Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Erkeklerin yaştan mıdır nedir bilinmez, vücutlarından gelen sinyalleri görmezden gelme gibi garip bir huyu var vallahi. Hele konu üroloji olunca o doktora gitme süreci adeta bir işkenceye dönüşüyor, ayaklar geri geri gidiyor. Ama işte o işler öyle olmuyor abi ya, bazen çok küçük bir sinyal bile aslında arkada başka bir hikayenin başladığını fısıldayabiliyor.
Geceleri uykudan uyanıp tuvalete taşınmalar başladıysa mesela, bunu sadece "yaşlandık artık" diyerek geçiştirmemek lazım. Eskiden deliksiz uyuyan adam, bir bakıyorsun gecede üç kere kalkıyor. Bir problem var işte, vücut orada sana avaz avaz bağırıyor aslında...
İdrar yaparken o eski tazyiki bulamamak, akışın çatallanması ya da kesik kesik gelmesi de çok tipik bir ilk alarmdır. Sifonun başında dakikalarca bekleyen erkek profilini gözünüzün önüne getirin; işte o an bir şeylerin yolunda gitmediğinin en somut kanıtı. İdrar kesesini tam boşaltamamış hissi, içeride hep bir şey kalmış duygusu insanı deli eder.
Bazen de hiçbir şey olmaz, hiçbir yeriniz ağrımaz, her şey güllük gülistandır. Bu sinsi hastalık zaten tam da bu yüzden ilk evrelerde neredeyse hiç renk vermez, sinsice bekler. Rutin bir kan testindeki PSA değerine bakılmasa ruhunuz bile duymayacak belki de...
Sırtınızda, belinizde ya da kalçanızda bir süredir devam eden ve kas gevşeticiyle geçmeyen o inatçı sızılara ne demeli? Çoğu zaman ağır kaldırdım veya üşüttüm deriz ama o ağrıların arkasında bazen bambaşka bir sebep yatar. Kemiklere kadar sirayet eden bir dolgunluk hissi, acaba bir uzmana görünsem mi sorusunu getirmeli akla.
Lafı hiç dolandırmaya gerek yok, 50 yaşını devirdiyseniz o muayene masasına yılda bir kez oturulacak, kaçış yok. Ailede, özellikle babada veya amcada bu rahatsızlığı yaşayan biri varsa o yaş sınırı direkt 45’e düşüyor zaten. Erken yakalamak bu işin tek ve en büyük formülü, gerisi tamamen lafıgüzaf.
Menide ya da idrarda o çok nadir de olsa görülen pembeleşme, yani kan belirtisi insanı dehşete düşürmeye yeter. Vallahi billahi insan o an ne yapacağını şaşırır, eli ayağı titrer. Hiç vakit kaybetmeden, paniğe de kapılmadan doğruca bir üroloğun kapısını çalmak en doğrusudur.
Sertleşme problemleri veya boşalma esnasında yaşanan o garip acı da listeye eklenebilir. Genelde psikolojiktir deyip geçiştirilen bu durum, bazen prostat bezindeki o istenmeyen büyümenin dokulara baskı yapmasından kaynaklanır. Vücudun dengesi bir kez şaşmaya görsün...
Kendinize bir iyilik yapın ve o çok kıymetli sağlığınızı ertelemeyi artık bırakın. Bir kan testi, ufak bir fiziki muayene hayat kurtarır derler ya, inanılmaz derecede doğru bir söz. Korkunun ecele faydası yok sonuçta, kontrolü ele almak lazım...
Geceleri uykudan uyanıp tuvalete taşınmalar başladıysa mesela, bunu sadece "yaşlandık artık" diyerek geçiştirmemek lazım. Eskiden deliksiz uyuyan adam, bir bakıyorsun gecede üç kere kalkıyor. Bir problem var işte, vücut orada sana avaz avaz bağırıyor aslında...
İdrar yaparken o eski tazyiki bulamamak, akışın çatallanması ya da kesik kesik gelmesi de çok tipik bir ilk alarmdır. Sifonun başında dakikalarca bekleyen erkek profilini gözünüzün önüne getirin; işte o an bir şeylerin yolunda gitmediğinin en somut kanıtı. İdrar kesesini tam boşaltamamış hissi, içeride hep bir şey kalmış duygusu insanı deli eder.
Bazen de hiçbir şey olmaz, hiçbir yeriniz ağrımaz, her şey güllük gülistandır. Bu sinsi hastalık zaten tam da bu yüzden ilk evrelerde neredeyse hiç renk vermez, sinsice bekler. Rutin bir kan testindeki PSA değerine bakılmasa ruhunuz bile duymayacak belki de...
Sırtınızda, belinizde ya da kalçanızda bir süredir devam eden ve kas gevşeticiyle geçmeyen o inatçı sızılara ne demeli? Çoğu zaman ağır kaldırdım veya üşüttüm deriz ama o ağrıların arkasında bazen bambaşka bir sebep yatar. Kemiklere kadar sirayet eden bir dolgunluk hissi, acaba bir uzmana görünsem mi sorusunu getirmeli akla.
Lafı hiç dolandırmaya gerek yok, 50 yaşını devirdiyseniz o muayene masasına yılda bir kez oturulacak, kaçış yok. Ailede, özellikle babada veya amcada bu rahatsızlığı yaşayan biri varsa o yaş sınırı direkt 45’e düşüyor zaten. Erken yakalamak bu işin tek ve en büyük formülü, gerisi tamamen lafıgüzaf.
Menide ya da idrarda o çok nadir de olsa görülen pembeleşme, yani kan belirtisi insanı dehşete düşürmeye yeter. Vallahi billahi insan o an ne yapacağını şaşırır, eli ayağı titrer. Hiç vakit kaybetmeden, paniğe de kapılmadan doğruca bir üroloğun kapısını çalmak en doğrusudur.
Sertleşme problemleri veya boşalma esnasında yaşanan o garip acı da listeye eklenebilir. Genelde psikolojiktir deyip geçiştirilen bu durum, bazen prostat bezindeki o istenmeyen büyümenin dokulara baskı yapmasından kaynaklanır. Vücudun dengesi bir kez şaşmaya görsün...
Kendinize bir iyilik yapın ve o çok kıymetli sağlığınızı ertelemeyi artık bırakın. Bir kan testi, ufak bir fiziki muayene hayat kurtarır derler ya, inanılmaz derecede doğru bir söz. Korkunun ecele faydası yok sonuçta, kontrolü ele almak lazım...