En hızlı kilo verme yöntemleri nelerdir?

En hızlı kilo verme yöntemleri nelerdir?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Geçenlerde eski bir dostla Kadıköy’de köhne bir çay ocağında oturduk, adamı tanıyamadım; adeta erimiş, gitmiş. Dedim "Yahu ne yaptın, bunun sırrı nedir, biz niye her pazartesi başlayıp çarşamba akşamı o lahmacun fırınının önünde buluyoruz kendimizi?" Güldü tabii, sonra öyle şeyler anlattı ki... İşin özü aslında o pazartesi sendromlarında değil, sabah gözünü açar açmaz kafada biten o küçük hesaplarda saklıymış. Vallahi billahi gözümle görmesem inanmazdım ama hızlıca o yüklerden kurtulmanın yolu, kendimizi amansız bir açlık hücresine kapatmaktan geçmiyor.

Mutfaktaki o koca su bardağını günde kaç kere dolduruyoruz, hiç saydınız mı? Biz genellikle susuzluğu açlıkla karıştırıp buzdolabının kapağına pençe atıyoruz ama vücut feryat figan "bana su ver" diye bağırıyor o esnada. Sabahları ılık suyun içine sıkılan iki damla limonun o uyuşuk metabolizmayı nasıl bir anda ayağa fırlattığını bizzat deneyimledim. Şöyle kocaman bir bardak suyu kafaya diktiğinizde, içinizdeki o motorlar bir anda homurdanarak çalışmaya başlıyor işte...

Annemin "lokmaları sayarak yut" dediği o eski usul günleri hatırlar mısınız, ne kadar da haklıymış meğer koca çınar. Biz televizyon karşısında, elimizde telefonla ne yediğimizi bile anlamadan tabağı süpürürken beyin çoktan başka diyarlara göçmüş oluyor. Hızlıca tabağı bitiren o aceleci yanımızı biraz dizginlesek, o ilk doyma sinyalinin masadan kalkmadan çok önce geldiğini fark edeceğiz zaten. Yavaş çiğnemek, yemeğin tadına varmak...

Akşam sekizden sonra o mutfak kapısına hayali bir emniyet şeridi çekmek gerekiyor, şaka bir yana bu işin en büyük kırılma noktası burası. Gece yarısı televizyon karşısında kemirilen o masum görünümlü bisküviler, sabah aynaya baktığımızda bize pek de masum olmayan şişlikler olarak geri dönüyor maalesef. Vücudun gece boyu kendini temizlemesine, dinlenmesine izin vermek varken onu sabaha kadar sindirimle uğraştırmak niye? Kendimizi o gece atıştırmalıklarından mahrum bıraktığımızda, sabah uyanırken hissettiğimiz o hafiflik hissi her şeye değiyor ama...

Pazardaki o renk renk sebze tezgahlarının önünden geçip doğrudan şarküteriye koşuyorsak, baştan kaybetmişiz demektir abi ya. Tabağın yarısını yeşillikle, lifli gıdalarla doldurunca insan hem tıka basa doyuyor hem de o ağırlık hissi çökmüyor üzerine. Hani o çiğnemesi uzun süren, lif lif sebzeler var ya; işte onlar içeride adeta bir temizlik işçisi gibi çalışıp her şeyi süpürüp götürüyor. Lifli beslenmek, tabağı yeşillendirmek bu sürecin en sadık yol arkadaşı.

Bizim millet olarak hareketi sadece spor salonundaki o sıkıcı koşu bantlarından ibaret sanmamız da ayrı bir dert zaten. Metrodan bir durak önce inip yürümek, asansör yerine o merdivenleri nefes nefese de olsa tırmanmak aslında gün içine yayılan en sinsi yağ yakıcı. Akşamüstü yapılan o kırk beş dakikalık tempolu yürüyüşün yarattığı etkiyi hiçbir mucizevi kür, hiçbir ağır diyet tek başına yapamıyor. Yürüyelim be dostlar, hareket berekettir derler ya, gerçekten öyle...
 
Geri