Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Evde çıt çıkmazken birden o köşeden gelen hırıltılı nefes sesi... Annelerin, babaların kalbini yerinden söken o meşhur, o çok iyi bildiğimiz ses işte. Aslında çocuk dediğin koşturur, tıkanır, yorulur ama bu seferki başka bir şey gibi duruyor, sanki göğsü körük gibi inip kalkıyor. Çoğu zaman basit bir krup salgını ya da o meşhur bronşiolit canavarı arkasından çıkıyor bu işlerin, hemen en kötüsünü düşünüp karalar bağlamamak lazım tabii. Yine de insanın içine bir öküz oturuyor vallahi, hele ki gece yarısıysa...
Astım dediğimiz o kadim baş belası, genellikle bu yaşlardaki ani tıkanmaların başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkabiliyor. Alerjiler, tozlar, mevsim geçişleri derken çocukların o minicik hava yolları bir anda kasılıp kalıyor işte. Hani böyle pipetle nefes almaya çalışırsınız ya, aynen öyle bir his... Çocuğun nefes alırken zorlandığını, kaburgalarının arasının derine doğru çöktüğünü fark ettiğiniz an zaten olay rengini belli ediyor.
Küçük afacanların dünyasında merak her şeyden önce gelir, yerdeki o boncuğu ya da minik oyuncak parçasını burunlarına veya ağızlarına atmaları an meselesidir. Yabancı cisim kaçması dediğimiz hadise o kadar ani ve gürültülü gelişir ki, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Bir dakika önce gülen çocuk, bir dakika sonra morarmaya, öksürmeye başlar... Eğer solunum yollarına bir şey kaçtığından şüpheleniyorsanız, hiç vakit kaybetmeden en yakın acil servisin yolunu tutmak en doğrusudur, şakaya gelmez.
Bazen de sebep tamamen psikolojiktir, okul stresi ya da kardeş kıskançlığı bile miniklerin göğsüne görünmez bir taş koyabilir. Çocuktur deriz, ne derdi olacak deriz ama onların iç dünyasındaki fırtınalar bazen aynen böyle nefes darlığı şeklinde dışa vuruyor. Göğsüm sıkışıyor diye ağlayan bir çocuğun aslında sadece biraz ilgiye, sakinleşmeye ve "ben buradayım" diyen bir sese ihtiyacı olabilir. Tabii fiziksel bir sebep olmadığından emin olduktan sonra bu seçeneği düşünmekte fayda var.
Zatürre ya da tıp diliyle pnömoni, o yüksek ateşle birlikte gelip ciğerleri zorlayan o eski düşman. Sadece nefes darlığı yapmaz bu meret; yanında halsizlik, iştahsızlık ve bitmek bilmeyen o kuru, inatçı öksürükleri de getirir. Çocuğun soluk alıp verme hızını saymak, dakikada kaç kez nefes aldığını takip etmek bu aşamada hayat kurtarabilir. Eğer normalden çok daha hızlı ve kesik kesik nefes alıyorsa, vücut alarm veriyor demektir.
Biz yetişkinler kendi derdimizi anlatırız da, o minikler canının neresi yandığını tam söyleyemez ya, insanı en çok o kahrediyor zaten. Odadaki nem dengesini korumak, evi havalandırmak, parfümlü kimyasallardan uzak durmak aslında çok basit ama hayat kurtaran önlemler. Yine de geçmeyen, çocuğu uykusundan uyandıran veya dudaklarında morarma yapan bir solunum sıkıntısında uzman bir gözün görmesi şart. Kendimizi sakin tutmak, o panik anında çocuğa yansıtacağımız en son şey olmalı...
Astım dediğimiz o kadim baş belası, genellikle bu yaşlardaki ani tıkanmaların başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkabiliyor. Alerjiler, tozlar, mevsim geçişleri derken çocukların o minicik hava yolları bir anda kasılıp kalıyor işte. Hani böyle pipetle nefes almaya çalışırsınız ya, aynen öyle bir his... Çocuğun nefes alırken zorlandığını, kaburgalarının arasının derine doğru çöktüğünü fark ettiğiniz an zaten olay rengini belli ediyor.
Küçük afacanların dünyasında merak her şeyden önce gelir, yerdeki o boncuğu ya da minik oyuncak parçasını burunlarına veya ağızlarına atmaları an meselesidir. Yabancı cisim kaçması dediğimiz hadise o kadar ani ve gürültülü gelişir ki, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Bir dakika önce gülen çocuk, bir dakika sonra morarmaya, öksürmeye başlar... Eğer solunum yollarına bir şey kaçtığından şüpheleniyorsanız, hiç vakit kaybetmeden en yakın acil servisin yolunu tutmak en doğrusudur, şakaya gelmez.
Bazen de sebep tamamen psikolojiktir, okul stresi ya da kardeş kıskançlığı bile miniklerin göğsüne görünmez bir taş koyabilir. Çocuktur deriz, ne derdi olacak deriz ama onların iç dünyasındaki fırtınalar bazen aynen böyle nefes darlığı şeklinde dışa vuruyor. Göğsüm sıkışıyor diye ağlayan bir çocuğun aslında sadece biraz ilgiye, sakinleşmeye ve "ben buradayım" diyen bir sese ihtiyacı olabilir. Tabii fiziksel bir sebep olmadığından emin olduktan sonra bu seçeneği düşünmekte fayda var.
Zatürre ya da tıp diliyle pnömoni, o yüksek ateşle birlikte gelip ciğerleri zorlayan o eski düşman. Sadece nefes darlığı yapmaz bu meret; yanında halsizlik, iştahsızlık ve bitmek bilmeyen o kuru, inatçı öksürükleri de getirir. Çocuğun soluk alıp verme hızını saymak, dakikada kaç kez nefes aldığını takip etmek bu aşamada hayat kurtarabilir. Eğer normalden çok daha hızlı ve kesik kesik nefes alıyorsa, vücut alarm veriyor demektir.
Biz yetişkinler kendi derdimizi anlatırız da, o minikler canının neresi yandığını tam söyleyemez ya, insanı en çok o kahrediyor zaten. Odadaki nem dengesini korumak, evi havalandırmak, parfümlü kimyasallardan uzak durmak aslında çok basit ama hayat kurtaran önlemler. Yine de geçmeyen, çocuğu uykusundan uyandıran veya dudaklarında morarma yapan bir solunum sıkıntısında uzman bir gözün görmesi şart. Kendimizi sakin tutmak, o panik anında çocuğa yansıtacağımız en son şey olmalı...