Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen yaz bizim eski istihbarat şefinin odasında oturuyoruz, adam önündeki devasa simidi yarılamış, bir yandan da bana dert yanıyor; "Yahu ne yapsam şu göbek gitmiyor kardeşim, doktora gidip çektireceğim en sonunda" diyor. İşte o an dank etti kafama; hepimiz bir yerlerde biriken o inatçı yağlardan öyle ya da böyle illallah etmişiz. Sonra ne mi oldu? Bizim şef o operasyonu yaptırdı, ilk birkaç ay tığ gibi gezdi ortalıkta ama geçenlerde bir baktım, o eski göbek hafiften selamsız sabahsız geri dönmüş gibi... İnsan sormadan edemiyor tabii, bu bölgesel yağ aldırma işi gerçekten kalıcı mı, yoksa sadece geçici bir rüya mı görüyoruz?
Vallahi billahi işin sırrı aslında biyolojimizde saklı ama biz her şeyi sihirli bir değnek sandığımız için faturayı hemen doktora kesiyoruz. Operasyon masasına yattığınızda o cihazlar oradaki yağ hücrelerini resmen evlerinden tahliye ediyor, yani hücre sayısı net olarak azalıyor. Gelgelelim, kalan hücrelerin de bir canı, bir genişleme kapasitesi var abi! Sen ameliyattan sonra "nasıl olsa kurtuldum" deyip eski tencere tencere makarna yeme alışkanlığına dönersen, o kalan hücreler öyle bir şişer ki... Yani demem o ki, giden hücreler geri gelmiyor belki ama arkada bıraktıkların seni pişman etmeye yetiyor.
Geçenlerde klinikte bir uzmanla kahve içiyoruz, adam meslek hayatı boyunca binlerce hastanın vücuduna dokunmuş, bana ne dedi biliyor musunuz? "Biz oradaki haritayı değiştiriyoruz ama coğrafyanın iklimini hasta belirliyor" dedi; ne kadar doğru bir tespit değil mi? Şöyle düşünün, bir bahçeniz var ve zararlı otları kökünden söktünüz, ee sulamaya ve gübrelemeye devam ederseniz yan taraftan başka otlar fışkırmayacak mı? Spor salonunun kapısını sadece check-in yapmak için kullananlar, operasyon sonrasında genellikle hayal kırıklığına uğruyor. Kendine iyi bakmayacaksan, o acıya, o korselere, o dökülen paralara gerçekten yazık günah...
Peki, şimdi ne yapacağız, bu işten tamamen uzak mı duracağız derseniz, yok öyle bir şey de demiyorum aslında. Eğer o son kalan, diyetle ve deli gibi sporla bir türlü eritemediğin inatçı simit bölgesinden kurtulmak istiyorsan bu yöntem tam bir cankurtaran. Ama beklentiyi doğru ayarlamak şart; bu bir zayıflama yöntemi değil, sadece bir vücut şekillendirme sanatı. Yani tartıdaki ibre pat diye yirmi kilo düşmeyecek, sadece aynaya baktığında o seni sinir eden fazlalık gitmiş olacak. Eğer bu mantığı kavrayıp hayat tarzını azıcık değiştirirsen, evet, o zaman bu operasyon ömürlük bir yatırıma dönüşebilir.
Bizim şefin durumuna döndüm yine bak, adam şimdi kara kara düşünüyor yeniden mi gitsem doktora diye... Hiç gerek yok aslında, tek yapması gereken o boğazı biraz tutup akşamları sahilde iki tur atmaktı ama işte, insanoğlu kolay yolu seviyor. Siz siz olun, bedeninize yaptığınız bu büyük iyiliği mutfakta kendi ellerinizle sabote etmeyin. Neyse, lafı çok uzattım yine, benim de şu akşam yürüyüşünü kaçırmamam lazım zaten...
Vallahi billahi işin sırrı aslında biyolojimizde saklı ama biz her şeyi sihirli bir değnek sandığımız için faturayı hemen doktora kesiyoruz. Operasyon masasına yattığınızda o cihazlar oradaki yağ hücrelerini resmen evlerinden tahliye ediyor, yani hücre sayısı net olarak azalıyor. Gelgelelim, kalan hücrelerin de bir canı, bir genişleme kapasitesi var abi! Sen ameliyattan sonra "nasıl olsa kurtuldum" deyip eski tencere tencere makarna yeme alışkanlığına dönersen, o kalan hücreler öyle bir şişer ki... Yani demem o ki, giden hücreler geri gelmiyor belki ama arkada bıraktıkların seni pişman etmeye yetiyor.
Geçenlerde klinikte bir uzmanla kahve içiyoruz, adam meslek hayatı boyunca binlerce hastanın vücuduna dokunmuş, bana ne dedi biliyor musunuz? "Biz oradaki haritayı değiştiriyoruz ama coğrafyanın iklimini hasta belirliyor" dedi; ne kadar doğru bir tespit değil mi? Şöyle düşünün, bir bahçeniz var ve zararlı otları kökünden söktünüz, ee sulamaya ve gübrelemeye devam ederseniz yan taraftan başka otlar fışkırmayacak mı? Spor salonunun kapısını sadece check-in yapmak için kullananlar, operasyon sonrasında genellikle hayal kırıklığına uğruyor. Kendine iyi bakmayacaksan, o acıya, o korselere, o dökülen paralara gerçekten yazık günah...
Peki, şimdi ne yapacağız, bu işten tamamen uzak mı duracağız derseniz, yok öyle bir şey de demiyorum aslında. Eğer o son kalan, diyetle ve deli gibi sporla bir türlü eritemediğin inatçı simit bölgesinden kurtulmak istiyorsan bu yöntem tam bir cankurtaran. Ama beklentiyi doğru ayarlamak şart; bu bir zayıflama yöntemi değil, sadece bir vücut şekillendirme sanatı. Yani tartıdaki ibre pat diye yirmi kilo düşmeyecek, sadece aynaya baktığında o seni sinir eden fazlalık gitmiş olacak. Eğer bu mantığı kavrayıp hayat tarzını azıcık değiştirirsen, evet, o zaman bu operasyon ömürlük bir yatırıma dönüşebilir.
Bizim şefin durumuna döndüm yine bak, adam şimdi kara kara düşünüyor yeniden mi gitsem doktora diye... Hiç gerek yok aslında, tek yapması gereken o boğazı biraz tutup akşamları sahilde iki tur atmaktı ama işte, insanoğlu kolay yolu seviyor. Siz siz olun, bedeninize yaptığınız bu büyük iyiliği mutfakta kendi ellerinizle sabote etmeyin. Neyse, lafı çok uzattım yine, benim de şu akşam yürüyüşünü kaçırmamam lazım zaten...