Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Gece yarısı bomboş bir yolda seyrederken birdenbire paneldeki tüm ışıkların sönmesi... İşte o an insanın kalbi bir anlığına durur gibi oluyor. Silecekler çalışmaz, kornadan ses çıkmaz, radyo bir anda susar. Çoğu sürücü hemen en kötüsünü düşünür; motor bitti, beyin yandı, bütçe delindi! Oysa olay çok daha basit, ayağınızın hemen birkaç santim ötesinde, direksiyonun altına gizlenmiş küçük bir plastik kutuda bitiyor olabilir.
Direksiyonun altındaki o küçük plastik kapağı açtığınızda karşılaştığınız renkli plastiklerin ne işe yaradığını hiç merak ettiniz mi? Araçtaki tüm konforu, güvenliği ve o çok sevdiğimiz küçük lüksleri yöneten gizli kahraman tam olarak orada duruyor. Sinyallerden tutun da koltuk ısıtmaya kadar her şey bu minik sigortaların eline bakıyor. Biri yandığı an, o sistem tamamen felç.
Arabanın kaputunu açıp büyük sorunlar aramaya alışmışız bir kere, gözümüzün önündeki ayrıntıları kaçırıyoruz. Gösterge panelindeki anlamsız arıza ışıkları veya bir anda durup dururken çalışmayı kesen cam krikosu için sanayide servet harcamadan önce şuraya bir bakmak lazım. Bazen sadece beş liralık bir plastik parça, binlerce liralık usta masrafından kurtarır insanı. Gerçekten, o küçük kapağı söküp bakmak bu kadar mı zor geliyor bize?
O kokuyu bir kez duydunuz mu bir daha unutamazsınız; hafif yanık plastik ve ısınmış kablo kokusu... Arabanın içine aniden yayılan bu garip koku, genellikle sigorta kutusunun "ben artık dayanamıyorum" deme şeklidir. O an teybin sesini kısıp burnunuzu havaya dikersiniz ya... Aksi gibi arıza kendisini her zaman bu kadar net de belli etmez; bazen bir gün çalışır, bir gün çalışmaz, insanı canından beezdirir.
Geçenlerde bir dostum sırf kliması çalışmıyor diye az kalsın kompresörü değiştirtiyordu! "Dur bir dakika," dedim, açtık direksiyon altındaki kapağı, baktık ki ilgili sigorta bacağı kararmış, temassızlık yapıyor. Yenisini taktık, buz gibi soğutmaya başladı tekrar. İnanabiliyor musunuz, usta az kalsın komplesini söküp yenisini takacaktı... Bazen insanların ceplerindeki parayı nasıl kolayca gözden çıkardıklarına şaşırıyorum.
Rastgele bir sigortayı çekip yerine uymayan ampersiz bir şey takmak, arabanın elektrik tesisatına pimi çekilmiş bir bomba koymaktan farksızdır. "Beşlik kalmamış, onluk taksak ne olur ki?" demeyin sakın. O kutunun üzerindeki değerler süs olsun diye yazılmadı oraya. Yanlış amper takarsınız, sigorta atmaz ama bu sefer kablo erir, araba alev alır...
Elinizin altında her zaman birkaç tane yedek sigorta ve o küçük plastik cımbızdan bulunsun. Torpidonun bir köşesine atın, dursun orada; ne zaman lazım olacağı hiç belli olmaz. Yolda kalmanın, o çaresizlik hissinin tadını iyi bilirim ben. Küçük bir hazırlık, günü kurtarır.
Direksiyonun altındaki o küçük plastik kapağı açtığınızda karşılaştığınız renkli plastiklerin ne işe yaradığını hiç merak ettiniz mi? Araçtaki tüm konforu, güvenliği ve o çok sevdiğimiz küçük lüksleri yöneten gizli kahraman tam olarak orada duruyor. Sinyallerden tutun da koltuk ısıtmaya kadar her şey bu minik sigortaların eline bakıyor. Biri yandığı an, o sistem tamamen felç.
Arabanın kaputunu açıp büyük sorunlar aramaya alışmışız bir kere, gözümüzün önündeki ayrıntıları kaçırıyoruz. Gösterge panelindeki anlamsız arıza ışıkları veya bir anda durup dururken çalışmayı kesen cam krikosu için sanayide servet harcamadan önce şuraya bir bakmak lazım. Bazen sadece beş liralık bir plastik parça, binlerce liralık usta masrafından kurtarır insanı. Gerçekten, o küçük kapağı söküp bakmak bu kadar mı zor geliyor bize?
O kokuyu bir kez duydunuz mu bir daha unutamazsınız; hafif yanık plastik ve ısınmış kablo kokusu... Arabanın içine aniden yayılan bu garip koku, genellikle sigorta kutusunun "ben artık dayanamıyorum" deme şeklidir. O an teybin sesini kısıp burnunuzu havaya dikersiniz ya... Aksi gibi arıza kendisini her zaman bu kadar net de belli etmez; bazen bir gün çalışır, bir gün çalışmaz, insanı canından beezdirir.
Geçenlerde bir dostum sırf kliması çalışmıyor diye az kalsın kompresörü değiştirtiyordu! "Dur bir dakika," dedim, açtık direksiyon altındaki kapağı, baktık ki ilgili sigorta bacağı kararmış, temassızlık yapıyor. Yenisini taktık, buz gibi soğutmaya başladı tekrar. İnanabiliyor musunuz, usta az kalsın komplesini söküp yenisini takacaktı... Bazen insanların ceplerindeki parayı nasıl kolayca gözden çıkardıklarına şaşırıyorum.
Rastgele bir sigortayı çekip yerine uymayan ampersiz bir şey takmak, arabanın elektrik tesisatına pimi çekilmiş bir bomba koymaktan farksızdır. "Beşlik kalmamış, onluk taksak ne olur ki?" demeyin sakın. O kutunun üzerindeki değerler süs olsun diye yazılmadı oraya. Yanlış amper takarsınız, sigorta atmaz ama bu sefer kablo erir, araba alev alır...
Elinizin altında her zaman birkaç tane yedek sigorta ve o küçük plastik cımbızdan bulunsun. Torpidonun bir köşesine atın, dursun orada; ne zaman lazım olacağı hiç belli olmaz. Yolda kalmanın, o çaresizlik hissinin tadını iyi bilirim ben. Küçük bir hazırlık, günü kurtarır.