Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Pazartesi sabahı o blenderın düğmesine basarken gerçekten mucizeye mi inanıyorsun? Yeşil bir sıvının, aylarca gömdüğün kebapların günahını iki günde temizleyeceğini düşünmek komik, vallahi billahi bak.
Vücudunun zaten devasa bir arıtma tesisi var: Karaciğer ve böbrekler. Sen onlara güvenmeyip dışarıdan pahalı sular ithal ediyorsun. Kendine gel, organlarına bu kadar hakaret etme abi ya.
Aç kalıyorsun, tartıda iki kilo eksik çıkınca da sevinç çığlıkları atıyorsun. Giden ne biliyor musun? Kas ve su. Yağlar orada duruyor, sana içeriden kıs kıs gülüyorlar...
Sıvı detoksuymuş, arınmaymış falan filan. Geç bunları. Kendine işkence etmeyi ne zaman bırakacaksın? Üç gün kereviz sapı suyu içerek sağlıklı olamazsın, sadece sinirli bir insan olursun.
Sana sormak lazım: Gerçekten toksin ne demek, biliyor musun? Hangi spesifik zararlı maddeyi o pahalı detoks çayıyla vücudundan attın? Cevap yok. Çünkü öyle bir bilimsel veri yok.
Cüzdanını hafifletmek istiyorsan buyur, dilediğin influencerın sepetini onayla. Ama sağlığını hafifletmek... İşte orada biraz duracaksın.
Günde iki litre su iç, uykunu al, pakete girmiş gıdalardan biraz uzak dur, tamam işte. Bak en kral detoks bu. Hem de bedava. Niye zoru seçiyorsun ki?
Hücrelerin yenilenecekmiş, cildine ışık gelecekmiş... Sosyal medyadaki o filtreleri gerçek hayat sanmayı bıraktığın gün zaten ruhun detoks yapmış olacak.
Açlıktan başın döndüğünde, sinirden etrafındakilere sardığında o çok övülen arınma hissini bir daha sorgula derim. Değer mi üç günlük illüzyon için bu eziyete?
Doğanın sunduğu gerçek yiyecekleri çiğnemek varken neden her şeyi sıvılaştırıp bardağa hapsediyorsun? Dişlerimiz neden var sence? Bir düşün...
Vücudunun zaten devasa bir arıtma tesisi var: Karaciğer ve böbrekler. Sen onlara güvenmeyip dışarıdan pahalı sular ithal ediyorsun. Kendine gel, organlarına bu kadar hakaret etme abi ya.
Aç kalıyorsun, tartıda iki kilo eksik çıkınca da sevinç çığlıkları atıyorsun. Giden ne biliyor musun? Kas ve su. Yağlar orada duruyor, sana içeriden kıs kıs gülüyorlar...
Sıvı detoksuymuş, arınmaymış falan filan. Geç bunları. Kendine işkence etmeyi ne zaman bırakacaksın? Üç gün kereviz sapı suyu içerek sağlıklı olamazsın, sadece sinirli bir insan olursun.
Sana sormak lazım: Gerçekten toksin ne demek, biliyor musun? Hangi spesifik zararlı maddeyi o pahalı detoks çayıyla vücudundan attın? Cevap yok. Çünkü öyle bir bilimsel veri yok.
Cüzdanını hafifletmek istiyorsan buyur, dilediğin influencerın sepetini onayla. Ama sağlığını hafifletmek... İşte orada biraz duracaksın.
Günde iki litre su iç, uykunu al, pakete girmiş gıdalardan biraz uzak dur, tamam işte. Bak en kral detoks bu. Hem de bedava. Niye zoru seçiyorsun ki?
Hücrelerin yenilenecekmiş, cildine ışık gelecekmiş... Sosyal medyadaki o filtreleri gerçek hayat sanmayı bıraktığın gün zaten ruhun detoks yapmış olacak.
Açlıktan başın döndüğünde, sinirden etrafındakilere sardığında o çok övülen arınma hissini bir daha sorgula derim. Değer mi üç günlük illüzyon için bu eziyete?
Doğanın sunduğu gerçek yiyecekleri çiğnemek varken neden her şeyi sıvılaştırıp bardağa hapsediyorsun? Dişlerimiz neden var sence? Bir düşün...