Ameliyat sonrası beslenme nasıl olmalı?

Ameliyat sonrası beslenme nasıl olmalı?

Ahmet Katan

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Ahmet Katan
Bıçak altına yatıp o ameliyat masasından kalktıktan sonra iş bitiyor sanıyoruz ama vallahi asıl macera o zaman başlıyor. Vücut resmen ağır bir savaştan çıkmış gibi hırpalanmış, hücreler neye uğradığını şaşırmış durumda... İşte tam bu evrede mutfağa bakış açımızı kökten değiştirmemiz gerekiyor. Hani o canımızın çektiği ağır hamur işleri, şerbetli tatlılar var ya, bir süre onlara tamamen veda etmek şart. Neden derseniz, anestezi dediğimiz o ilaç yükü bağırsakları resmen tembelleştiriyor, sindirim sistemini adeta uyku moduna alıyor. İlk günlerde çorba, hoşaf, püre derken midenizi hiç yormayacak, su gibi akıp gidecek hafif gıdalarla başlamak en doğrusu. Acele edip hemen katı yiyeceklere yüklenirseniz, o dikişlerin sızısı iki katına çıkar, benden söylemesi.

Protein meselesi ise bu işin tam kalbinde yer alıyor, yani tabiri caizse işin olmazsa olmazı. Vücudun o kesilen, dikilen dokuları jet hızıyla onarabilmesi için amino asitlere, yani kaliteli proteine deli gibi ihtiyacı var. Haşlanmış yumurta akı, derisiz tavuk göğsü veya şöyle güzelce pişmiş bir balık parçası... Sabahları canınız hiçbir şey istemese bile o yumurtayı bir şekilde midenize indirmelisiniz abi, başka çaresi yok. Kas kaybetmemek ve o halsizliği üzerinizden çabucak atmak için tabağınızın yarısını mutlaka bu protein kaynaklarıyla doldurmanız gerekiyor. Tabii kalkıp da eti tereyağında kavurmayın, haşlama ya da ızgara yapın ki karaciğeriniz bir de onun yağıyla uğraşmasın.

Su içmeyi unutan bir milletiz, vallahi billahi öyle, ama bu dönemde o sürahi elinizden hiç düşmeyecek. Ameliyatta alınan o kadar kimyasalı, narkozun kalıntılarını vücuttan söküp atmak sadece ve sadece bol suyla mümkün olabiliyor. Günde en az iki buçuk, zorlayabiliyorsanız üç litre suyu yudum yudum, gün içine yayarak tüketmek gerekiyor. Bir dikişte yarım litre içip bırakmak değil amacımız, sık sık ve azar azar içerek böbrekleri sürekli çalıştırmak... İdrar renginiz şeffafa dönene kadar o bardağı doldurup doldurup boşaltacaksınız, iyileşmenin en gizli ama en etkili formülü bu sıvı tüketiminde saklı.

Vitamin konusuna gelirsek, özellikle C vitamini ve çinko bu dönemde bizim en yakın dostumuz olmak zorunda. Portakal, mandalina, kivi veya yeşil biber... Yaraların kapanması, o cildin eski esnekliğini kazanıp sıkılaşması için kolajen üretimi şart ve kolajen de C vitamini olmadan maalesef bir hiç. Hani bazen ameliyat yerleri morarır, bir türlü rengi düzelmez ya... İşte tam da bu yüzden taze sebze ve meyveleri sofradan eksik etmemek gerekiyor. Yapay vitamin haplarına sarılmadan önce doğanın bize sunduğu o rengarenk antioksidanları tabağımıza davet etmeliyiz.

Bağırsakların düzenli çalışması, ameliyat sonrasındaki o korkulu rüyanın, yani kabızlığın önüne geçmek için tek çare. Lifli gıdalar, yulaf ezmesi, zeytinyağlı sebze yemekleri bu süreçte sindirim sisteminizin sigortası gibidir. Ameliyat oldum diye günlerce yatakta hareketsiz kalıp üstüne bir de lifsiz beslenirseniz, o bağırsaklar iyice kilitlenir... Doktorunuzun izin verdiği ölçüde ev içinde ufak yürüyüşler yaparken, bir yandan da kuru kayısı, kuru erik gibi doğal kompostolarla sindirimi desteklemek hayat kurtarır. Kendinizi zorlamadan, yumuşak adımlarla sistemi tıkır tıkır çalıştırmanın yolu mutfaktaki bu küçük dokunuşlardan geçiyor.
 
Geri