Çocuklarda besin alerjisi belirtileri

Çocuklarda besin alerjisi belirtileri

Ahmet Katan

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Ahmet Katan
Gözümüzden sakındığımız o küçücük bedenler, sofraya koyduğumuz bir kaşık çorbayla birdenbire devasa bir mücadele alanına dönüşebiliyor. Bir anne babanın, evladının cildinde beliren o ani kırmızılığı gördüğü an yaşadığı dehşeti vallahi ancak yaşayan bilir... Yüreğin güm güm atar, nefesin kesilir. Dün iştahla yediği o fıstık ezmesi mi yaptı bunu, yoksa sabah kahvaltısındaki yumurta mı? İşte tam o saniyede anlıyoruz ki, evimizdeki en büyük tehlike bazen en masum sandığımız tabakta saklanıyor.

Ciltte aniden patlayan o kaşıntılı kabartılar, aslında vücudun içeriye giren yabancı bir ajana karşı başlattığı o amansız savaşın ilk çığlığıdır. Hani derler ya “çocuktur, bir şey dokunmuştur geçer” diye... Yok abi, öyle kolay geçmiyor işte! Bazen o kızarıklıklar dakikalar içinde bütün vücudu sarıveriyor, göz kapakları şişiyor, minik eller kaşınmaktan kanatacak raddeye geliyor. Bir bakmışsın, o güleryüzlü çocuk gitmiş; yerine acıyla kıvranan, huysuzluktan ne yapacağını bilemeyen çaresiz bir bebek gelmiş.

Soluk borusundaki o daralma hissi var ya, bir ebeveynin ömründen tam on yıl götürür! Çocuğunuz aniden hırlamaya başladığında, nefes alırken o göğsü yukarı aşağı hızla inip çıktığında zaman adeta durur. Tıkanıyor mu, alerjik şok mu geçiriyor, ne oluyor? Öksürük nöbetleri birbirini kovalarken o minicik akciğerlerin havaya ulaşmak için verdiği mücadele... İnsan o an Tanrı’ya yalarmaktan başka hiçbir şey yapamıyor, eli ayağı buz kesiyor.

Sindirim sisteminin feryadı ise kendini hiç gizlemez, pat diye vurur yüzümüze! Sürekli tekrarlayan, bir türlü durdurulamayan o kusmalar veya fışkırır tarzda ishaller... Acaba üşüttü mü deriz önce, kendimizi kandırmaya çalışırız ama hayır, bünye o besini kabullenmiyor işte, dışarı fırlatmak istiyor. Gaz sancısından bacaklarını karnına çekip çığlık çığlığa ağlayan bir bebeğin sesini hangi ana baba unutabilir ki? İçin parçalanır, elin kolun bağlanır.

Bazen de belirtiler o kadar sinsice yaklaşır ki, ne olduğunu anlayana kadar haftalar geçer. Hani hafif bir burun akıntısı dersin, geçmeyen bir pişik sanırsın ya... Meğer vücut dipte için için yanıyormuş! Kaka yaparken zorlanmalar, içinde görülen o küçücük kan damlaları... Şok olursun! Süt mü yaptı bunu şimdi, koskoca anne sütü mü yoksa mamadaki o proteinler mi?

Hemen panikle acillere koşmak yerine soğukkanlı kalmayı başarmak zorundayız, başka çaremiz yok. Ne zaman neyin patlak vereceğini bilemediğimiz bu yolda, çocuğumuzun tabağına giren her şeyi bir dedektif gibi izlemek zorundayız artık. Bugün tölere ettiği bir gıda yarın bir canavara dönüşebilir mi? Maalesef evet. Günlük tutacağız, gerekirse her lokmayı nota dökeceğiz ama o minik bedenleri bu görünmez düşmana karşı asla yalnız bırakmayacağız.
 
Geri