Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunun altından gelen o durmaksızın çalışan pervane sesi, aslında sistemin kendi kendini imha etmekten kurtarma çabasının en gürültülü kanıtıdır. Radyatör fanı, motor kontrol ünitesinden (ECU) gelen sinyalle devreye girer ve soğutma sıvısının sıcaklığını optimum seviyede tutmak için havayı peteklerin arasından hızla geçirir. Normal şartlarda termostat açılır, sıvı radyatöre ulaşır ve fan görevini yapıp susar. Ancak fan hiç durmuyorsa, soğutma sıvısı sıcaklık sensörü (ECT) motorun sürekli yandığını ihbar ediyor olabilir. Belki de sensörün direnç değerleri bozulmuştur ve ECU’ya yanlış veri gönderiyordur...
Sistemdeki en sinsi arızalardan biri, termostatın kapalı konumda sıkışıp kalmasıyla baş gösterir. Motor bloğunun içindeki sıcak su radyatöre ulaşamadığı için, radyatördeki sensör soğuk ölçüm yapsa dahi, motor bloğu üzerindeki müşür feryat figan fana tam güç çalışma emri gönderir. Hararet göstergesine bakarsınız, ibre normal yerindedir ama fan adeta yerinden çıkacak gibi döner. Garip bir çelişki değil mi? Soğutma sıvısının seviyesini kontrol etmek bu aşamada akıllıca bir hamle olabilir; eksik antifriz, su pompasının (devirdaim) basınç oluşturamamasına ve dolayısıyla lokal aşırı ısınmalara yol açar.
Röle kilitlenmesi diye bir gerçek var ki, oto elektrikçilerin en sevdiği arıza türüdür. Fan rölesi, yüksek akım çeken bu motoru devreye sokup çıkaran bir nevi elektronik şalterdir ve zamanla yüksek ısıdan dolayı kontakları birbirine kaynayabilir. Kontak kaynadığı an, kontağı kapatsanız bile aküden fana giren elektrik kesilmez. Sabaha kadar çalışan bir fan ve neticesinde tamamen bitmiş bir akü ile karşılaşmak işten bile değildir. Bazen sadece röle kutusunu açıp o küçük plastik küpe hafifçe vurmak işi çözer, bazen de yenisiyle değiştirmek gerekir...
Klima sisteminin açık olup olmadığını hiç kontrol ettiniz mi? Modern araçların birçoğunda klima kompresörü devreye girdiği andan itibaren, kondenserdeki yüksek basıncı ve ısıyı düşürmek amacıyla radyatör fanı otomatik olarak birinci kademede dönmeye başlar. Bu durum tamamen normal bir mühendislik stratejisidir ve panik yapacak bir şey yoktur. Ancak klimayı kapattığınız halde fan hala aynı tempoda dönüyorsa, klima basınç sensörünün (trinary müşürü) yüksek basınç sinyalini çakılı bıraktığından şüphelenmek gerekir. Yani sistem, klimanın hala açık olduğunu zannediyordur.
Kablolama hatası ve şasi kaçakları, yaşlanan otomobillerin en büyük baş belasıdır. Sensör kablolarından birinin izolasyonu aşınıp motor bloğuna temas ettiğinde, devre kendisini korumaya almak adına fanı doğrudan en yüksek hızda çalıştırabilir. Otomotiv üreticileri, sinyal kesintisi yaşandığında motorun yanmasını önlemek için ECU’yu "güvenli mod" (failsafe) programıyla donatır; sinyal yoksa fanı hep çalıştır. Kablo demetlerini gözle kontrol etmek, bükülen veya eriyen yerleri aramak bazen binlerce liralık masrafın önüne geçer.
DPF (Dizel Partikül Filtresi) rejenerasyonu yapan dizel bir araç kullanıyorsanız, stop ettikten sonra bile fanın beş on dakika boyunca deli gibi dönmesi gayet olağandır. Egzoz sıcaklığı kurum temizliği için 600 derecenin üzerine çıktığından, motor içi sıcaklığı dengelemek adına fan son hızda havayı tahliye etmeye programlanmıştır. Süreci yarıda kesmek, yani aracı stop etmek bu döngüyü bozmaz, fan çalışmaya devam eder. Sadece beklemek gerekir, sistem sakinleşince o da susacaktır. Bir sonraki çalıştırmada motoru biraz yüksek devirde kullanıp kurumu tamamen yakmasına izin vermek, rejenerasyon sürecini hızlandıracaktır.
Sistemdeki en sinsi arızalardan biri, termostatın kapalı konumda sıkışıp kalmasıyla baş gösterir. Motor bloğunun içindeki sıcak su radyatöre ulaşamadığı için, radyatördeki sensör soğuk ölçüm yapsa dahi, motor bloğu üzerindeki müşür feryat figan fana tam güç çalışma emri gönderir. Hararet göstergesine bakarsınız, ibre normal yerindedir ama fan adeta yerinden çıkacak gibi döner. Garip bir çelişki değil mi? Soğutma sıvısının seviyesini kontrol etmek bu aşamada akıllıca bir hamle olabilir; eksik antifriz, su pompasının (devirdaim) basınç oluşturamamasına ve dolayısıyla lokal aşırı ısınmalara yol açar.
Röle kilitlenmesi diye bir gerçek var ki, oto elektrikçilerin en sevdiği arıza türüdür. Fan rölesi, yüksek akım çeken bu motoru devreye sokup çıkaran bir nevi elektronik şalterdir ve zamanla yüksek ısıdan dolayı kontakları birbirine kaynayabilir. Kontak kaynadığı an, kontağı kapatsanız bile aküden fana giren elektrik kesilmez. Sabaha kadar çalışan bir fan ve neticesinde tamamen bitmiş bir akü ile karşılaşmak işten bile değildir. Bazen sadece röle kutusunu açıp o küçük plastik küpe hafifçe vurmak işi çözer, bazen de yenisiyle değiştirmek gerekir...
Klima sisteminin açık olup olmadığını hiç kontrol ettiniz mi? Modern araçların birçoğunda klima kompresörü devreye girdiği andan itibaren, kondenserdeki yüksek basıncı ve ısıyı düşürmek amacıyla radyatör fanı otomatik olarak birinci kademede dönmeye başlar. Bu durum tamamen normal bir mühendislik stratejisidir ve panik yapacak bir şey yoktur. Ancak klimayı kapattığınız halde fan hala aynı tempoda dönüyorsa, klima basınç sensörünün (trinary müşürü) yüksek basınç sinyalini çakılı bıraktığından şüphelenmek gerekir. Yani sistem, klimanın hala açık olduğunu zannediyordur.
Kablolama hatası ve şasi kaçakları, yaşlanan otomobillerin en büyük baş belasıdır. Sensör kablolarından birinin izolasyonu aşınıp motor bloğuna temas ettiğinde, devre kendisini korumaya almak adına fanı doğrudan en yüksek hızda çalıştırabilir. Otomotiv üreticileri, sinyal kesintisi yaşandığında motorun yanmasını önlemek için ECU’yu "güvenli mod" (failsafe) programıyla donatır; sinyal yoksa fanı hep çalıştır. Kablo demetlerini gözle kontrol etmek, bükülen veya eriyen yerleri aramak bazen binlerce liralık masrafın önüne geçer.
DPF (Dizel Partikül Filtresi) rejenerasyonu yapan dizel bir araç kullanıyorsanız, stop ettikten sonra bile fanın beş on dakika boyunca deli gibi dönmesi gayet olağandır. Egzoz sıcaklığı kurum temizliği için 600 derecenin üzerine çıktığından, motor içi sıcaklığı dengelemek adına fan son hızda havayı tahliye etmeye programlanmıştır. Süreci yarıda kesmek, yani aracı stop etmek bu döngüyü bozmaz, fan çalışmaya devam eder. Sadece beklemek gerekir, sistem sakinleşince o da susacaktır. Bir sonraki çalıştırmada motoru biraz yüksek devirde kullanıp kurumu tamamen yakmasına izin vermek, rejenerasyon sürecini hızlandıracaktır.