Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
O küçücük göğüsten çıkan o ıslık sesi yok mu, insanın resmen yüreğini ağzına getiriyor. Gece yarısı aniden başlayan o incecik hırıltı, anne babanın gözüne uykuyu haram etmeye yeter de artar bile. Aslında mesele çok basit bir tıkanıklık mimarisi: Çocukların hava yolları henüz bir pipet kadar daracık. En ufak bir mukus birikmesinde, hafif bir nezlede bile o dar kanallardan geçen hava içeri sıkışıp feryat figan ses çıkarmaya başlıyor işte... Hani bazen rüzgarlı havada pencere aralığından bir ses gelir ya, tam olarak öyle bir durum. Dolayısıyla her hırıltıyı hemen en kötüsüne yormamak lazım ama kulak ardı etmek de olmaz.
Alerji dediğimiz illet artık çağımızın vebası oldu, çocukları da ilk buradan yakalıyor vallahi. Evdeki toz akarları, peluş oyuncaklar, halılar, hatta o çok sevdiğimiz evcil hayvanların tüyleri bile bu hırıltının baş şüphelisi olabilir. Vücut bu yabancı maddeleri düşman belleyip akciğerdeki o minik boruları hemen savunma amaçlı daraltıveriyor. Bakıyorsunuz çocuk neşeli, ateşi yok ama içeriden bir körük gibi ses geliyor durmadan. Eğer bu durum her bahar tekrarlıyorsa veya tozlu bir odaya girince çocuk hemen tıkanıyorsa... Genetik miras da buralarda bir yerde saklanıyordur kesin.
Krup sendromu denen o can sıkıcı hastalık kapıyı çaldıysa, hırıltı yerini resmen köpek havlamasına benzer eciş bücüş bir öksürüğe bırakır. Virüsler çocuğun gırtlak bölgesine yerleşip orayı ödemle şişirdiğinde nefes almak bir eziyete dönüşüyor abi ya. Anne baba olarak panik yapmamak elde değil, biliyorum, ama sakin kalmak bu işin ilk ilacı. Hemen çocuğu kucağınıza alıp banyoya koşun ve sıcak suyu açıp banyoyu tamamen buharla doldurun. Ya da tam tersi, kış ayındaysanız pencereyi açıp o soğuk ve temiz havayı derin derin içine çekmesini sağlayın; göreceksiniz o şişlikler dakikalar içinde nasıl da inecek.
Astım lafını duymak bile insanı ürkütüyor ama günümüzde artık o kadar da korkulacak bir dev değil kendisi. Tekrarlayan hırıltı atakları, özellikle geceleri azan o bitmek bilmeyen kuru öksürükler bize hep bu ipucunu verir. Akciğerlerin aşırı hassas olma durumudur bu, havayollarının sürekli bir tetikte bekleme hali... Doğru bir takiple, doktorun vereceği fıs fıs tarzı rahatlatıcılarla bu süreci tereyağından kıl çeker gibi atlatmak mümkün. Önemli olan çocuğun ne zaman sıkıştığını, hangi kokuların veya durumların onu tetiklediğini bir dedektif gibi izleyip bulmak.
Bebeklerin o meşhur kıkırdak dokusu henüz tam sertleşmediği için ilk aylarda çıkardıkları o hırıl gürül sesler aslında tamamen yapısal bir gevşeklikten ibaret. Tıptaki adı laringomalazi olan bu durum, bebek büyüyüp o kıkırdaklar güçlendikçe genellikle bir yaşına doğru kendiliğinden bıçak gibi kesilir. Yani çocuk nefes alırken hırıldıyor ama kilosu yerindeyse, emmesinde keyfinde bir sıkıntı yoksa boşuna evham yapıp kendinizi bitirmeyin. Zaman her şeyin ilacı derler ya, bu kıkırdak meselesi de aynen öyle, zamana bırakmaktan başka çare yok.
Yabancı cisim kaçması ise şakaya gelecek, yarın hallederiz denilecek bir mevzu asla değil, burası çok net! Çocuk bu, bulduğu her şeyi, o küçük boncuğu, fındığı fıstığı burnuna ağzına tıkmaya bayılır. Eğer çocuğunuz hiçbir hastalık belirtisi yokken, aniden, durup dururken bir anda hırıldamaya ve morarmaya başladıysa... İşte o an saniyelerin bile önemi var demektir. Hemen acilin yolunu tutmak, o kaçan cismin akciğere inmesini engellemek hayat kurtarır, benden söylemesi.
Alerji dediğimiz illet artık çağımızın vebası oldu, çocukları da ilk buradan yakalıyor vallahi. Evdeki toz akarları, peluş oyuncaklar, halılar, hatta o çok sevdiğimiz evcil hayvanların tüyleri bile bu hırıltının baş şüphelisi olabilir. Vücut bu yabancı maddeleri düşman belleyip akciğerdeki o minik boruları hemen savunma amaçlı daraltıveriyor. Bakıyorsunuz çocuk neşeli, ateşi yok ama içeriden bir körük gibi ses geliyor durmadan. Eğer bu durum her bahar tekrarlıyorsa veya tozlu bir odaya girince çocuk hemen tıkanıyorsa... Genetik miras da buralarda bir yerde saklanıyordur kesin.
Krup sendromu denen o can sıkıcı hastalık kapıyı çaldıysa, hırıltı yerini resmen köpek havlamasına benzer eciş bücüş bir öksürüğe bırakır. Virüsler çocuğun gırtlak bölgesine yerleşip orayı ödemle şişirdiğinde nefes almak bir eziyete dönüşüyor abi ya. Anne baba olarak panik yapmamak elde değil, biliyorum, ama sakin kalmak bu işin ilk ilacı. Hemen çocuğu kucağınıza alıp banyoya koşun ve sıcak suyu açıp banyoyu tamamen buharla doldurun. Ya da tam tersi, kış ayındaysanız pencereyi açıp o soğuk ve temiz havayı derin derin içine çekmesini sağlayın; göreceksiniz o şişlikler dakikalar içinde nasıl da inecek.
Astım lafını duymak bile insanı ürkütüyor ama günümüzde artık o kadar da korkulacak bir dev değil kendisi. Tekrarlayan hırıltı atakları, özellikle geceleri azan o bitmek bilmeyen kuru öksürükler bize hep bu ipucunu verir. Akciğerlerin aşırı hassas olma durumudur bu, havayollarının sürekli bir tetikte bekleme hali... Doğru bir takiple, doktorun vereceği fıs fıs tarzı rahatlatıcılarla bu süreci tereyağından kıl çeker gibi atlatmak mümkün. Önemli olan çocuğun ne zaman sıkıştığını, hangi kokuların veya durumların onu tetiklediğini bir dedektif gibi izleyip bulmak.
Bebeklerin o meşhur kıkırdak dokusu henüz tam sertleşmediği için ilk aylarda çıkardıkları o hırıl gürül sesler aslında tamamen yapısal bir gevşeklikten ibaret. Tıptaki adı laringomalazi olan bu durum, bebek büyüyüp o kıkırdaklar güçlendikçe genellikle bir yaşına doğru kendiliğinden bıçak gibi kesilir. Yani çocuk nefes alırken hırıldıyor ama kilosu yerindeyse, emmesinde keyfinde bir sıkıntı yoksa boşuna evham yapıp kendinizi bitirmeyin. Zaman her şeyin ilacı derler ya, bu kıkırdak meselesi de aynen öyle, zamana bırakmaktan başka çare yok.
Yabancı cisim kaçması ise şakaya gelecek, yarın hallederiz denilecek bir mevzu asla değil, burası çok net! Çocuk bu, bulduğu her şeyi, o küçük boncuğu, fındığı fıstığı burnuna ağzına tıkmaya bayılır. Eğer çocuğunuz hiçbir hastalık belirtisi yokken, aniden, durup dururken bir anda hırıldamaya ve morarmaya başladıysa... İşte o an saniyelerin bile önemi var demektir. Hemen acilin yolunu tutmak, o kaçan cismin akciğere inmesini engellemek hayat kurtarır, benden söylemesi.