Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Ultrason raporunda o kelimeyi ilk gördüğünüzde içinizin şöyle bir cız etmesi çok normal, hepimiz insanız sonuçta. Korkmayın hemen, böbrek kisti dediğimiz şeylerin ezici bir çoğunluğu aslında içi berrak sıvı dolu, kendi halinde takılan zararsız baloncuklardan ibaret. Hatta tıpta biz bunlara basit kist diyoruz ki adı üstünde, öyle büyütülecek bir numaraları yok. Yani o ilk panik anını atlattıysanız gelin biraz detaylara bakalım, içiniz tamamen rahat etsin.
Doktorunuz "takibe alalım" dediyse bu durum her şeyin yolunda olduğu anlamına gelir genellikle. Altı ayda veya yılda bir kez gidip bir ultrason çektirmek inanılmaz derecede basit bir işlem zaten. Bu rutin kontroller kistin büyüyüp büyümediğini ya da içinin yapısının değişip değişmediğini anlamak adına yapılır. Yani ortada acil bir durum yok, sadece işi şansa bırakmıyoruz o kadar...
Bazen de öyle bir sızı yapar ki insanı hayattan bezdirir, vallahi bak. Sırtınızda ya da yan tarafınızda hafif ama sürekli bir dolgunluk hissi, bazen de künt bir ağrı hissediyorsanız suçlu bizim bu ufaklık olabilir. Tabii her ağrıyı da hemen kiste bağlamamak lazım ama yine de vücudun sesine kulak vermek şart. Eğer kist büyüyüp çevre dokulara baskı yapıyorsa, o zaman gerçekten de varlığını hissettirmeye başlıyor.
Gidip internette abuk subuk forum yazılarını okuyup kendi kendinizi strese sokmayın, rica ediyorum. Yok kansere döner mi, yok böbreğimi kaybeder miyim gibi senaryolar yazıp geceleri uykusuz kalmanın kimseye faydası yok. Şunu aklınızdan çıkarmayın; basit kistlerin kötü huylu bir şeye dönüşme ihtimali neredeyse yok denecek kadar azdır. Ama tabii kistin içinde kireçlenme, duvar kalınlaşması gibi durumlar varsa iş değişir, onu da zaten ürolog yapısal olarak hemen fark eder.
Peki, bu kistler durup dururken neden ortaya çıkıyor derseniz, aslında yaşla çok doğrudan bir bağlantısı var. Saçlarımızın beyazlaması ya da yüzümüzün kırışması ne kadar doğalsa, yaşlandıkça böbreklerde bu tarz ufak tefek kistlerin oluşması da o kadar normal bir süreç. Özellikle elli yaşını geçmiş bireylerin neredeyse yarısında en az bir tane kist bulunuyor desem inanır mısınız? Yani yalnız değilsiniz, bu neredeyse hepimizin başına gelen fizyolojik bir durum.
Ameliyat lafını duyunca hemen eli ayağı titreyenler var, durun yahu hemen en kötü senaryoyu kurmayın... Her kist ameliyat edilmez, hatta çok büyük bir kısmına ömür boyu hiç dokunulmaz bile. Sadece çok büyüyüp idrar yollarını tıkadığında, enfeksiyona yol açtığında veya durdurulamayan ağrılar yaptığında müdahale düşünülür. O müdahaleler de artık eski usul büyük kesilerle değil, kapalı yöntemlerle tereyağından kıl çeker gibi hallediliyor.
Bol su içmek her derde deva derler ya, böbrek sağlığı söz konusu olduğunda bu durum kelimenin tam anlamıyla hayati bir önem taşıyor. Vücudu susuz bırakmamak, böbreklerin yükünü hafifletmek ve o kistlerin çevre dokularla uyum içinde kalmasını sağlamak için gün içinde bardağınızı hiç boş bırakmayın. Sadece su içerek bile organlarınıza ne kadar büyük bir iyilik yaptığınızı bilseniz şaşarsınız. Kendinize iyi bakın, düzenli kontrollerinizi aksatmayın ve en önemlisi de durduk yere canınızı sıkıp o güzel moralinizi bozmayın.
Doktorunuz "takibe alalım" dediyse bu durum her şeyin yolunda olduğu anlamına gelir genellikle. Altı ayda veya yılda bir kez gidip bir ultrason çektirmek inanılmaz derecede basit bir işlem zaten. Bu rutin kontroller kistin büyüyüp büyümediğini ya da içinin yapısının değişip değişmediğini anlamak adına yapılır. Yani ortada acil bir durum yok, sadece işi şansa bırakmıyoruz o kadar...
Bazen de öyle bir sızı yapar ki insanı hayattan bezdirir, vallahi bak. Sırtınızda ya da yan tarafınızda hafif ama sürekli bir dolgunluk hissi, bazen de künt bir ağrı hissediyorsanız suçlu bizim bu ufaklık olabilir. Tabii her ağrıyı da hemen kiste bağlamamak lazım ama yine de vücudun sesine kulak vermek şart. Eğer kist büyüyüp çevre dokulara baskı yapıyorsa, o zaman gerçekten de varlığını hissettirmeye başlıyor.
Gidip internette abuk subuk forum yazılarını okuyup kendi kendinizi strese sokmayın, rica ediyorum. Yok kansere döner mi, yok böbreğimi kaybeder miyim gibi senaryolar yazıp geceleri uykusuz kalmanın kimseye faydası yok. Şunu aklınızdan çıkarmayın; basit kistlerin kötü huylu bir şeye dönüşme ihtimali neredeyse yok denecek kadar azdır. Ama tabii kistin içinde kireçlenme, duvar kalınlaşması gibi durumlar varsa iş değişir, onu da zaten ürolog yapısal olarak hemen fark eder.
Peki, bu kistler durup dururken neden ortaya çıkıyor derseniz, aslında yaşla çok doğrudan bir bağlantısı var. Saçlarımızın beyazlaması ya da yüzümüzün kırışması ne kadar doğalsa, yaşlandıkça böbreklerde bu tarz ufak tefek kistlerin oluşması da o kadar normal bir süreç. Özellikle elli yaşını geçmiş bireylerin neredeyse yarısında en az bir tane kist bulunuyor desem inanır mısınız? Yani yalnız değilsiniz, bu neredeyse hepimizin başına gelen fizyolojik bir durum.
Ameliyat lafını duyunca hemen eli ayağı titreyenler var, durun yahu hemen en kötü senaryoyu kurmayın... Her kist ameliyat edilmez, hatta çok büyük bir kısmına ömür boyu hiç dokunulmaz bile. Sadece çok büyüyüp idrar yollarını tıkadığında, enfeksiyona yol açtığında veya durdurulamayan ağrılar yaptığında müdahale düşünülür. O müdahaleler de artık eski usul büyük kesilerle değil, kapalı yöntemlerle tereyağından kıl çeker gibi hallediliyor.
Bol su içmek her derde deva derler ya, böbrek sağlığı söz konusu olduğunda bu durum kelimenin tam anlamıyla hayati bir önem taşıyor. Vücudu susuz bırakmamak, böbreklerin yükünü hafifletmek ve o kistlerin çevre dokularla uyum içinde kalmasını sağlamak için gün içinde bardağınızı hiç boş bırakmayın. Sadece su içerek bile organlarınıza ne kadar büyük bir iyilik yaptığınızı bilseniz şaşarsınız. Kendinize iyi bakın, düzenli kontrollerinizi aksatmayın ve en önemlisi de durduk yere canınızı sıkıp o güzel moralinizi bozmayın.