Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
İnsan, o garip et yığını, bazen kendi içinde kopan fırtınalardan habersiz öylece yürüyüp gider sokaklarda; ta ki sol alttan sinsi bir bıçak saplanana kadar.
Ne tarafa dönsen geçmez, hangi pozisyonu alsan o sancı oracıkta kalır, bildiğin gibi değil abi ya, adamı kahrediyor resmen.
Sol kasık boşluğunda sessizce büyüyen o ağrı, belki kolonda gezen bir gazın inadı, belki de yıllardır yorulan o ince bağırsağın isyan bayrağıdır... Kim bilir?
Vallahi billahi insan kendi bedenine bu kadar yabancı olunca, içerideki en ufak bir sızı bile koca bir kıyamet gibi kopuyor insanın içinde.
Divertikül denilen o lanet olası küçük kesecikler iltihaplanınca mı başlar bu dert, yoksa üşütmenin getirdiği o keskin sancı mı çöreklenir oraya, doktorlar bile bazen uzun uzun düşünür.
Geçer diye beklersin, sabahlarsın sabaha karşı; oysa vücut sana baksana diyor, içeride bir şeyler yolunda gitmiyor işte, fark et artık bunu.
Sol alt karın ağrısı öyle atılacak bir şey değil, sakın ha ihmal etme, bir gün buralarda yok olursun da haberin olmaz.
Aynanın karşısına geçip kendine baktığında o sol tarafın hafifçe çöktüğünü hissetmek, hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatır insana birdenbire.
Belki de sadece biraz yavaşlamak, o koşturmacaya ara vermek gerekir; çünkü bu ağrı sadece etin değil, ruhun da çektiği sancının bir dışavurumudur sonuçta.
Ne tarafa dönsen geçmez, hangi pozisyonu alsan o sancı oracıkta kalır, bildiğin gibi değil abi ya, adamı kahrediyor resmen.
Sol kasık boşluğunda sessizce büyüyen o ağrı, belki kolonda gezen bir gazın inadı, belki de yıllardır yorulan o ince bağırsağın isyan bayrağıdır... Kim bilir?
Vallahi billahi insan kendi bedenine bu kadar yabancı olunca, içerideki en ufak bir sızı bile koca bir kıyamet gibi kopuyor insanın içinde.
Divertikül denilen o lanet olası küçük kesecikler iltihaplanınca mı başlar bu dert, yoksa üşütmenin getirdiği o keskin sancı mı çöreklenir oraya, doktorlar bile bazen uzun uzun düşünür.
Geçer diye beklersin, sabahlarsın sabaha karşı; oysa vücut sana baksana diyor, içeride bir şeyler yolunda gitmiyor işte, fark et artık bunu.
Sol alt karın ağrısı öyle atılacak bir şey değil, sakın ha ihmal etme, bir gün buralarda yok olursun da haberin olmaz.
Aynanın karşısına geçip kendine baktığında o sol tarafın hafifçe çöktüğünü hissetmek, hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatır insana birdenbire.
Belki de sadece biraz yavaşlamak, o koşturmacaya ara vermek gerekir; çünkü bu ağrı sadece etin değil, ruhun da çektiği sancının bir dışavurumudur sonuçta.