi idare eden o küçük plastik kutunun mekanizması bozulmuş olabilir. İçindeki metal şerit genleşme yeteneğini kaybettiğinde, ortamın sıcaklığını tamamen yanlış ölçmeye başlar ve kombiye ya hiç durmadan çalış ya da kesinlikle devreye girme emri gönderir. Böyle bir durumda kombinize veya peteklerinize çamur atmadan önce duvardaki o eski dostu bir kontrol etmek, boşu boşuna tesisatçı çağırmaktan sizi kurtarabilir.
Termostatın ayar çarkını çevirdiğinizde o tanıdık, net "tık" sesini duymuyorsanız başınız dertte demektir. Normalde o ses, mekanik parçanın devreye girdiğinin ve ısıtma sistemine akım gönderdiğinin en net kanıtıdır aslında. Saat yönünde çevirip dereceyi yükseltirsiniz ama içeride tık yok... Sanki düğme boşa dönüyormuş gibi bir his kaplar içinizi. Bu temas noktalarının oksitlendiğini veya mekanik yayın esnekliğini yitirdiğini gösterir ki bu da cihazın tamamen körleştiği anlamına gelir. İnanın bana, yılların gazetecilik tecrübesiyle söylüyorum; ısıtma sistemlerindeki arızaların neredeyse yarısı devasa kombi arızalarından değil, işte bu birkaç liralık mekanik parçanın işlevini yitirmesinden kaynaklanır.
Peki, odanın içinde adeta kutup soğukları eserken termostatın hâlâ 24 dereceyi gösterdiğine hiç şahit oldunuz mu? Veya tam tersi, ev sauna gibi yanarken cihazın sanki hiçbir şey yokmuş gibi sessizce beklemesine ne demeli? Bu tür mantıksız sıcaklık sapmaları, mekanik termostatın içindeki cıvalı veya bi-metal sensörün artık görev yapamadığının en açık belgesidir. Isıyı yanlış algılayan bir kontrol mekanizması, evin konforunu sıfıra indirmekle kalmaz, cebinizi de ciddi şekilde yakar. Bir bakmışsınız gece yarısı soğuktan uyanmışsınız, bir bakmışsınız sıcaktan pencereleri açmak zorunda kalmışsınız. Isı ayarını tutturamamak adeta bir kabusa dönüşür böyle anlarda.
Sisteminizin durmaksızın çalışması, kombinin hiç dinlenmeden cayır cayır yanması da çok ciddi bir arıza işaretidir. Termostat, ayarlanan hedef sıcaklığa ulaşıldığında devreyi kesmek zorundadır; fakat mekanik anahtar içeriden yapışıp kaldığında bu emri bir türlü iletemez. Eviniz istenen sıcaklığa gelse dahi cihaz durmak bilmez, sürekli olarak yakıt tüketmeye devam eder. Yüksek doğalgaz faturalarıyla karşılaştığınızda sorunun kaynağını sadece kış şartlarında aramak yerine, anahtarın takılı kalıp kalmadığını incelemek çok daha akıllıca bir adım olur. Hatta bazen kombinin kartını yakacak kadar büyük yükler bindirebilir bu durum sisteme...
Ayar düğmesini her kurcaladığınızda kombinizin kararsızca bir açılıp bir kapanması, adeta ne yapacağını bilemez halde bocalama yaşaması gözden kaçmamalı. Bir saniye önce çalışan sistem, siz düğmeye milimetrik bir dokunuş yaptığınız an pat diye sönüyorsa içeride temas sorunları tavan yapmış demektir. Bazen toz birikmesi, bazen de yılların getirdiği korozyon bu hassas mekanik dengeyi tamamen altüst eder. Cihazın kapağını hafifçe açıp baktığınızda (tabii ki elektriği kestikten sonra) biriken tozu veya kararmış kontakları kendi gözlerinizle bile görebilirsiniz. Bırakın o zaman uzman bir el müdahale etsin veya en güzeli, ömrünü tamamlamış bu emektarı yenisiyle değiştirin.
Termostatın ayar çarkını çevirdiğinizde o tanıdık, net "tık" sesini duymuyorsanız başınız dertte demektir. Normalde o ses, mekanik parçanın devreye girdiğinin ve ısıtma sistemine akım gönderdiğinin en net kanıtıdır aslında. Saat yönünde çevirip dereceyi yükseltirsiniz ama içeride tık yok... Sanki düğme boşa dönüyormuş gibi bir his kaplar içinizi. Bu temas noktalarının oksitlendiğini veya mekanik yayın esnekliğini yitirdiğini gösterir ki bu da cihazın tamamen körleştiği anlamına gelir. İnanın bana, yılların gazetecilik tecrübesiyle söylüyorum; ısıtma sistemlerindeki arızaların neredeyse yarısı devasa kombi arızalarından değil, işte bu birkaç liralık mekanik parçanın işlevini yitirmesinden kaynaklanır.
Peki, odanın içinde adeta kutup soğukları eserken termostatın hâlâ 24 dereceyi gösterdiğine hiç şahit oldunuz mu? Veya tam tersi, ev sauna gibi yanarken cihazın sanki hiçbir şey yokmuş gibi sessizce beklemesine ne demeli? Bu tür mantıksız sıcaklık sapmaları, mekanik termostatın içindeki cıvalı veya bi-metal sensörün artık görev yapamadığının en açık belgesidir. Isıyı yanlış algılayan bir kontrol mekanizması, evin konforunu sıfıra indirmekle kalmaz, cebinizi de ciddi şekilde yakar. Bir bakmışsınız gece yarısı soğuktan uyanmışsınız, bir bakmışsınız sıcaktan pencereleri açmak zorunda kalmışsınız. Isı ayarını tutturamamak adeta bir kabusa dönüşür böyle anlarda.
Sisteminizin durmaksızın çalışması, kombinin hiç dinlenmeden cayır cayır yanması da çok ciddi bir arıza işaretidir. Termostat, ayarlanan hedef sıcaklığa ulaşıldığında devreyi kesmek zorundadır; fakat mekanik anahtar içeriden yapışıp kaldığında bu emri bir türlü iletemez. Eviniz istenen sıcaklığa gelse dahi cihaz durmak bilmez, sürekli olarak yakıt tüketmeye devam eder. Yüksek doğalgaz faturalarıyla karşılaştığınızda sorunun kaynağını sadece kış şartlarında aramak yerine, anahtarın takılı kalıp kalmadığını incelemek çok daha akıllıca bir adım olur. Hatta bazen kombinin kartını yakacak kadar büyük yükler bindirebilir bu durum sisteme...
Ayar düğmesini her kurcaladığınızda kombinizin kararsızca bir açılıp bir kapanması, adeta ne yapacağını bilemez halde bocalama yaşaması gözden kaçmamalı. Bir saniye önce çalışan sistem, siz düğmeye milimetrik bir dokunuş yaptığınız an pat diye sönüyorsa içeride temas sorunları tavan yapmış demektir. Bazen toz birikmesi, bazen de yılların getirdiği korozyon bu hassas mekanik dengeyi tamamen altüst eder. Cihazın kapağını hafifçe açıp baktığınızda (tabii ki elektriği kestikten sonra) biriken tozu veya kararmış kontakları kendi gözlerinizle bile görebilirsiniz. Bırakın o zaman uzman bir el müdahale etsin veya en güzeli, ömrünü tamamlamış bu emektarı yenisiyle değiştirin.