Sağlıklı beslenme nedir?

Sağlıklı beslenme nedir?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Mutfağın kapısını açtığın o an başlıyor aslında her şey; dolabın loş ışığı yüzüne vururken içinden yükselen o derin, hesap soran ses... Sağlıklı beslenme dedikleri şey, o tabağa koyduğun yeşilliklerden ibaret değil vallahi, doğrudan doğruya kendi bedenine verdiğin bir söz, hatta belki de vicdanınla girdiğin gizli bir pazarlık. Ne yiyorsan osun derler ya hep, yok abi, neyi içine sindirebiliyorsan, neyi yerken kalbin sıkışmıyorsa doğrusu o işte.

Geçen gün manav tezgahının önünde durmuş, parlayan kırmızı elmalara bakarken buldum kendimi; sanki hepsi birer kimya laboratuvarından fırlamış gibi kusursuz, pürüzsüz ve bir o kadar da yabancıydı. Eskiden dedelerimizin bahçesinden kopardığı o yamru yumru ama içi mis gibi kokan meyveler nereye kayboldu, biz ne ara bu parlak paketlerin, yapay tatların esiri olduk... Sahi, en son ne zaman gerçekten toprağın kokusunu taşıyan, hilesiz hurdasız bir lokmayı çiğnedin?

Sabahları yataktan kalkarken kemiklerinin tek tek sızladığını hissediyorsan, o çok sevdiğin paketli atıştırmalıkların arkasındaki küçük yazıları okuma vaktin gelmiş de geçiyor demektir. İçindekiler kısmında adını bile telaffuz edemediğin o garip maddeler, hani o koruyucular, renklendiriciler falan var ya; işte onlar yavaş yavaş, sinsice kurutuyor insanın içindeki o canım enerjiyi. Kendine bunu yapma, o renkli ambalajların seni kandırmasına izin verme artık, yazık günah...

Bir lokma ekmeğin içindeki o kadim sırrı çözdüğün gün, aslında karbonhidratın da proteinin de sadece birer rakamdan ibaret olmadığını çok net anlayacaksın. Hücrelerin açlıktan ağlarken sen sadece mideni şişiriyorsun, sonra da neden bu kadar halsizim, neden sürekli canım sıkkın diye kara kara düşünüyorsun. Vücudun bir fabrika gibi tıkır tıkır çalışmak isterken, sen dişlilerin arasına sürekli kum taneleri fırlatıyorsun, sonra da mucize bekliyorsun...

Pazara çıktığında o taze taze duran ıspanakların yeşiline, domatesin o burnuna gelen has kokusuna teslim olman gerekiyor, işin bütün numarası bu kadar basit aslında. Vitaminler, mineraller, antioksidanlar havada uçuşuyor reçetelerde ama sen o tabağa bakarken sadece ruhunu nasıl doyuracağını düşünmelisin. Kendini sevmekle başlar her şey, tabağına neyi layık gördüğün, senin bu hayatta kendine ne kadar değer verdiğinin en net aynasıdır.

Şu fast food dükkanlarının önündeki kuyrukları gördükçe içim sızlıyor, billahi gençliğimize, geleceğimize acıyorum o anlarda. Birkaç dakikalık o yapay lezzet patlaması uğruna, gelecekteki o sağlıklı, dinç günlerini göz göre göre feda etmek hangi akla hizmet eder ki... Durup bir saniye düşünmek, o zehri o kutsal bedene sokarken bir kez olsun duraksamak çok mu zor?

Her şeyin başı denge, o kantarın topuzunu kaçırmadığın sürece hayattan da tat alırsın, o ağır suçluluk duygusundan da tamamen sıyrılırsın. Akşamları kafanı yastığa koyduğunda midende o taş gibi oturan ağırlık yerine, hafifliğin verdiği o muazzam huzuru hissetmek istemez misin? İşte sağlıklı beslenme tam olarak bu uyanışın, bu kendi içine dönüş hikayesinin ta kendisidir...
 
Geri