Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Aynanın karşısına geçip şöyle bir gülümse bakalım, ön dişlerindeki o minik renk farkı ya da hafif çapraşıklık yine canını sıktı değil mi; halbuki tam da bu noktada devreye giren lamine diş, yani bildiğin adıyla yaprak porselen teknolojisi, ortalama 0.3 ile 0.5 milimetre arasındaki ultra ince feldspatik veya press porselen yaprakların, dişin sadece ön yüzeyinden çok az bir aşındırma yapılarak ya da kimi vakalarda hiç dokunulmadan total hibrit bonding adeziv sistemleriyle mineye kimyasal olarak mühürlenmesi işlemidir ki bu sayede diş mukavemetinden hiçbir ödün verilmez.
Vallahi billahi insan bazen hayatta küçük bir dokunuşla her şeyin değişeceğini unutup gidiyor; diş hekimliğinde simgeleşen bu minimal invasif yaklaşım, geleneksel kuron kaplamalardaki gibi dişin çepeçevre kesilip küçültülmesi dezavantajını tamamen ortadan kaldırarak, dişin doğal anatomik bütünlüğünü korur ve CAD-CAM teknolojisiyle optik tarayıcılar yardımıyla dijital ortamda milimetrenin yüzde biri hassasiyetle tasarlanıp üretilen seramik yapraklar, ışık geçirgenliği bakımından doğal mine dokusunun o eşsiz opalesans ve floresans özelliklerini birebir taklit eder.
Peki bu kadar incecik bir porselen parçası nasıl oluyor da onca çiğneme kuvvetine kafa tutabiliyor abi ya, işin sırrı aslında reçine bazlı yapıştırıcıların sülfür ve silan bağlarıyla oluşturduğu o muazzam gerilme direncinde saklı; öyle ki laboratuvarda refrakter model veya platin folyo üstünde el işçiliğiyle kat kat işlenen lamine materyali, asit asitleme yani hidroflorik asit uygulaması sonrasında diş minesine öyle bir bağlanır ki, fiziksel olarak dişle tek bir vücut haline gelip monoblok bir direnç alanı yaratır.
Kahve lekeleri, sigara sarılığı veya antibiyotik kullanımına bağlı tetrasiklin renklenmelerinin beyazlatma jelleriyle bir türlü açılamadığı o inatçı durumlarda, yaprak porselenler adeta bir renk kalkanı gibi görev yaparak alt dokudaki tüm estetik kusurları kusursuzca maskelerken, aynı zamanda dişler arasındaki diastema denen o ayrık yapıları da ortadan kaldırıp arkı kusursuz bir simetriye kavuşturur; işte bu yüzden, diş eti biyolojisiyle mükemmel bir uyum sergileyen ve gingival kenarlarda hiçbir morarma ya da uyumsuzluk yaratmayan bu pürüzsüz seramik yüzeyler, plak birikimini minimuma indirerek periodontal sağlığı da dolaylı yoldan destekler.
Yılların getirdiği o yorgun gülüşü silip atmak, sabah uyanır uyanmaz o spot ışıkları altındaki gibi parlayan dişlerle güne başlamak aslında sandığın kadar uzak bir hayal değil; yeter ki doğru hekim ellerinde, oklüzal kuvvetlerin ve kapanış dinamiklerinin hesaplandığı kusursuz bir mock-up çalışmasıyla yola çıkılsın ve her bir yaprak porselen, hastanın yüz hatlarına ve altın oran kurallarına göre özenle biçimlendirilsin.
Vallahi billahi insan bazen hayatta küçük bir dokunuşla her şeyin değişeceğini unutup gidiyor; diş hekimliğinde simgeleşen bu minimal invasif yaklaşım, geleneksel kuron kaplamalardaki gibi dişin çepeçevre kesilip küçültülmesi dezavantajını tamamen ortadan kaldırarak, dişin doğal anatomik bütünlüğünü korur ve CAD-CAM teknolojisiyle optik tarayıcılar yardımıyla dijital ortamda milimetrenin yüzde biri hassasiyetle tasarlanıp üretilen seramik yapraklar, ışık geçirgenliği bakımından doğal mine dokusunun o eşsiz opalesans ve floresans özelliklerini birebir taklit eder.
Peki bu kadar incecik bir porselen parçası nasıl oluyor da onca çiğneme kuvvetine kafa tutabiliyor abi ya, işin sırrı aslında reçine bazlı yapıştırıcıların sülfür ve silan bağlarıyla oluşturduğu o muazzam gerilme direncinde saklı; öyle ki laboratuvarda refrakter model veya platin folyo üstünde el işçiliğiyle kat kat işlenen lamine materyali, asit asitleme yani hidroflorik asit uygulaması sonrasında diş minesine öyle bir bağlanır ki, fiziksel olarak dişle tek bir vücut haline gelip monoblok bir direnç alanı yaratır.
Kahve lekeleri, sigara sarılığı veya antibiyotik kullanımına bağlı tetrasiklin renklenmelerinin beyazlatma jelleriyle bir türlü açılamadığı o inatçı durumlarda, yaprak porselenler adeta bir renk kalkanı gibi görev yaparak alt dokudaki tüm estetik kusurları kusursuzca maskelerken, aynı zamanda dişler arasındaki diastema denen o ayrık yapıları da ortadan kaldırıp arkı kusursuz bir simetriye kavuşturur; işte bu yüzden, diş eti biyolojisiyle mükemmel bir uyum sergileyen ve gingival kenarlarda hiçbir morarma ya da uyumsuzluk yaratmayan bu pürüzsüz seramik yüzeyler, plak birikimini minimuma indirerek periodontal sağlığı da dolaylı yoldan destekler.
Yılların getirdiği o yorgun gülüşü silip atmak, sabah uyanır uyanmaz o spot ışıkları altındaki gibi parlayan dişlerle güne başlamak aslında sandığın kadar uzak bir hayal değil; yeter ki doğru hekim ellerinde, oklüzal kuvvetlerin ve kapanış dinamiklerinin hesaplandığı kusursuz bir mock-up çalışmasıyla yola çıkılsın ve her bir yaprak porselen, hastanın yüz hatlarına ve altın oran kurallarına göre özenle biçimlendirilsin.