Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah uyanır uyanmaz o boğazındaki yanma hissiyle boğuşuyorsan, dün gece yediğin o yağlı pideleri kafaya vurma vakti gelmiştir abi ya, vallahi billahi o mide kapakçığı pes etti artık senden. Alt özofagus sfinkter dediğimiz o minik kas var ya, hani şu mide içeriğinin yukarı kaçmasını engelleyen o kapı; sen basıp yağlı, baharatlı, salçalı ne bulduysan tıkıştırdığın için artık kilit tutmuyor, gevşedi gitti zavallı.
Yemekten hemen sonra sırtüstü uzanıp dizi izleme hayalleri kuruyorsun değil mi, işte o tam bir intihar girişimi, yerçekimi yasasına kafa tutamazsın ki. Mide asidi zaten yukarı doğru tırmanmak için bahane arıyor, sen bir de yatay pozisyona geçerek hidroklorik asidin yemek borusu mukoza tabakasını sabun gibi eritmesine zemin hazırlıyorsun, yapma bunu işte, dik dur biraz.
Porsiyon kontrolü falan derken kimse sana diyetisyen listesi ezberletmiyor burada, sadece iki tabak dolusu mantıyı tek oturuşta mideye indirince gastrik distansiyon dediğimiz o mide içi basınç patlaması yaşanıyor, farkında mısın. O fazla hacim, mide duvarını gerip gerip duruyor, sonra da zavallı kapakçık mekanik olarak yukarı doğru zorlanıyor, fazla yemek demek aslında kendi bacağına sıkarak mide asidine davetiye çıkarmak demek...
Kahve meselesine gelince, sabah sert bir espresso patlatmadan kendine gelemediğini biliyorum ama kafein denen o lanet alkaloid, alt özofagus sfinkterinin tonusunu doğrudan düşürüyor, yani kası gevşetip yolu açıyor. Mide asidi salgılanmasını tetikleyen gastrin hormonunu da tavan yaptırınca, o içerideki kaynar kazan gibi duran asit doğrudan yukarı akıyor, sonra da "neden boğazım yanıyo" diye kıvranıp duruyorsun.
Mayhoş limonlar, portakallar, o C vitamini deposu sandığın turunçgiller var ya, hah, işte onlar reflünün baş düşmanı, asit oranı o kadar yüksek ki mide pH'ını direkt yerle bir ediyorlar. Asidite zaten yüksek, sen dışarıdan citric asit takviyesi yapınca mukoza tabakasındaki o hassas sinir uçları uyarılıyor, sabaha kadar o göğüs kafesinin ortasında biriken yangını söndürebilirsen aşk olsun sana...
Gece saat dokuzdan sonra mutfağa gizli seanslar düzenlemeyi bırak artık, çünkü gece metabolizması yavaşlar, vagus siniri uykudayken sindirim enzimlerini minimumda çalıştırır. Sen o saatte mideye karbonhidrat ve yağ yığdığında, o besinler saatlerce orada kalır, pepsin ve hidroklorik asit üretimi durmaksızın devam eder ve sen uykudayken o asit boğazına kadar tırmanır da haberin bile olmaz, sabah sesinin kısılması hep bu yüzden...
Yemekten hemen sonra sırtüstü uzanıp dizi izleme hayalleri kuruyorsun değil mi, işte o tam bir intihar girişimi, yerçekimi yasasına kafa tutamazsın ki. Mide asidi zaten yukarı doğru tırmanmak için bahane arıyor, sen bir de yatay pozisyona geçerek hidroklorik asidin yemek borusu mukoza tabakasını sabun gibi eritmesine zemin hazırlıyorsun, yapma bunu işte, dik dur biraz.
Porsiyon kontrolü falan derken kimse sana diyetisyen listesi ezberletmiyor burada, sadece iki tabak dolusu mantıyı tek oturuşta mideye indirince gastrik distansiyon dediğimiz o mide içi basınç patlaması yaşanıyor, farkında mısın. O fazla hacim, mide duvarını gerip gerip duruyor, sonra da zavallı kapakçık mekanik olarak yukarı doğru zorlanıyor, fazla yemek demek aslında kendi bacağına sıkarak mide asidine davetiye çıkarmak demek...
Kahve meselesine gelince, sabah sert bir espresso patlatmadan kendine gelemediğini biliyorum ama kafein denen o lanet alkaloid, alt özofagus sfinkterinin tonusunu doğrudan düşürüyor, yani kası gevşetip yolu açıyor. Mide asidi salgılanmasını tetikleyen gastrin hormonunu da tavan yaptırınca, o içerideki kaynar kazan gibi duran asit doğrudan yukarı akıyor, sonra da "neden boğazım yanıyo" diye kıvranıp duruyorsun.
Mayhoş limonlar, portakallar, o C vitamini deposu sandığın turunçgiller var ya, hah, işte onlar reflünün baş düşmanı, asit oranı o kadar yüksek ki mide pH'ını direkt yerle bir ediyorlar. Asidite zaten yüksek, sen dışarıdan citric asit takviyesi yapınca mukoza tabakasındaki o hassas sinir uçları uyarılıyor, sabaha kadar o göğüs kafesinin ortasında biriken yangını söndürebilirsen aşk olsun sana...
Gece saat dokuzdan sonra mutfağa gizli seanslar düzenlemeyi bırak artık, çünkü gece metabolizması yavaşlar, vagus siniri uykudayken sindirim enzimlerini minimumda çalıştırır. Sen o saatte mideye karbonhidrat ve yağ yığdığında, o besinler saatlerce orada kalır, pepsin ve hidroklorik asit üretimi durmaksızın devam eder ve sen uykudayken o asit boğazına kadar tırmanır da haberin bile olmaz, sabah sesinin kısılması hep bu yüzden...