Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Hasta yatağının başında sabahlamak, o bilindik hastane kokusunu ciğerlerine çeke çeke saatleri devirmek tek kişilik bir mücadele değildir asla. Birçoğumuz o soğuk koridorlara adım attığımız an "Yanımda biri kalabilir mi acaba, izin verirler mi ki?" stresiyle bocalayıp dururuz. Aslında mevzuat da insan psikolojisi de açık; hekim uygun gördüğü sürece yanınızda bir can yoldaşının bulunması en doğal hakkınız. Tabii bu işin yazısız kuralları var, öyle her isteyen elini kolunu sallaya sallaya refakatçi koltuğuna kurulamıyor maalesef.
Süreç tamamen tedavi gördüğünüz kliniğin hassasiyetine ve hekiminizin iki dudağının arasından çıkacak karara bakıyor vallahi. Yoğun bakım gibi sterilizasyonun hayati olduğu alanlarda kapılar yüzünüze kapanabilir, buna hazırlıklı olun. Ama genel servislerde durum çok daha esnek; doktor "kalsın" dediği an prosedür tıkır tıkır işlemeye başlar. Yine de her sağlık kurumunun kendi iç disiplini olduğunu unutmamak lazım, kuralları zorlamanın kimseye faydası yok.
Yalnız kalmak insanı daha da hasta eder, moralini altüst eder çoğu zaman. Yanınızda güvendiğiniz birinin bulunması sadece bir su bardağı uzatmak değil ki; iyileşme sürecine doğrudan katkı sağlayan devasa bir psikolojik destektir. Hatta bazen doktorların atladığı bir detay, refakatçinin gözünden kaçmaz... O yüzden şartları sonuna kadar zorlayın, refakatçi hakkınızı mutlaka arayın derim.
Hastane koridorlarında nizamı bozacak hareketlerden kaçınmak, o meşhur hastane kurallarına harfiyen uymak zorundayız abi ya. Tek bir hastanın konforu için koca servisin huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yok sonuçta. Belirlenen ziyaret saatlerine uymak, refakatçi kartını boyundan çıkarmamak ve sağlık personeline yardımcı olmak işin püf noktası. Kurallara saygı gösterdiğinizde kapıların size nasıl kendiliğinden açıldığına şaşıracaksınız.
Peki ya imkanlar yetersizse, odada ikinci bir kişiye yer yoksa ne yapacaksınız? İşte orada devreye hastane yönetiminin ve servisteki başhemşirenin insafı giriyor açıkçası. Durumu samimiyetle anlattığınızda, gerçekten ihtiyacınız olduğunu hissettirdiğinizde size mutlaka bir çıkış yolu sunacaklardır. Yeter ki iletişimi doğru kurun, bağırmak çağırmak yerine halden anlayan bir dille yaklaşın.
Süreç tamamen tedavi gördüğünüz kliniğin hassasiyetine ve hekiminizin iki dudağının arasından çıkacak karara bakıyor vallahi. Yoğun bakım gibi sterilizasyonun hayati olduğu alanlarda kapılar yüzünüze kapanabilir, buna hazırlıklı olun. Ama genel servislerde durum çok daha esnek; doktor "kalsın" dediği an prosedür tıkır tıkır işlemeye başlar. Yine de her sağlık kurumunun kendi iç disiplini olduğunu unutmamak lazım, kuralları zorlamanın kimseye faydası yok.
Yalnız kalmak insanı daha da hasta eder, moralini altüst eder çoğu zaman. Yanınızda güvendiğiniz birinin bulunması sadece bir su bardağı uzatmak değil ki; iyileşme sürecine doğrudan katkı sağlayan devasa bir psikolojik destektir. Hatta bazen doktorların atladığı bir detay, refakatçinin gözünden kaçmaz... O yüzden şartları sonuna kadar zorlayın, refakatçi hakkınızı mutlaka arayın derim.
Hastane koridorlarında nizamı bozacak hareketlerden kaçınmak, o meşhur hastane kurallarına harfiyen uymak zorundayız abi ya. Tek bir hastanın konforu için koca servisin huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yok sonuçta. Belirlenen ziyaret saatlerine uymak, refakatçi kartını boyundan çıkarmamak ve sağlık personeline yardımcı olmak işin püf noktası. Kurallara saygı gösterdiğinizde kapıların size nasıl kendiliğinden açıldığına şaşıracaksınız.
Peki ya imkanlar yetersizse, odada ikinci bir kişiye yer yoksa ne yapacaksınız? İşte orada devreye hastane yönetiminin ve servisteki başhemşirenin insafı giriyor açıkçası. Durumu samimiyetle anlattığınızda, gerçekten ihtiyacınız olduğunu hissettirdiğinizde size mutlaka bir çıkış yolu sunacaklardır. Yeter ki iletişimi doğru kurun, bağırmak çağırmak yerine halden anlayan bir dille yaklaşın.