Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Hastanemizin steril koridorlarında yürürken o ağır klor kokusunu her aldığımda meslekte geçirdiğim yirmi yılın ne kadar hızlı aktığını düşünürüm; rektum ameliyatı denilen o karmaşık cerrahi müdahale de işte tam bu beyaz önlüklerin arkasında saklı en hassas konulardan biridir aslında.
Anüsün hemen üstünden başlayan kalın bağırsağın son kısmındaki o yaklaşık on beş santimlik bölge var ya, işte oradaki kanserli dokuları veya kronik iltihapları temizlemek için cerrahlar bazen robotik kollarla bazen de açık kesilerle adeta kuyumcu titizliğiyle çalışmak zorunda kalıyor abi ya.
Operasyon masasında yatan hastanın anatomik yapısına göre değişen bu zorlu süreçte, mezorektal eksizyon dediğimiz o özel teknikle çevre dokulara hiç zarar vermeden hastalıklı bölgeyi tek parça halinde çıkarmak hekimin el becerisi kadar mesleki tecrübesine de doğrudan bağlıdır...
Vallahi billahi insan, bu ameliyatın adını ilk duyduğunda içine öyle bir korku düşüyor ki, sanki hayatının kontrolünü tamamen kaybetmiş gibi hissediyor ama işin aslı hiç de öyle dışarıdan göründüğü gibi korkunç bir kabus değil.
Geçmişte hastalar bu tür büyük operasyonlardan sonra haftalarca yataktan kalkamazken, günümüzde gelişen laparoskopik yöntemler ve milimetrik kameralar sayesinde birkaç gün içinde ayağa kalkıp yürümek artık hayal olmaktan çıktı gitti.
Ameliyat sonrasında vücudun yeni düzene alışma evresinde yaşanan o geçici tuvalet alışkanlığı değişimleri seni sakın korkutmasın; çünkü insan organizması o kadar akıllı ve dayanıklı ki, kısa süre içinde kendi içinde yeni bir denge kurmayı başarıyor valla.
Eğer doktorun sana bu ameliyatı reçete ettiyse, "acaba başka bir yolu yok mu" diye vakit kaybetmek yerine, alanında gerçekten uzman bir cerrahla oturup operasyonun tüm detaylarını açıkça konuşmak atabileceğin en akıllıca adım olacaktır.
Beslenme düzeninden günlük egzersizlere kadar ameliyat sonrasındaki o kritik dönemi sabırla ve doktorun tavsiyelerine harfiyen uyarak atlattığında, eski sağlığına kavuşmanın verdiği o hafiflik hissi bütün çektiğin sıkıntılara değecek doğrusu.
Anüsün hemen üstünden başlayan kalın bağırsağın son kısmındaki o yaklaşık on beş santimlik bölge var ya, işte oradaki kanserli dokuları veya kronik iltihapları temizlemek için cerrahlar bazen robotik kollarla bazen de açık kesilerle adeta kuyumcu titizliğiyle çalışmak zorunda kalıyor abi ya.
Operasyon masasında yatan hastanın anatomik yapısına göre değişen bu zorlu süreçte, mezorektal eksizyon dediğimiz o özel teknikle çevre dokulara hiç zarar vermeden hastalıklı bölgeyi tek parça halinde çıkarmak hekimin el becerisi kadar mesleki tecrübesine de doğrudan bağlıdır...
Vallahi billahi insan, bu ameliyatın adını ilk duyduğunda içine öyle bir korku düşüyor ki, sanki hayatının kontrolünü tamamen kaybetmiş gibi hissediyor ama işin aslı hiç de öyle dışarıdan göründüğü gibi korkunç bir kabus değil.
Geçmişte hastalar bu tür büyük operasyonlardan sonra haftalarca yataktan kalkamazken, günümüzde gelişen laparoskopik yöntemler ve milimetrik kameralar sayesinde birkaç gün içinde ayağa kalkıp yürümek artık hayal olmaktan çıktı gitti.
Ameliyat sonrasında vücudun yeni düzene alışma evresinde yaşanan o geçici tuvalet alışkanlığı değişimleri seni sakın korkutmasın; çünkü insan organizması o kadar akıllı ve dayanıklı ki, kısa süre içinde kendi içinde yeni bir denge kurmayı başarıyor valla.
Eğer doktorun sana bu ameliyatı reçete ettiyse, "acaba başka bir yolu yok mu" diye vakit kaybetmek yerine, alanında gerçekten uzman bir cerrahla oturup operasyonun tüm detaylarını açıkça konuşmak atabileceğin en akıllıca adım olacaktır.
Beslenme düzeninden günlük egzersizlere kadar ameliyat sonrasındaki o kritik dönemi sabırla ve doktorun tavsiyelerine harfiyen uyarak atlattığında, eski sağlığına kavuşmanın verdiği o hafiflik hissi bütün çektiğin sıkıntılara değecek doğrusu.