Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Bakıyorsun abi ya, insanlar artık dermanı nerede buluyorsa oraya gidiyor, valizini toplayıp bambaşka bir ülkeye uçuyor.
Yabancı hastalar İstanbul’un ya da Antalya’nın yolunu tutarken aslında sadece bir ameliyat masasını değil, uzun vadeli bir huzuru satın alıyorlar.
Doktorların ellerindeki o hafiflik, hastaya yaklaşırken gösterdikleri sabır başka hiçbir yerde yok vallahi billahi.
Türkiye’deki hastanelerin lobisine girdiğinde kendini beş yıldızlı bir otelde sanıyorsun ama içeride işlem yapanlar alanının en keskin beyinleri.
Diz kapama operasyonu için gelen biri, ameliyattan iki gün sonra Boğaz kıyısında kahvesini yudumlarken buluyor kendini; rüya gibi ama gerçek...
Maliyet hesaplarına girmiyoruz bile çünkü Batı’daki rakamların yanında buradaki fiyatlar neredeyse komik kalıyor, insan şaşırıp kalıyor tabii.
Süreç nasıl işliyor dersen, havalimanından VIP araçla alınıp oteline yerleştiriliyorsun, kimse seni yabancı gibi hissettirmiyor.
Tıbbi altyapı dersen zaten Amerika’daki ya da Almanya’daki en lüks merkezlerle yarışır, hatta bazı noktalarda onları cebinden çıkarır.
Hasta ile hekim arasındaki o samimi bağ, sedyeye yattığın an bütün korkularını silip süpürüveriyor, içini müthiş bir rahatlık kaplıyor.
Yıllardır bastığı her adımda canı yanan bir insan, Türk cerrahın bıçağından sonra parklarda koşmaya başlıyorsa burada büyük bir başarı hikayesi var demektir.
Yabancı hastalar İstanbul’un ya da Antalya’nın yolunu tutarken aslında sadece bir ameliyat masasını değil, uzun vadeli bir huzuru satın alıyorlar.
Doktorların ellerindeki o hafiflik, hastaya yaklaşırken gösterdikleri sabır başka hiçbir yerde yok vallahi billahi.
Türkiye’deki hastanelerin lobisine girdiğinde kendini beş yıldızlı bir otelde sanıyorsun ama içeride işlem yapanlar alanının en keskin beyinleri.
Diz kapama operasyonu için gelen biri, ameliyattan iki gün sonra Boğaz kıyısında kahvesini yudumlarken buluyor kendini; rüya gibi ama gerçek...
Maliyet hesaplarına girmiyoruz bile çünkü Batı’daki rakamların yanında buradaki fiyatlar neredeyse komik kalıyor, insan şaşırıp kalıyor tabii.
Süreç nasıl işliyor dersen, havalimanından VIP araçla alınıp oteline yerleştiriliyorsun, kimse seni yabancı gibi hissettirmiyor.
Tıbbi altyapı dersen zaten Amerika’daki ya da Almanya’daki en lüks merkezlerle yarışır, hatta bazı noktalarda onları cebinden çıkarır.
Hasta ile hekim arasındaki o samimi bağ, sedyeye yattığın an bütün korkularını silip süpürüveriyor, içini müthiş bir rahatlık kaplıyor.
Yıllardır bastığı her adımda canı yanan bir insan, Türk cerrahın bıçağından sonra parklarda koşmaya başlıyorsa burada büyük bir başarı hikayesi var demektir.