Zatürre çocuklarda nasıl anlaşılır?

Zatürre çocuklarda nasıl anlaşılır?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Çocuğun göğüs kafesine dikkatli baktınız mı hiç; hani o nefes alırken kaburgalarının altı içeri doğru göçüyor ya, işte orada durup bir düşünmek lazım. Normal bir soğuk algınlığında o minik beden böyle hararetle körük gibi işlemez, yormaz kendini bu kadar. Anneler hisseder derler ya, vallahi doğru, o nefes alışındaki tuhaflığı sezdiğiniz an gerisi teferruattır. Göğsün o hırıltılı, derinden gelen iniş çıkışları bize ilk ve en net alarmı veriyor aslında.

Ateş dediğin şey bazen yanıltır insanı, düşer gibi yapar, tam rahatladım dersin hop yeniden fırlar. Zatürre sinsidir abi, öyle sıradan bir şifayı kapma durumuna benzemez, çocukta ne neşe bırakır ne iştah. Günlerdir düşmeyen, şurupla zorla baskılanan ve arkasından çocuğu adeta halsizlikten yatağa çivileyen o inatçı ateş yok mu... Eğer bir çocuk başını yastıktan kaldıramıyor, gözünün feri sönmüş gibi bakıyorsa, o ateşin arkasında başka bir iş aramak şart.

Öksürük var, öksürük var şimdi, bunu hepimiz biliyoruz. Biri boğazı gıcıklanır gibi hafifçe öksürür, diğerindeyse sanki ciğeri sökülüyormuş gibi derinden, boğuk ve bitmek bilmeyen nöbetler başlar. Hani dinlerken bile sizin içiniz acır, sırtını sıvazlamaktan helak olursunuz ya... İşte o kuru, inatçı ve sonradan balgama dönen o ses, akciğerlerin alt kısımlarından gelen tehlike sinyalidir.

Bebekler dertlerini anlatamaz ki, dilleri yok, tek çareleri ağlamak ya da memeyi reddetmek. Küçücük bir bebeğin durup dururken emmeyi bırakması, sürekli bir huzursuzluk hali, ağzında sütü tutamaması... Bazen sadece çok halsiz olup sürekli uyumak isterler, uyanamazlar bir türlü. Hani dersiniz ya bu çocukta bugün bir tuhaflık var, hiç böyle yapmazdı...

Oyun oynayan çocuk birden bire köşesine çekilip hiçbir şeye elini sürmüyorsa orada bir durup bakacaksınız. Çocuk dediğin düşer, kalkar, yaramazlık yapar; ama zatürre o enerjiyi bir anda emer, bitirir. Kolunu kaldıracak hali kalmaz minikliğin, gözleri kapanır, dünyadan kopar adeta. Bu ani isteksizlik ve bitkinlik, vücudun içeride büyük bir savaş verdiğinin en açık kanıtıdır diyebiliriz.

Dudakların etrafına, o minik tırnak yataklarına dikkatlice bakmak gerek bazen. Oksijen azaldı mı, o canlı pembe renk yerini hafiften morartıya, soluk bir griye bırakır ki... İnsan görmeyi hiç istemez ama fark ettiği an da saniyeler önem kazanır. Kan dolaşımındaki o gizli yavaşlama, yüzdeki o solgunluk aslında içerideki havalandırma sisteminin tıkandığını fısıldar kulağımıza.

Doktora gitmek için illa çocuğun yataklara düşmesini beklememek lazım, şüphe uyanıverdi mi içinize, tamamdır. Erken fark edilen her şey gibi bu meret de doğru düzgün bir bakımla, zamanında müdahaleyle çabucak atlatılır, gider. Yeter ki o annelik, babalık içgüdüsünü yabana atmayalım, kulak arkası etmeyelim.
 
Geri