Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun arkasına geçtiğimizde hepimiz görünmez bir güven bağının direksiyonunu tutarız aslında. Oysa sabahın köründe, tam da o en sevdiğiniz yokuşun ortasında ayağınızı debriyajdan kaldırırken araba altınızda zangır zangır titremeye başladığında, o güven bir anda un ufak oluveriyor. Ne oluyor yahu, daha yeni bakımdan çıkmadı mı bu araba? İşte tam bu noktada, sanayideki ustaların o meşhur "kavrama bitmiş abi" teşhisinin arkasındaki gerçek suçluları aramaya başlıyoruz. Çoğu zaman sorunun sadece balatanın aşınması olmadığını, motor takozlarının bile bu senfoniye eşlik edebileceğini gözden kaçırıyoruz.
Baskı balata sistemini arabanın kalbi gibi düşünmekten vazgeçmediğimiz sürece bu titreme kabusu peşimizi bırakmayacak. Sürekli dur-kalk yapılan şehir içi trafiğinde o debriyaj pedalına ne kadar acımasızca bastığımızı bir an bile durup düşünüyor muyuz acaba? Debriyajı yarım tutarak rampada arabayı sabitlemeye çalışmak, aslında o canım balatayı kendi ellerimizle ateşe atmaktan farksız. Sürtünmeden doğan o aşırı ısı, volanın yüzeyini adeta bir cam gibi pürüzsüz hale getiriyor ve parça tutunacak yer bulamayınca da o sinir bozucu silkeleme başlıyor... Yani anlayacağınız, bazen en büyük düşman tam olarak aynaya baktığımızda gördüğümüz o sürücü olabiliyor.
Ustaya gitmeden önce kendi kendinizin doktoru olmak zorundasınız bu devirde. Sabahları motor soğukken gelen o ilk kalkıştaki sarsıntı ile araba ısındıktan sonra devam eden titremenin şifreleri tamamen birbirinden farklı. Eğer araba ısındıkça titreme kronik bir hal alıyorsa, geçmiş olsun, muhtemelen volan dişlisinde eğrilme ya da balans bozukluğu başlamış demektir. Hemen panik yapıp cüzdanı boşaltmayın tabii; bazen sadece debriyaj telinin ya da hidrolik sisteminin ayarsızlığı bile bu hissi yaratabilir. Pedala bastığınızda ayağınızın altında bir sertlik, bir isteksizlik hissediyor musunuz, asıl ona odaklanın.
Sanayiye adım attığınız an etrafınızı saracak o "baskı balatayı komple değiştirelim" korosuna hemen teslim olmayın deriz. Kulaktan dolma bilgilerle parça değiştirmek yerine, şanzıman yağının seviyesini ve kalitesini en son ne zaman kontrol ettirdiğinizi anımsamaya çalışın. Yağ kaçakları debriyaj muhafazasına sızdığında, balata ne kadar yeni olursa olsun kaçırma ve dolayısıyla titreme yapacaktır. Basit bir keçe sızıntısı yüzünden binlerce liralık set değişimi yapmak... İnsan gerçekten hayret ediyor bazen.
Debriyajı doğru kullanmanın kitabını yazmış olsanız bile, kalitesiz yan sanayi parça seçimi sizi eninde sonunda o titreme çizgisine geri getirir. Üç kuruş daha ucuz olsun diye aracın tork değerlerine uyum sağlamayan, yay sertliği standart dışı olan debriyaj setleri taktırdığımızda başımıza gelebilecekleri az çok tahmin edebiliriz. Kalkış anında o yayların sönümleyemediği her titreşim, doğrudan kabine ve dolayısıyla sizin sinir sisteminize aktarılıyor. Arabanızın dilinden anlamak, ona neyi koklatıp neyi yedireceğinizi bilmekten geçiyor aslında.
Baskı balata sistemini arabanın kalbi gibi düşünmekten vazgeçmediğimiz sürece bu titreme kabusu peşimizi bırakmayacak. Sürekli dur-kalk yapılan şehir içi trafiğinde o debriyaj pedalına ne kadar acımasızca bastığımızı bir an bile durup düşünüyor muyuz acaba? Debriyajı yarım tutarak rampada arabayı sabitlemeye çalışmak, aslında o canım balatayı kendi ellerimizle ateşe atmaktan farksız. Sürtünmeden doğan o aşırı ısı, volanın yüzeyini adeta bir cam gibi pürüzsüz hale getiriyor ve parça tutunacak yer bulamayınca da o sinir bozucu silkeleme başlıyor... Yani anlayacağınız, bazen en büyük düşman tam olarak aynaya baktığımızda gördüğümüz o sürücü olabiliyor.
Ustaya gitmeden önce kendi kendinizin doktoru olmak zorundasınız bu devirde. Sabahları motor soğukken gelen o ilk kalkıştaki sarsıntı ile araba ısındıktan sonra devam eden titremenin şifreleri tamamen birbirinden farklı. Eğer araba ısındıkça titreme kronik bir hal alıyorsa, geçmiş olsun, muhtemelen volan dişlisinde eğrilme ya da balans bozukluğu başlamış demektir. Hemen panik yapıp cüzdanı boşaltmayın tabii; bazen sadece debriyaj telinin ya da hidrolik sisteminin ayarsızlığı bile bu hissi yaratabilir. Pedala bastığınızda ayağınızın altında bir sertlik, bir isteksizlik hissediyor musunuz, asıl ona odaklanın.
Sanayiye adım attığınız an etrafınızı saracak o "baskı balatayı komple değiştirelim" korosuna hemen teslim olmayın deriz. Kulaktan dolma bilgilerle parça değiştirmek yerine, şanzıman yağının seviyesini ve kalitesini en son ne zaman kontrol ettirdiğinizi anımsamaya çalışın. Yağ kaçakları debriyaj muhafazasına sızdığında, balata ne kadar yeni olursa olsun kaçırma ve dolayısıyla titreme yapacaktır. Basit bir keçe sızıntısı yüzünden binlerce liralık set değişimi yapmak... İnsan gerçekten hayret ediyor bazen.
Debriyajı doğru kullanmanın kitabını yazmış olsanız bile, kalitesiz yan sanayi parça seçimi sizi eninde sonunda o titreme çizgisine geri getirir. Üç kuruş daha ucuz olsun diye aracın tork değerlerine uyum sağlamayan, yay sertliği standart dışı olan debriyaj setleri taktırdığımızda başımıza gelebilecekleri az çok tahmin edebiliriz. Kalkış anında o yayların sönümleyemediği her titreşim, doğrudan kabine ve dolayısıyla sizin sinir sisteminize aktarılıyor. Arabanızın dilinden anlamak, ona neyi koklatıp neyi yedireceğinizi bilmekten geçiyor aslında.