Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakarken elin kazara boynuna gider ya hani, birden o ufak sertliği hissedersin... Bütün dertlerin ortasında bir de bu çıkar gelir, insanın yüreğine incecik bir sızı düşürür. Vücut dediğimiz bu karmaşık makine, aslında içerde bir şeyler ters gittiğinde hemen sesini yükseltmez, önce böyle sessizce bir uyarı verir. Lenf bezleri, o minik savunma askerleri, mikroplarla savaşa tutuştuğunda işte böyle büyüyüverir boyunda.
Bazen sıradan bir diş ağrısıdır bütün bu kargaşanın sebebi, bazen de can sıkıcı bir boğaz enfeksiyonu... Vücudun savunma mekanizması öyle hassas bir dengede çalışır ki, üst solunum yollarında beliren ufacık bir virüs bile o lenf düğümlerini teyakkuza geçirmeye yeter. Kendi kendine sorarsın, "Yahu daha dün bir şey yoktu, bu şişlik de nereden türedi şimdi?" diye. Vallahi insanı bir anda vesvesenin kucağına itiyor bu küçük yumrular.
Grip olursun, havalar bir ısınır bir soğur ya, işte tam o geçişlerde yakalanırsan bir şeye... Boyundaki o bezeler hemen fark ettirir kendini. Lenf sıvısı vücudu süzüp temizlerken mikropları o düğümlere hapseder, hapsedince de beze şişer doğal olarak. Basit bir soğuk algınlığının, sıradan bir kulak iltihabının ardında bıraktığı o küçük ama endişe verici izlerdir bunlar.
Uzun süre geçmeyen, günden güne büyüyen ve dokunduğunda acımayan o sert kitleler var ya... İşte onlar biraz daha dikkatli bakmayı, bir uzmanın kapısını çalmayı gerektirir. Sadece basit bir mikrop değil ki mesele, bazen bağışıklık sisteminin kendi kendine kontrolden çıkması, bazen de çok daha derin, karmaşık süreçler yatar o sessizliğin altında. İnsan bilmeyince korkuyor haliyle, ne olduğunu anlayamamak yoruyor ruhu...
Dokundukça canın yanıyorsa, o şişlik yumuşaksa ve hareket ediyorsa içini biraz rahat tutabilirsin abi ya. Ağrılı bezeler genelde vücudun aktif bir enfeksiyonla mücadele ettiğinin, yani savunma sisteminin tıkır tıkır çalıştığının bir göstergesidir. Ağrı yoksa, o beze taş gibi sertleşip olduğu yere çakılı kaldıysa işte o zaman vakit kaybetmeden bir doktora görünmek en akıllıca yol olur.
Sürekli eliyle o bölgeyi kurcalayıp duruyor insan, rahat bırakamıyoruz ki kendimizi... Oysa ne kadar çok oynarsan, o bölgeyi ne kadar tahriş edersen o beze de o kadar geç inecektir. Bir süre kendi haline bırakmak, vücudun o amansız mücadelesini sessizce tamamlamasına izin vermek gerekir bazen. İyileşme dediğimiz şey zaman ister, sabır ister...
Bazen sıradan bir diş ağrısıdır bütün bu kargaşanın sebebi, bazen de can sıkıcı bir boğaz enfeksiyonu... Vücudun savunma mekanizması öyle hassas bir dengede çalışır ki, üst solunum yollarında beliren ufacık bir virüs bile o lenf düğümlerini teyakkuza geçirmeye yeter. Kendi kendine sorarsın, "Yahu daha dün bir şey yoktu, bu şişlik de nereden türedi şimdi?" diye. Vallahi insanı bir anda vesvesenin kucağına itiyor bu küçük yumrular.
Grip olursun, havalar bir ısınır bir soğur ya, işte tam o geçişlerde yakalanırsan bir şeye... Boyundaki o bezeler hemen fark ettirir kendini. Lenf sıvısı vücudu süzüp temizlerken mikropları o düğümlere hapseder, hapsedince de beze şişer doğal olarak. Basit bir soğuk algınlığının, sıradan bir kulak iltihabının ardında bıraktığı o küçük ama endişe verici izlerdir bunlar.
Uzun süre geçmeyen, günden güne büyüyen ve dokunduğunda acımayan o sert kitleler var ya... İşte onlar biraz daha dikkatli bakmayı, bir uzmanın kapısını çalmayı gerektirir. Sadece basit bir mikrop değil ki mesele, bazen bağışıklık sisteminin kendi kendine kontrolden çıkması, bazen de çok daha derin, karmaşık süreçler yatar o sessizliğin altında. İnsan bilmeyince korkuyor haliyle, ne olduğunu anlayamamak yoruyor ruhu...
Dokundukça canın yanıyorsa, o şişlik yumuşaksa ve hareket ediyorsa içini biraz rahat tutabilirsin abi ya. Ağrılı bezeler genelde vücudun aktif bir enfeksiyonla mücadele ettiğinin, yani savunma sisteminin tıkır tıkır çalıştığının bir göstergesidir. Ağrı yoksa, o beze taş gibi sertleşip olduğu yere çakılı kaldıysa işte o zaman vakit kaybetmeden bir doktora görünmek en akıllıca yol olur.
Sürekli eliyle o bölgeyi kurcalayıp duruyor insan, rahat bırakamıyoruz ki kendimizi... Oysa ne kadar çok oynarsan, o bölgeyi ne kadar tahriş edersen o beze de o kadar geç inecektir. Bir süre kendi haline bırakmak, vücudun o amansız mücadelesini sessizce tamamlamasına izin vermek gerekir bazen. İyileşme dediğimiz şey zaman ister, sabır ister...