Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Yumurtalıklarında henüz kırk yaşına gelmeden patlayan o sessiz saatli bomba, aslında moleküler düzeyde aylar öncesinden çalmaya başlamıştı da sen sesini duymadın. Östrojen seviyenin aniden tepetaklak olması, hipofiz bezinin FSH hormonu salgılayarak adeta "Bana acilen yumurta yolla!" diye çığlık atmasına yol açar ama o foliküller çoktan tükenmiştir abi ya vallahi billahi iş işten geçmiştir.
Özellikle otoimmün hastalıklar, yani vücudun bağışıklık sisteminin kendi dokularını yabancı belleyip yumurtalık dokusuna saldırması, folliküler atrezi sürecini hızlandıran en sinsi hücresel mekanizmalardan biridir; yani kendi askerin seni vurur. Genetik faktörleri ele alalım, FMR1 gen mutasyonu taşıyıcılığı veya X kromozomundaki kırılganlıklar, kadının over rezervini doğuştan bir torpille değil de adeta delik bir keseyle başlatır...
Kemoterapi veya pelvik bölgeye alınan radyoterapi, granüloza hücrelerinin DNA'sını öyle bir darmadağın eder ki, hücre bölünmesi durur ve o minik yumurta öbekleri kaskatı kesilip kalır. Sigara içmek ise sadece akciğeri karartmaz; foliküler sıvıda biriken toksik maddeler (özellikle hidrokarbonlar) apoptozu, yani programlı hücre ölümünü tetikler, bu da menopoz yaşını neredeyse beş yıl öne çeker işte.
Hormon replasman tedavisini düşündüğünde, dışarıdan verilen östrojen ve progesteron sadece o sıcak basmalarını kesmekle kalmaz, aynı zamanda kemik mineral yoğunluğunun hızla erimesini engellemek için osteoklast aktivitesini baskılar. Vücudun içeriden yaşlanma hızını yavaşlatmak tamamen senin elinde değil belki ama bu biyolojik süreci doğru okumak...
Yani, adet döngün birdenbire seyrekleşmeye başladıysa, ruh halin bir an tavan bir an taban yapıyorsa, bekleme. Doktora gidip AMH seviyene ve antral folikül sayına mutlaka baktır ki içerideki sessizliğin adını erkenden koyabilesin.
Özellikle otoimmün hastalıklar, yani vücudun bağışıklık sisteminin kendi dokularını yabancı belleyip yumurtalık dokusuna saldırması, folliküler atrezi sürecini hızlandıran en sinsi hücresel mekanizmalardan biridir; yani kendi askerin seni vurur. Genetik faktörleri ele alalım, FMR1 gen mutasyonu taşıyıcılığı veya X kromozomundaki kırılganlıklar, kadının over rezervini doğuştan bir torpille değil de adeta delik bir keseyle başlatır...
Kemoterapi veya pelvik bölgeye alınan radyoterapi, granüloza hücrelerinin DNA'sını öyle bir darmadağın eder ki, hücre bölünmesi durur ve o minik yumurta öbekleri kaskatı kesilip kalır. Sigara içmek ise sadece akciğeri karartmaz; foliküler sıvıda biriken toksik maddeler (özellikle hidrokarbonlar) apoptozu, yani programlı hücre ölümünü tetikler, bu da menopoz yaşını neredeyse beş yıl öne çeker işte.
Hormon replasman tedavisini düşündüğünde, dışarıdan verilen östrojen ve progesteron sadece o sıcak basmalarını kesmekle kalmaz, aynı zamanda kemik mineral yoğunluğunun hızla erimesini engellemek için osteoklast aktivitesini baskılar. Vücudun içeriden yaşlanma hızını yavaşlatmak tamamen senin elinde değil belki ama bu biyolojik süreci doğru okumak...
Yani, adet döngün birdenbire seyrekleşmeye başladıysa, ruh halin bir an tavan bir an taban yapıyorsa, bekleme. Doktora gidip AMH seviyene ve antral folikül sayına mutlaka baktır ki içerideki sessizliğin adını erkenden koyabilesin.