Kulak ağrısı olan çocuğa ne yapılmalı?

Kulak ağrısı olan çocuğa ne yapılmalı?

Ahmet Katan

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Ahmet Katan
Gecenin üçünde o tanıdık, ciğerden kopan çığlıkla uyanmanın ne demek olduğunu ancak yaşayan bilir abi; ev darmadağın, kafan sepet gibi ve el kadar çocuk acıdan kıvranıyor. İlk refleksimiz hemen çekmeceden bir ağrı kesici şurup kapmak ya da çocukluğumuzdan kalma o meşhur sıcak tülbent numarasını denemek oluyor ki çoğumuz o panikle ne yapacağımızı şaşırıyoruz zaten. İşin fenası, kulak ağrısı öyle diş ağrısı gibi sinsi sinsi değil, aniden ve adeta balyoz gibi iniyor çocuğun tepesine. Biz büyükler bile bu sızıyı zor göğüslerken, derdini anlatamayan o minicik bünyelerin feryat figan ağlaması içimizi parçalıyor, çaresizlikten elimizi ayağımızı birbirine doluyor. İşte tam o kırılma anında sakin kalabilmek, o yangını büyümeden söndürecek ilk adımı doğru atmak o kadar hayati ki...

Bizim millet olarak kulaktan dolma bilgilere, koca karı ilaçlarına acayip bir zaafımız var vallahi billahi, hele mevzu bahis çocuk olunca herkes bir anda ordinaryüs profesör kesiliveriyor başımıza. Yok kulağına ılık zeytinyağı damlat, yok anne sütü sık, yok bilmem ne otunu kaynatıp suyunu akıt... Arkadaşlar, gözünüzü seveyim yapmayın, o kulak zarının arkasında ne döndüğünü, orada bir delik veya zedelenme olup olmadığını hiçbirimiz çıplak gözle göremeyiz. Kulak kanalına dışarıdan bilinçsizce damlatılan her sıvı, içerideki o küçücük enfeksiyonu devasa bir yangına dönüştürebilir, hatta Allah korusun işitme kaybına bile yol açabilir. Yapacağımız tek mantıklı şey, çocuğun kilosuna uygun, daha önce doktorumuzun onayladığı bir parasetamol veya ibuprofen türevi şurupla o akut ağrıyı baskılamak ve sabaha kadar zaman kazanmak.

Geçen gün bizim komşunun ufaklık da aynen böyle feryat figan hastanelik oldu, meğer çocuk iki gün önce havuzda fazla kalmış da dış kulak yolu enfeksiyonu kapmış. Şimdi bu durumla, hani o kış aylarında burnu tıkanınca kulağına vuran orta kulak iltihabı, yani tıp dilindeki adıyla otitis media dediğimiz illet tamamen farklı senaryolar aslında. Eğer çocuğun burnu çeşme gibi akıyorsa, o östaki borusu denen o daracık kanal tıkanıyor ve içerideki sıvı hapsolarak kulak zarını arkadan deli gibi zorlamaya başlıyor. Diğer tarafta ise havuz veya deniz suyuyla yumuşayan dış kulak yolu, bakterilerin resmen bayram yeri ilan ettiği bir alana dönüşüyor ve kulağa dokunduğun an çocuk acıdan zıplıyor. Hangi düşmanla savaşacağını bilmeden cepheye atılmak ne kadar mantıksızsa, ağrının kaynağını çözmeden ilaç yüklemek de o kadar beyhude bir çaba.

Bazen de çocuk hiçbir şey demez, konuşamaz henüz çünkü daha sütten yeni kesilmiştir ama sürekli elini kulağına götürür, kafasını sağa sola sallar durur... İşte bu sessiz sinyalleri doğru okumak, o minik hareketlerin arkasındaki şifreyi çözmek tamamen bizim ebeveynlik radarlarımıza kalıyor. Huzursuzluktan yatağında fırıl fırıl dönen, emmeyi aniden reddeden veya memeyi ağzına alır almaz ağlamaya başlayan bebeklerde ilk şüpheleneceğimiz yer kulaktır, çünkü yutkunma hareketi içerideki basıncı artırıp canını feci yakar. Çocuğu dümdüz yatırmak yerine başını biraz yüksekte tutacak şekilde yastıklarla desteklemek, o bölgedeki kan basıncını azaltacağı için sızıyı bir nebze olsun hafifletecektir. Bir nevi yer çekiminin gücünü arkamıza alıp, içeride biriken o sinsi baskıyı aşağıya doğru kaydırmaya çalışıyoruz bir bakıma.

Peki, sabahı ettik diyelim, soluğu hemen en yakın kulak burun boğaz uzmanında mı almalıyız, yoksa biraz daha gözlemlemek makul mü? Eğer işin içinde yüksek ateş, kulaktan gelen irinli bir akıntı veya çocuğun genel durumunda ciddi bir halsizlik, kusma varsa hiç vakit kaybetmeden o doktor koltuğuna oturulacak, bunun kaçarı yok. Ama sadece hafif bir sızlanmaysa, burun spreyleriyle o tıkanıklığı açıp kulak üzerindeki baskıyı azaltarak yirmi dört saat kadar durumu izlemek de bir seçenek olabilir. Hekim o sihirli aletiyle, yani otoskopla içeriye bakmadan yazılan hiçbir antibiyotiğin hükmü yoktur, bunu da aklımızın bir köşesine iyice kazıyalım. Kendi kendimize reçete yazma huyumuzdan vazgeçtiğimiz gün, çocuklarımızın bağışıklık sistemine en büyük iyiliği yapmış olacağız zaten...
 
Geri