Varikosel belirtileri nelerdir?

Varikosel belirtileri nelerdir?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Sinsi bir sızıdır aslında, öyle aniden fırtınalar koparmaz yukarılarda bir yerde... Çoğu erkek bacağındaki ya da belindeki bir zorlanmaya yorar o ilk sinyali. Gün boyu ayakta kalmışsındır, hava sıcaktır, bünye yorgundur falan derken geçiştirilir o his. Oysa testis torbasında, yani skrotumda sanki bir ağırlık torbası taşıyormuşsun gibi bir his yerleşiverir oraya. Vallahi billahi insan ilk başta konduramaz, basit bir yorgunluk zanneder ama o aşağıya doğru çeken künt ağırlık bir türlü geçmek bilmez.

Büyüteçle baksanız belki ilk başta o genişleyen damarları göremezsiniz bile. Zamanla o testislerin üzerindeki damarlar belirginleşir, elinize sanki bir torba solucan geliyormuş gibi tuhaf, tırtıklı bir yapı takılır. Bir gariplik var dersin kendi kendine, bu doku daha önce böyle değildi... Özellikle sol tarafta belirir bu durum; anatomik bir azizlik, sol tarafın damar yolunun getirdiği bir şanssızlık işte.

Hiç düşündünüz mü, bazen çocuk sahibi olamamanın arkasındaki o sessiz düşman tam olarak bu olabilir mi? Sperm kalitesini düşürür, oradaki ısıyı artırır ve üretimi adeta baltalar. Tabii her varikosel hastası kısır kalacak diye bir kaide yok, panik yok hemen ama... Sperm tahlillerinde o sayının, hareketliliğin neden düştüğünü anlamaya çalışırken doktorun ilk bakacağı yer burasıdır.

Sırtüstü uzandığında o sızı pat diye kesilir mesela, inanılmaz bir rahatlama gelir. Çünkü kan akışı o dikey baskıdan kurtulur, damarlar biraz nefes alır. Ama sabah yataktan kalkıp akşama doğru mesai bitimine yaklaştıkça, hele bir de ağır kaldırdıysan, o sızı yine sinsice yukarı tırmanır. Şöyle bir otursam, dinlensem dersin, geçmez.

Testislerden birinin, genellikle de o sol taraftakinin zamanla diğerine göre daha küçük, daha sönük kaldığını fark etmek... İnsanın canını sıkan, ayna karşısında "acaba bana mı öyle geliyor" dedirten o meşum küçülme hissi. Testis boyutundaki bu asimetri ve hacim kaybı, aslında oradaki dokunun beslenemediğinin, o göllenen kan yüzünden baskı altında kaldığının en somut kanıtıdır.

Erken evrelerde hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz, muayenede tesadüfen çıkar ortaya. Yani diyorum ki, ille de canınızın yanmasını beklemeyin, vücudunuzu dinlemeyi öğrenin abi ya. Bir üroloğa görünüp el ile muayene olmak, ardından bir renkli Doppler ultrason çektirmek işin bütün gizemini çözer zira. Kendi kendinizin doktoru olmaya çalışırken zaman kaybetmek yerine, işi ehline bırakmak en mantıklısı galiba...
 
Geri