Soğuk ve sıcak hassasiyeti nasıl geçer?

Soğuk ve sıcak hassasiyeti nasıl geçer?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Sıcak bir çaydan çekilen o ilk yudum ya da dondurmanın damağa değdiği o lanet an… İnsanın beynine bir şimşek çakar ya hani, birden felç olursun sanki. Vallahi billahi o sızı insanı hayattan soğutur abi, bilmez miyim o acıyı. Açığa çıkan dentin kanalları yüzünden oluyor bütün bu rezillik. Ağızdaki enamel tabakası, yani o canım mine aşınınca, altından çıkan o milyonlarca mikroskobik tübül doğrudan sinirlere haber uçuruyor işte. Sıvı hareket ediyor o kanalların içinde, hidrodinamik teori deriz biz buna tıp dilinde, sonra gelsin o çekilmez zonklama.

O yumuşak kıllı fırçalardan alacaksın bir tane, başka yolu yok. Sert sert fırçalayıp diş etini iyice çekilttin mi zemin tamamen savunmasız kalıyor işte. Ajan gibi sızıyor soğuk içeriye. Potasyum nitrat içeren o özel macunlar var ya, hah, onları öyle hemen çalkalayıp tükürmeyeceksin. Dişin üzerine süreceksin parmağınla, bırakacaksın orada biraz. Sinir uçlarını depolarize ediyor o meret, yani bir nevi uyuşturuyor oradaki iletimi. Bırakacaksın dursun öyle, yoksa fayda etmez ki...

Sert kabuklu şeyleri dişinle kırma sevdası ne zaman bitecek bizde? Asitli içecekleri foşur foşur içiyoruz, sonra "eyvah dişim sızlıyor". Koladır, portakal suyudur, bunlar mineyi bildiğin eritiyor abi ya. Ph seviyesi düştü mü ağızda, hidroksiapatit kristalleri çözünmeye başlar. Çözüldükçe de o koruyucu zırh incecik kalır. Pipet kullanacaksın asitli bir şey içeceğin zaman, temas etmeyecek dişle. Çok mu zor? Değil aslında ama üşeniyoruz işte.

Ağrının nerede başlayıp nerede bittiğini anlamak bazen o kadar zorlaşır ki. Bazen sadece hafif bir sızlama, bazen de kafanın içinde patlayan bir bomba gibi. Florür vernik uygulaması yaptıracaksın klinikte, diş hekimi o açıkta kalan tübüllerin tepesine tıkacı koyacak. Tıkamaktan başka çare kalmıyor bir raddeden sonra. Evde kendi kendine bir yere kadar çözersin bu işi. Lazer tedavileri bile var artık, gluma dediğimiz o bağlayıcı ajanlarla kanalların ağzını mühürlüyorlar şak diye.

Gece dişlerini sıkıyor musun acaba? Bence kesin sıkıyorsun, farkında bile değilsin belki de. Bruxism deniyor o olaya, sabah uyandığında çenende o garip yorgunluk hissi varsa tamamdır. Dişler birbirine sürtündükçe mikro çatlaklar oluşuyor mine tabakasında. O çatlaklardan içeri giren soğuk hava bile çıldırtır adamı. Bir gece plağı yaptıracaksın, takacaksın ağzına, bak bakalım o hassasiyetten eser kalıyor mu.

Kullandığın o beyazlatıcı macunları hemen çöpe atıyorsun yarın sabah. İnanılmaz aşındırıcı var onların içinde, zımpara gibi kazıyor dişin yüzeyini. Bembeyaz dişlerin olacak diye canından mı olacaksın ya? Diş eti çekilmesi başladıysa eğer, kök yüzeyi açığa çıkmış demektir ki orada mine de yok. Sement tabakası var sadece ve o da dökülüp gidiyor hemen. Yani demem o ki, dişine gözün gibi bakacaksın, macunun da en abrasif olmayanı seçeceksin.

Dokunduğu an bıçak gibi saplanan o hissi yok etmek imkansız değil. Duyarsızlaştırıcı ajanlar, doğru fırçalama tekniği, biraz da beslenmeye dikkat etmek... Hepsi bu aslında. Ama işte o disiplini sağlayamıyoruz bir türlü. Bir gün yapıyoruz, iki gün unutuyoruz, sonra çaydan bir yudum alıp yine ah vah ediyoruz...
 
Geri