Boyun ağrısı neden olur?

Boyun ağrısı neden olur?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Boyun ağrısı dediğin şey, aslında omuzların üstünde dünyayı taşımaktan yorulan tepe noktasının feryadıdır; bazen sadece ters bir hareketle başlar, bazen de ayların birikimiyle yerleşir oraya. C7 omurunun hemen üzerindeki o daracık alana sıkışıp kalan sinir kökleri, bir sabah uyandığınızda size hayatı dar edebilir. İnsan modern hayatın içinde sürekli öne doğru eğilerek yaşarken, fark etmiyor omurgasına binen o korkunç yerçekimi yükünü. Trapez kasları gerildikçe geriliyor, lifler düğüm düğüm oluyor, sonra ayıkla pirincin taşını... Vallahi billahi bazen insan kafasını gövdesine ağır gelen bir taş gibi hissediyor, taşımak istemiyor.

Yastık seçimi bu işin öyle bir püf noktası ki, hani derler ya her şeyin başı sağlık, işte yatak odasındaki o gizli düşmanı çoğumuz görmüyoruz bile. Servikal lordoz dediğimiz o doğal boyun kavisini desteklemeyen, içi çökmüş ya da gereğinden fazla sert olan o nesneler, gece boyu omurları adeta bir mengene gibi sıkıştırıyor. Sabaha karşı boynunu milim kıpırdatamadan uyanıp tavana bakan o çaresiz insanı düşünün bir; ne tarafa dönse batıyor, ne tarafa dönse acı... Keşke o ortopedik, boyun boşluğunu tam dolduran süngerlerden birini zamanında edinseydiniz, iş buralara gelmeden evvel yani.

Telefon ekranına saatlerce o hipnotize olmuş gibi bakışımız yok mu, işte o an anatomik bir intiharın eşiğindeyiz aslında. Baş öne her santim eğildiğinde, boyun omurlarına binen yük katlanarak artıyor, sanki ensenize gizlice bir çimento torbası bırakıyorlar. Fleksiyon pozisyonunda uzun süre kalmak, disklerin arkaya doğru taşmasına, yani o meşhur fıtıklara zemin hazırlıyor. Bak bakalım şimdi etrafına, otobüste, kafede herkesin kafası önde, herkes kendi boynunu kendi elleriyle cezalandırıyor... Sonra da bir sızı başlıyor enseden kürek kemiklerine doğru, hani bıçak saplanır gibi derler ya, tam olarak öyle.

Stres denilen o görünmez canavar, ruhu kemirdiği yetmiyormuş gibi gidip en zayıf bulduğu kas grubuna, yani boyun ve omuz kavşağına yerleşiyor direkt. Kaygılanınca, öfkelenince, geleceği düşünmekten uykular kaçınca fark etmeden omuzları kulaklara doğru dikiyor insan, kasılıyor bütün gövde. Oksipital bölgeden başlayan o zonklama, parasempatik sistemin tamamen çöküşünün, vücudun "artık dayanamıyorum" deyişinin somut bir kanıtıdır. Abi yok yani, kafayı rahatlatmadan o ensedeki sertliği, o beton gibi olmuş kasları gevşetmek imkansız, ne sürersen sür fayda etmiyor.

Disklerin arasındaki o jelatinöz sıvının, yaş aldıkça ya da nemsiz kaldıkça kuruyup gitmesi, kemiklerin birbirine sürtünmesine yol açan o hazin süreci başlatıyor. Dejeneratif disk hastalığı diyor tıp dünyası buna ama halk arasında düpedüz kireçlenme işte, omurganın paslanması bir nevi. Hareket ettikçe o kütürdeme seslerini duyarsınız ya, hani sanki içeride bir şeyler kırılıyor gibi olur... İşte o anlarda omurlar arasındaki o amortisör görevi gören yapılar görevini yapamıyor demektir, sürtünme arttıkça yangı büyüyor.

Klimaların o buz gibi, direkt ense köküne vuran acımasız hava akımı, kas liflerini anında dondurup spazma sokan bir diğer büyük sabıkalıdır. Miyofasiyal ağrı sendromu denilen illet, tam da böyle rüzgarlı bir günde, araba camı açık seyahat ettikten sonra gelip yapışır insanın yakasına. Kas saniyeler içinde kendini korumak için öyle bir büzüşüyor ki, oksijen gitmiyor o dokuya, laktik asit birikiyor da birikiyor. Bir yudum sıcak kompres, birazcık o bölgeyi sıcak tutmak bazen ilaçlardan çok daha hızlı çözer o düğümü, kendinizi rüzgardan sakının derim.

Boyundan kollara doğru yayılan, parmak uçlarında uyuşma ve karıncalanmayla kendini gösteren o acayip his, durumun sadece kasla sınırlı kalmadığının sinyalidir. Radikülopati dedikleri, sinir kökünün o fıtıklaşan doku tarafından resmen nefessiz bırakılması durumudur bu, şakaya gelmez. Güç kaybı başladıysa, elinizdeki kahve fincanını tutarken zorlanıyorsanız, o omurga sinyali çoktan kırmızıya döndürmüş demektir... İhmal etmek, o acıyla yaşamaya alışmaya çalışmak sadece süreci daha da geri dönülemez bir yola sokar, benden söylemesi.
 
Geri