Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
O kaputu kaldırıp motora öylece baktığında gözüne hemen çarpmayan, hatta varlığını bile unuttuğun küçücük bir plastik parça günün birinde bütün sürüş keyfini bir anda yerle bir edebiliyor... Volkswagen grubunun o meşhur TSI ya da TDI motorlarından birine sahipsen ve son zamanlarda gaz pedalının senin isteklerine mantıksız tepkiler verdiğini hissediyorsan, ihaleyi hemen büyük parçalara kesmeden önce emme manifoldunun üzerindeki o gariban MAP sensörüne bakmanda fayda var. Motorun ne kadar havayla beslendiğini, yani o anki vakum veya basınç değerini aracın beynine (ECU) bildirmekle görevli bu hassas bileşen arızalandığında beyin sanki karanlıkta el yordamıyla yolunu bulmaya çalışan bir sürücüye dönüşüyor. Yakıt ile havayı ideal oranda karıştıramayan sistem, araç sabit bir hızda giderken bile sanki arkasından birisi çekip bırakıyormuş gibi anlamsız silkelemeler yaşatabilir sana. Yakıt tüketiminin bir anda tavan yapması, egzozdan siyah duman çıkması veya o hiç sevmediğimiz motor arıza ışığının ansızın turuncu turuncu gözünün içine bakması tamamen bu küçük algılayıcının kafasının karışmasından kaynaklanıyor aslında.
Sanayiye gittiğinde ustanın sana hemen "turbo bitmiş abi" ya da "enjektörler gitmiş" demesine hemen kanıp cüzdanı boşaltma derim. Birçok deneyimsiz tamirci, manifold mutlak basınç sensörünün (MAP) okuduğu yanlış değerler yüzünden ortaya çıkan o saçma sapan hata kodlarını doğrudan pahalı mekanik parçaların ölüm fermanı olarak yorumlama eğiliminde oluyor. Oysa aracın beynine manifold içinden yanlış bir basınç verisi gittiğinde, ECU motoru korumaya almak için yakıt haritasını baştan aşağı değiştiriyor ve senin aracın bir anda o eski canlılığını kaybedip adeta eşekleşiyor... Gaza yükleniyorsun ama devir saati gönülsüzce yükseliyor, değil mi? Hatta bazen kırmızı ışıkta beklerken rölantinin kendi kendine yükselip alçalması, sanki araç kendi kendine gaz veriyormuş gibi bir his yaratması tam olarak bu sensörün yanılmasından doğar. Basit bir hava lekesi, sensörün ucundaki yağ birikintisi veya içindeki mikro diyagramın yıpranması bile o koca mühendislik harikası motorun dengesini altüst etmeye yetiyor.
Peki bu parça neden bu kadar çabuk kirleniyor veya bozuluyor, hiç düşündün mü? Özellikle Volkswagen’in kurum yapmaya oldukça yatkın EGR sistemleri ve havalandırma valflerinden manifolda sızan yağ buharı, zamanla bu hassas elektronik iğnenin üzerini katman katman kaplıyor. Sensör yüzeyi yağ ve kurum tabakasıyla kaplandığında, manifoldun içindeki gerçek basınç değişimlerini anında hissedemiyor ve ECU’ya hep gecikmeli, hep hatalı sinyaller gönderiyor. Bazen de kablo tesisatında zamanla motor sıcaklığından kavrulup sertleşen ve temassızlık yapan o minik soketler yüzünden arıza tetikleniyor ki bu durum insanı çileden çıkarabilir... Aracını çalıştırıyorsun, her şey yolunda sanıyorsun ama azıcık ısınınca motor bir anda tekleme yapmaya başlıyor. Usta Usta gezmeden önce yapılacak en akıllıca hareket, temiz bir kontak spreyi alıp o sensörü yerinden sökerek nazikçe temizlemek veya değerlerini canlı veri cihazından okutmak olmalı.
Değişim vakti geldiyse ve artık temizlik de kar etmiyorsa, sakın ola piyasada "orijinal kalitesinde" diye satılan o ucuz yan sanayi sensörlere yönelme hatasına düşme. Volkswagen’in hassas motor kontrol üniteleri, orijinal yan sanayi parçaların ürettiği ufak voltaj sapmalarını bile hemen fark edip arıza kaydı açmaya, seni yolda bırakmaya devam eder. Aradaki üç beş kuruşluk fark için sanayiye defalarca git gel yapmak, çekici parası ödemek ve hepsinden önemlisi o bozulan sinir katsayın inan bana çok daha pahalıya patlar sana. Kaliteli bir OE üretici parçası takıp arızayı sildirdiğinde, gaz pedalına bastığın an aracın o eski Atak haline nasıl geri döndüğünü görünce derin bir "oh" çekeceksin zaten. Küçük bir sensör deyip geçmemek, arabanın sana verdiği o minik işaretleri zamanında okuyabilmek seni her zaman büyük masraflardan kurtarır...
Sanayiye gittiğinde ustanın sana hemen "turbo bitmiş abi" ya da "enjektörler gitmiş" demesine hemen kanıp cüzdanı boşaltma derim. Birçok deneyimsiz tamirci, manifold mutlak basınç sensörünün (MAP) okuduğu yanlış değerler yüzünden ortaya çıkan o saçma sapan hata kodlarını doğrudan pahalı mekanik parçaların ölüm fermanı olarak yorumlama eğiliminde oluyor. Oysa aracın beynine manifold içinden yanlış bir basınç verisi gittiğinde, ECU motoru korumaya almak için yakıt haritasını baştan aşağı değiştiriyor ve senin aracın bir anda o eski canlılığını kaybedip adeta eşekleşiyor... Gaza yükleniyorsun ama devir saati gönülsüzce yükseliyor, değil mi? Hatta bazen kırmızı ışıkta beklerken rölantinin kendi kendine yükselip alçalması, sanki araç kendi kendine gaz veriyormuş gibi bir his yaratması tam olarak bu sensörün yanılmasından doğar. Basit bir hava lekesi, sensörün ucundaki yağ birikintisi veya içindeki mikro diyagramın yıpranması bile o koca mühendislik harikası motorun dengesini altüst etmeye yetiyor.
Peki bu parça neden bu kadar çabuk kirleniyor veya bozuluyor, hiç düşündün mü? Özellikle Volkswagen’in kurum yapmaya oldukça yatkın EGR sistemleri ve havalandırma valflerinden manifolda sızan yağ buharı, zamanla bu hassas elektronik iğnenin üzerini katman katman kaplıyor. Sensör yüzeyi yağ ve kurum tabakasıyla kaplandığında, manifoldun içindeki gerçek basınç değişimlerini anında hissedemiyor ve ECU’ya hep gecikmeli, hep hatalı sinyaller gönderiyor. Bazen de kablo tesisatında zamanla motor sıcaklığından kavrulup sertleşen ve temassızlık yapan o minik soketler yüzünden arıza tetikleniyor ki bu durum insanı çileden çıkarabilir... Aracını çalıştırıyorsun, her şey yolunda sanıyorsun ama azıcık ısınınca motor bir anda tekleme yapmaya başlıyor. Usta Usta gezmeden önce yapılacak en akıllıca hareket, temiz bir kontak spreyi alıp o sensörü yerinden sökerek nazikçe temizlemek veya değerlerini canlı veri cihazından okutmak olmalı.
Değişim vakti geldiyse ve artık temizlik de kar etmiyorsa, sakın ola piyasada "orijinal kalitesinde" diye satılan o ucuz yan sanayi sensörlere yönelme hatasına düşme. Volkswagen’in hassas motor kontrol üniteleri, orijinal yan sanayi parçaların ürettiği ufak voltaj sapmalarını bile hemen fark edip arıza kaydı açmaya, seni yolda bırakmaya devam eder. Aradaki üç beş kuruşluk fark için sanayiye defalarca git gel yapmak, çekici parası ödemek ve hepsinden önemlisi o bozulan sinir katsayın inan bana çok daha pahalıya patlar sana. Kaliteli bir OE üretici parçası takıp arızayı sildirdiğinde, gaz pedalına bastığın an aracın o eski Atak haline nasıl geri döndüğünü görünce derin bir "oh" çekeceksin zaten. Küçük bir sensör deyip geçmemek, arabanın sana verdiği o minik işaretleri zamanında okuyabilmek seni her zaman büyük masraflardan kurtarır...