Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
İnsan ameliyat masasına yatacağını düşününce içi bir fena oluyor haliyle, hele konu prostat olunca. Ama şu robotik cerrahi dedikleri şey, aslında doktorun elinin çok daha hassas bir halinden başka bir şey değil sanki. Hani o koca makine geliyor, hastanın üzerine kuruluyor ya... Doktor da birkaç metre ötedeki bir konsola geçip, sanki dünyanın en gelişmiş oyun kumandasını yönetiyormuş gibi ameliyatı yapıyor. Vallahi teknoloji nerelere geldi diye düşünmeden edemiyor insan, her şey o minik deliklerden içeri giren küçücük kolların ucunda bitiyor.
Ameliyattan önce o kadar çok şey okumuştum ki, kafam çorba olmuştu. Yok efendim gaz veriyorlarmış, yok robotun kolları şöyle dönüyormuş. İşin aslı, karın bölgesine açılan birkaç küçük noktadan o incecik aletleri içeri sızdırıyorlar işte. Cerrah da o sırada üç boyutlu, devasa bir ekrandan içeriyi izliyor. Hem de nasıl bir izlemek... En ince damarı, en ufak siniri bile büyüteçle bakıyormuş gibi net görüyormuş adamlar.
Asıl mesele şu ki, o robot kendi kendine hiçbir şey yapmıyor abi. Yani arkana yaslanıp "yapay zeka halletsin" diyemiyorsun, her şey yine o deneyimli doktorun parmak uçlarında. Doktor elini nasıl oynatırsa, içerideki o milimetrik kollar da aynen öyle hareket ediyor. Hatta insanın eli titrer ya bazen, işte bu sistem o titremeyi bile tamamen yok ediyormuş. Düşünsenize, içeride o kadar kritik sinirler var ki, idrar tutmayı sağlayanlar, cinsel fonksiyonu koruyanlar... Onlara zarar vermeden bu işi kıvırmak gerçekten büyük bir ustalık istiyor.
Ameliyat bittikten sonraki o ilk uyanış anı... İnsan hemen ne kadar acıyacağını merak ediyor tabii. Şaşırtıcı ama, hani o eski usul açık ameliyatlardaki gibi boydan boya bir kesi olmadığı için, ağrı sızı da öyle dayanılmayacak gibi olmuyor. Sadece birkaç küçük dikiş yeri, o kadar. Birkaç gün içinde ayağa kalkıp koridorda turlamaya başlıyorsun zaten. Hatta bazen ertesi gün bile taburcu olan varmış, gerçi biraz da bünyeye bağlı tabi...
İçeride ne kadar az hasar, dışarıda o kadar hızlı normal hayata dönüş demekmiş meğer. İnsan yaşayınca anlıyor, o ilk günlerdeki korkuların ne kadar yersiz olduğunu. Tabii ki bir süre ağır kaldırmamak, kendine dikkat etmek gerekiyor, orası kesin. Ama o büyük, ürkütücü ameliyat hissi yerine, sanki küçük bir operasyon geçirmiş gibi hissetmek... İşte bu robotik mevzusu galiba en çok bu yüzden tercih ediliyor, ne yalan söyleyeyim.
Ameliyattan önce o kadar çok şey okumuştum ki, kafam çorba olmuştu. Yok efendim gaz veriyorlarmış, yok robotun kolları şöyle dönüyormuş. İşin aslı, karın bölgesine açılan birkaç küçük noktadan o incecik aletleri içeri sızdırıyorlar işte. Cerrah da o sırada üç boyutlu, devasa bir ekrandan içeriyi izliyor. Hem de nasıl bir izlemek... En ince damarı, en ufak siniri bile büyüteçle bakıyormuş gibi net görüyormuş adamlar.
Asıl mesele şu ki, o robot kendi kendine hiçbir şey yapmıyor abi. Yani arkana yaslanıp "yapay zeka halletsin" diyemiyorsun, her şey yine o deneyimli doktorun parmak uçlarında. Doktor elini nasıl oynatırsa, içerideki o milimetrik kollar da aynen öyle hareket ediyor. Hatta insanın eli titrer ya bazen, işte bu sistem o titremeyi bile tamamen yok ediyormuş. Düşünsenize, içeride o kadar kritik sinirler var ki, idrar tutmayı sağlayanlar, cinsel fonksiyonu koruyanlar... Onlara zarar vermeden bu işi kıvırmak gerçekten büyük bir ustalık istiyor.
Ameliyat bittikten sonraki o ilk uyanış anı... İnsan hemen ne kadar acıyacağını merak ediyor tabii. Şaşırtıcı ama, hani o eski usul açık ameliyatlardaki gibi boydan boya bir kesi olmadığı için, ağrı sızı da öyle dayanılmayacak gibi olmuyor. Sadece birkaç küçük dikiş yeri, o kadar. Birkaç gün içinde ayağa kalkıp koridorda turlamaya başlıyorsun zaten. Hatta bazen ertesi gün bile taburcu olan varmış, gerçi biraz da bünyeye bağlı tabi...
İçeride ne kadar az hasar, dışarıda o kadar hızlı normal hayata dönüş demekmiş meğer. İnsan yaşayınca anlıyor, o ilk günlerdeki korkuların ne kadar yersiz olduğunu. Tabii ki bir süre ağır kaldırmamak, kendine dikkat etmek gerekiyor, orası kesin. Ama o büyük, ürkütücü ameliyat hissi yerine, sanki küçük bir operasyon geçirmiş gibi hissetmek... İşte bu robotik mevzusu galiba en çok bu yüzden tercih ediliyor, ne yalan söyleyeyim.