Kabus gören çocuğa nasıl yaklaşılmalı?

Kabus gören çocuğa nasıl yaklaşılmalı?

Sibel Hoca

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
13 Haz 2026
Mesajlar
368
Tepkime puanı
0
Sibel Hoca
Gece yarısı aniden gelen o keskin çığlık... Kalbin göğüs kafesini dövmeye başlar ya hani, işte tam o an.

Apar topar koridordan geçip o odaya dalışın. Işığı açıp açmamak arasındaki o ince çizgi, insanın eli ayağına dolanır vallahi.

Ağlamaktan nefesi kesilmiş, gözleri büyümüş bir çocuk duruyordur karşınızda. Sizi görüyor ama aslında görmüyor. Zihni hâlâ o karanlık dehlizlerde sürükleniyor sanki.

Abi vallahi ilk refleksimiz sarılıp "Geçti tatlım, bak fanteziydi hepsi, yok bir şey" demek oluyor. Yapmayın. Yani yapıyoruz hepimiz ama işe yaramıyor işte.

Gördüğü şey onun gerçeği o an. Beyin o korku kimyasalını pompalamış bir kere, vücut tir tir titriyor. Sizin "Yok öyle bir şey" demeniz onun zihninde hiç karşılık bulmuyor ki...

Göz seviyesine inmek gerek. Yanına sessizce sokulup sadece orada durmak. Dokunmak... Belki sadece sırtını sıvazlamak.

Bazen kelimeler boğazına dizilir insanın. "Geçti" demek yerine "Buradayım, güvendesin" fısıltısı... O sakin ses tonu, fırtınalı denizde bir fener gibi parıldar zihninde.

Gece lambasının o cılız sarı ışığı. Karanlığı büsbütün yarmayan ama eşyaların canavara dönüşmesini engelleyen o küçük koruyucu.

Odanın havası bile ağırlaşır bazen. Pencereyi hafifçe aralayıp içeri giren o serin rüzgar, çocuğun gerçekliğe tutunmasını sağlıyor aslında.

Ne gördüğünü sormak için acele etmeyin ya. Valla bak, "Ne gördün anlat bakalım" baskısı o korkuyu zihinde tekrar canlandırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Eğer kendi anlatmak isterse dinleyin. Ama analiz etmeden. "Hım, demek o koca ejderha geldi" diyerek sadece hissettiği duyguyu onaylayarak...

Yorganı çenesine kadar çekip saçını okşamak. Belki biraz su vermek. O yudum yudum içilen su, o an zihni o kadar güzel çapalıyor ki zemine...

Sihirli bir değnek bekliyoruz bazen. Hemen uyusun, hemen unutsun. Olmuyor öyle işte. Zihnin o yatışma süresi var ya, sabır istiyor.

Ebeveynin kendi kaygısı aslında en büyük düşman. Siz paniklerseniz, çocuk "Galiba gerçekten odada tehlikeli bir şey var" diye düşünüyor.

Kendi nefesinizi düzene sokun önce. Derin bir nefes... Sizin o sakin ritminiz onun bedenine sirayet edecek eninde sonunda.

Sabah olunca konuyu açmalı mı? Bırakın o getirsin gündeme. Resim çizdirilebilir mesela, o korkunç şeyi kağıda döküp sonra komik bir şapkaya dönüştürmek...

O rüyalar aslında büyüme sancısı. Zihnin gün içinde sindiremediği o devasa duyguları gecenin karanlığında işleme çabası...

Yalnız olmadığını bilmek. Sadece bu. Bir çift sıcak el, karanlığı dağıtmaya yeter de artar bile...
 
Geri