Ameliyat sonrası uçak yolculuğu ne zaman yapılabilir?

Ameliyat sonrası uçak yolculuğu ne zaman yapılabilir?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Ameliyat masasından kalkar kalkmaz "Hadi bana müsaade, uçağa yetişeceğim" demek maalesef o kadar kolay olmuyor. İşin içine kabin basıncı denilen o sinsi fizik kuralı giriyor bir kere. Deniz seviyesinde tıkır tıkır işleyen dolaşım sistemimiz, 10 bin metre yüksekte basınca maruz kalınca dokulardaki oksijen seviyesi bir anda düşüveriyor. Dokular hipoksiye girmeye görsün, ameliyatlı bölgedeki ödem iki katına çıkıyor, dikişlerin zorlanma ihtimali tavan yapıyor. Hele bir de laparoskopik, yani şu kapalı ameliyatlardan olduysanız yandınız; karın bölgesine basılan o karbondioksit gazı yukarıda genleşip insanı patlama noktasına getiriyor... Yani anlayacağınız, uçak seni beklese de bedeniniz o basınca her zaman hazır olmuyor.

Derin ven trombozu deriz biz tıpta, halk arasında bilinen adıyla bacağa pıhtı atması riski öyle hafife alınacak bir mevzu değil vallahi. Uzun süre kıpırdamadan oturduğunuz o daracık koltuklarda, cerrahi müdahale görmüş bir vücut tam bir pıhtı bombasına dönüşüyor. Protez cerrahisi, kalça ameliyatı veya büyük genel cerrahi operasyonu geçiren birinin en az 4 ila 6 hafta riski devam eder. Kan sulandırıcı iğnenizi vurulmadan, o varis çorabını bacağınıza geçirmeden piste çıkmak tam anlamıyla lades demek. Bacakta oluşan bir pıhtının kopup akciğere gitmesi... Düşünmesi bile insanın tüylerini ürpetiyor, o yüzden bu işin şakası yok abi ya.

Açıkçası her ameliyatın raconu da süresi de birbirinden bambaşka. Basit bir katarakt veya küçük bir cilt biyopsisi olduysanız ertesi gün bile uçabilirsiniz belki ama iş göze, beyne veya akciğere dayandıysa durup iki kere düşüneceksiniz. Mesela retina dekolmanı ameliyatında gözün içine özel bir gaz enjekte edilir; siz o gazla uçağa binerseniz yükseldikçe gaz genleşir ve körlüğe kadar giden bir basınç felaketi yaratır. Göğüs kafesi açılan, akciğerinden operasyon geçiren bir hastanın pnomotoraks yani akciğer sönmesi riski bitmeden o kabine girmesi imkansız. Yani durum şu ki, kesilen yerin büyüklüğü arttıkça karadaki bekleme süreniz de doğru orantılı olarak uzuyor.

Anestezi deyip geçmemek lazım, vücuttan öyle iki günde pat diye atılmıyor o ağır kimyasallar. Genel anestezi alan bir hastanın nöromüsküler blokörlerin ve anestezik gazların etkisinden tam olarak kurtulması, reflekslerinin ve solunum kapasitesinin normale dönmesi zaman alır. Yerel veya bölgesel anestezi bir derece daha masum görünse de vücudun sıvı dengesini sarsıyor. Bir de üzerine uçak havasındaki o aşırı kuruluk eklenince hastada ani tansiyon düşüşleri, mide bulantıları kaçınılmaz hale geliyor. Hani kendinizi çok iyi hissedersiniz de birden başınız döner ya... İşte tam olarak o risk yüzünden en azından ilk 48 saat anestezinin tortularını temizlemek şart.

Hadi diyelim doktorunuz onay verdi, "Uçabilirsin kardeş" dedi ama iş orada bitiyor mu sanki? Havalimanındaki o bitmek bilmeyen yürüme mesafeleri, bagaj taşıma stresi, güvenlikteki karmaşa derken daha uçağa binmeden ameliyat yeriniz zonklamaya başlar. Mutlaka tekerlekli sandalye hizmeti talep edin, utanıp sıkılacak hiçbir şey yok bunda. Uçak içinde koridor tarafında oturmak, saat başı kalkıp şöyle bir iki dakika bacakları esnetmek, bol bol alkali su tüketmek altın kural. Kahveymiş, alkolmüş, gazlı içecekmiş... Onları tamamen unutun zaten, vücudu daha da susuz bırakmanın alemi yok.

Sonuçta sizin iyileşme hızınızla bir başkasınınki asla bir olamaz. Yaşınız, kronik rahatsızlıklarınız, hematokrit değerleriniz, hatta sigara geçmişiniz bile o uçağa ne zaman bineceğinizi belirleyen gizli faktörler. Doktorunuza sormadan, reçeteli kan sulandırıcılarınızı yanınıza almadan, uçuş raporunuzu cebinize koymadan sakın ola ki o biletin tarihini öne çekmeyin. Unutmayın, hiçbir tatil ya da acil iş seyahati, iyileşmekte olan bir bedeni riske atmaya değmez... Sağlıkla kalın, önce iyileşin sonra uçarsınız.
 
Geri