Zorbalık yapan çocuğa nasıl yaklaşılmalı?

Zorbalık yapan çocuğa nasıl yaklaşılmalı?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Zorbalığı sadece mağdurun sırtındaki bir yük sanmak, resmi kurumsal raporların ve sahadaki yılların tecrübesinin bize gösterdiği en büyük yanılgıdır. Kendi çocuğunuzun bir başkasına fiziksel ya da psikolojik baskı kurduğunu öğrendiğiniz o ilk an, ebeveynlik sınavının en çetin virajıdır vallahi. Şaşkınlık, öfke, mahcubiyet... Hepsi bir anda hücum eder zihninize. Ama durun bir dakika, suçluluk hissiyle refleks olarak çocuğu silkelemek ya da tam aksine "benim evladım yapmaz" diyerek kafayı kuma gömmek hiçbir şeyi çözmüyor. Sorumluluk almak, o sert kabuğun ardındaki asıl nedeni kazımakla başlar.

Saha gözlemlerimiz net bir gerçeği tokat gibi çarpıyor yüzümüze: Hiçbir çocuk durup dururken bir başkasının kabusu olmaya karar vermez. Çocuğun sergilediği o zorba tutum, aslında evde, okulda ya da dijital dünyada bastırdığı bir çaresizliğin, görülme arzusunun veya kontrol etme ihtiyacının dışa vurumudur sadece. Bastırılmış duygular, dışarıya şiddet olarak sızar. Çocuğunuza yaklaşırken bir hakim gibi yargıç kürsüsüne oturmak yerine, durumu soğukkanlılıkla analiz eden bir rehber konumuna geçmeniz şart. Aksi halde duvarlar daha da yükselir...

Öfkeyle kalkıp ceza yağdırmak, ateşin üzerine benzinle gitmekten farksızdır abi. Şiddet görerek engellenen davranış, sadece şekil değiştirir ve daha gizli, daha tehlikeli mecralara kayar. İlk adım, durumu bizzat çocuğun ağzından, kesintisiz ve yargısızca dinlemektir. "Ne yaptın sen?" hesap sorması değil bu, "Orada tam olarak ne yaşandı ve sen ne hissettin?" sorgulaması. İletişim kanallarını açık tutmak, çocuğun eyleminin yanlışlığıyla kendi varoluşsal değerini birbirinden ayırmasını sağlar. Eylemi reddedeceksiniz, çocuğu değil.

Sınırları net çizilmeyen bir sevgi, kuralsızlığın beslendiği en verimli topraktır. Kurumların yayımladığı rehberlerde de sıkça vurgulandığı üzere, zorbalık yapan çocuğa empatinin ne olduğunu öğretmek bir lüks değil, zorunluluktur. Mağdurun ne hissettiğini ona somut örneklerle aktarmak gerekir. "Peki o an onun yerinde sen olsaydın, için nasıl acırdı?" sorusu, çocuğun zihninde bir kıvılcım çakmalı. Yaptığı eylemin bir sonuç doğurduğunu ve bu sonucun bir başkasının hayatında derin yaralar açtığını kavraması şart.

Ebeveynin kendi sergilediği tutumlar, çocuğun bilinçaltına yazılan en güçlü senaryodur açıkçası. Evde sorunlar ses yükseltilerek, bastırılarak veya tehdit diliyle çözülüyorsa, çocuğun okulda farklı bir yöntem geliştirmesini beklemek tamamen hayalperestlik olur. Aynaya bakma vakti geldi de geçiyor bile. Kendi öfke kontrolünüzü, eşinizle veya çevrenizle kurduğunuz ilişkinin dilini gözden geçirmeden evladınızın davranışını düzeltemezsiniz.

Olayın ciddiyetini asla küçümsemeden ama çocuğu da etiketsiz bir şekilde bu süreçten çıkarmak uzman desteği gerektirebilir. Bir okul psikolojik danışmanıyla, bir çocuk psikoloğuyla el ele vermek ayıp değil, aksine en sağlıklı kriz yönetimidir. Çocuğa "sen bozuksun, tamir edileceksin" hissettirmeden, ailece bir dönüşüm sürecine girmek... Bazen sadece bir uzmanın doğru yerde soracağı tek bir soru bile...
 
Geri