Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Erkeklerin belli bir yaştan sonra geceleri neden sık sık uyanıp tuvalete taşındığını hiç düşündünüz mü, işte tam bu noktada karşımıza o meşhur TUR-P çıkıyor. Aslında işin özü şu; büyüyen o prostat bezi idrar yolunu iyice sıkıştırıyor ve hayatı resmen zindana çeviriyor. Bizim eski ameliyatlar gibi bıçak dikiş falan yok bu işte, bildiğiniz kapalı yöntemle girilip o yolu tıkayan fazlalıklar içeriden tek tek temizleniyor. Yani bir nevi tıkanan boruyu içeriden törpüleyip açmak gibi bir şey, vallahi billahi insanı büyük bir yükten kurtarıyor.
Süreç nasıl işliyor derseniz, doktorlar bu işe resmen bir sanat gibi yaklaşıyor diyebilirim. Kameralı özel bir aletle idrar kanalından içeri süzülüp, o idrar akışını engelleyen dokuları parça parça dışarı alıyorlar. Ne bir kesi izi kalıyor vücutta ne de günlerce yataktan kalkamama derdi... Zaten operasyon bittikten sonra idrar torbanıza bir sonda takılıyor, o da birkaç gün misafiriniz oluyor o kadar. Kendinizi kasmayın hiç, teknoloji öyle bir gelişti ki artık bu işler çocuk oyuncağı haline geldi.
Ameliyattan sonraki ilk günler biraz tuhaf gelebilir, insan ister istemez huysuzlaşıyor işte. Hafif sızlamalar, idrarda biraz pembelik görmek falan gayet normal, sakın korkup da panik yapmayın. Bol bol su içeceksiniz abi, işin sırrı kesinlikle burada saklı. Su içtikçe o içerisi temizlenecek, yıkanacak ve her geçen gün idrara çıkmanın aslında ne kadar büyük bir lüks olduğunu yeniden keşfedeceksiniz.
Peki, herkes bu ameliyatı olabilir mi, ya da gerçekten her prostat büyümesinde hemen bıçak altına mı yatmalı? Tabii ki hayır, ilaç tedavisiyle falan idare edilebilecek durumlar varsa doktorlar zaten hemen bu yola başvurmaz. Ama ilaçlar artık kar etmiyorsa, o idrar bir türlü rahat boşalmıyorsa ve her tuvalet seansı bir işkenceye dönüşmüşse... İşte o zaman TUR-P resmen hayat kurtaran bir hamle haline geliyor. Karar vermeden önce iyi bir ürologla dertleşmek, onun tecrübesine güvenmek en doğrusu.
Bir tanıdığım bu dertten aylarca muzaripti, sürekli "bugün de uyuyamadım" diye sızlanıp dururdu. Sonunda cesaretini topladı, girdi bu ameliyata ve çıktığında yüzündeki o rahatlama ifadesini görmeliydiniz. İlk birkaç hafta ağır kaldırmaktan kaçınacaksınız, kendinizi öyle hemen spora, bağa bahçeye vurmayacaksınız, o kadar. Vücuda biraz zaman tanımak gerekiyor, sonuçta içeride küçük bir tadilat yapıldı.
Kafanızdaki o "acaba altıma kaçırır mıyım, erkekliğim biter mi" gibi deli soruları da çok iyi biliyorum, internetteki o felaket tellallarına kulak asmayın. İşinin ehli bir hekimin elinde bu riskler o kadar düşük ki, boşuna kendinizi yiyip bitirdiğinizle kalırsınız. Önemli olan o tıkanıklığı yok edip böbrekleri korumak, çünkü idrar içeride biriktikçe yukarıya, yani böbreklere zarar vermeye başlıyor ki asıl tehlike o. Kendinize iyi bakın, bu tarz sağlık sorunlarını erteleyip hayatı kendinize zehir etmeyin derim.
Süreç nasıl işliyor derseniz, doktorlar bu işe resmen bir sanat gibi yaklaşıyor diyebilirim. Kameralı özel bir aletle idrar kanalından içeri süzülüp, o idrar akışını engelleyen dokuları parça parça dışarı alıyorlar. Ne bir kesi izi kalıyor vücutta ne de günlerce yataktan kalkamama derdi... Zaten operasyon bittikten sonra idrar torbanıza bir sonda takılıyor, o da birkaç gün misafiriniz oluyor o kadar. Kendinizi kasmayın hiç, teknoloji öyle bir gelişti ki artık bu işler çocuk oyuncağı haline geldi.
Ameliyattan sonraki ilk günler biraz tuhaf gelebilir, insan ister istemez huysuzlaşıyor işte. Hafif sızlamalar, idrarda biraz pembelik görmek falan gayet normal, sakın korkup da panik yapmayın. Bol bol su içeceksiniz abi, işin sırrı kesinlikle burada saklı. Su içtikçe o içerisi temizlenecek, yıkanacak ve her geçen gün idrara çıkmanın aslında ne kadar büyük bir lüks olduğunu yeniden keşfedeceksiniz.
Peki, herkes bu ameliyatı olabilir mi, ya da gerçekten her prostat büyümesinde hemen bıçak altına mı yatmalı? Tabii ki hayır, ilaç tedavisiyle falan idare edilebilecek durumlar varsa doktorlar zaten hemen bu yola başvurmaz. Ama ilaçlar artık kar etmiyorsa, o idrar bir türlü rahat boşalmıyorsa ve her tuvalet seansı bir işkenceye dönüşmüşse... İşte o zaman TUR-P resmen hayat kurtaran bir hamle haline geliyor. Karar vermeden önce iyi bir ürologla dertleşmek, onun tecrübesine güvenmek en doğrusu.
Bir tanıdığım bu dertten aylarca muzaripti, sürekli "bugün de uyuyamadım" diye sızlanıp dururdu. Sonunda cesaretini topladı, girdi bu ameliyata ve çıktığında yüzündeki o rahatlama ifadesini görmeliydiniz. İlk birkaç hafta ağır kaldırmaktan kaçınacaksınız, kendinizi öyle hemen spora, bağa bahçeye vurmayacaksınız, o kadar. Vücuda biraz zaman tanımak gerekiyor, sonuçta içeride küçük bir tadilat yapıldı.
Kafanızdaki o "acaba altıma kaçırır mıyım, erkekliğim biter mi" gibi deli soruları da çok iyi biliyorum, internetteki o felaket tellallarına kulak asmayın. İşinin ehli bir hekimin elinde bu riskler o kadar düşük ki, boşuna kendinizi yiyip bitirdiğinizle kalırsınız. Önemli olan o tıkanıklığı yok edip böbrekleri korumak, çünkü idrar içeride biriktikçe yukarıya, yani böbreklere zarar vermeye başlıyor ki asıl tehlike o. Kendinize iyi bakın, bu tarz sağlık sorunlarını erteleyip hayatı kendinize zehir etmeyin derim.