Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Protez seçerken karşınıza ilk çıkan şey o meşhur şekil tartışmasıdır; yuvarlak mı olsun yoksa damla mı, işte bütün mesele bu aslında. Yuvarlak olanlar göğsün üst kısmını doldurmakta çok başarılıdır, yani dekolte bölgesinde o dolgun, belirgin hattı görmek isteyenlerin ilk tercihidir her zaman. Damla dediğimiz o anatomik modeller ise adından da anlaşılacağı üzere yukardan aşağıya doğru süzülen, doğal bir göğüs eğrisini taklit eder birebir. Amacınız dışarıdan bakıldığında estetiksiz gibi duran, kendi dokunuzla tamamen uyumlu bir geçiş yakalamaksa damla modeller tam size göredir diyebilirim.
İçeride ne var, bu silikonların içi neyle dolu diye merak ediyor insan doğal olarak, haksız da sayılmazsınız hani. Piyasadaki en popüler seçeneklerin başında o bildiğimiz kohezif jel dolgulu silikonlar geliyor ki, bunlar kesilseler bile akmayan, formunu asla kaybetmeyen oldukça güvenli yapılardır. Bir de serum fizyolojik, yani bildiğimiz tuzlu suyla ameliyat esnasında şişirilen modeller var; bunların en büyük avantajı cerrahın operasyon sırasında hacmi istediği gibi ayarlayabilmesidir. Hani bazen o kadar doğal bir his istersiniz ki, dokunduğunuzda kendi vücudunuzdan ayırt edilemesin... İşte kohezif jeller bu dokunma hissiyatı konusunda vallahi billahi açık ara önde gidiyor.
Dış yüzeyin pürüzsüz mü yoksa pütürlü mü olacağı konusu da en az şekli kadar hayati bir teknik detaydır aslında. Pütürlü, yani dokulu yüzeyler çevre dokulara adeta bir sarmaşık gibi tutunur ve protezin içeride dönmesini, yer değiştirmesini neredeyse tamamen engeller. Pürüzsüz düz yüzeyli modeller ise vücut içinde daha serbest hareket eder ve bazı hastalarda çok daha yumuşak, çok daha doğal bir hareket kabiliyeti sunar. Tabii burada karar tamamen sizin anatomik yapınıza ve doktorunuzun yapacağı o milimetrik ölçümlere kalıyor, kafanıza göre "şu olsun" demekle olmuyor maalesef.
Hacim ve yükseklik meselesine gelirsek, her kadının göğüs kafesi genişliği ve deri esnekliği bambaşkadır, bunu asla unutmayın. Profil yüksekliği dediğimiz şey, protezin göğüs kafesinden öne doğru ne kadar çıkıntı yapacağını belirler ki, düşük profilden ultra yüksek profile kadar çok geniş bir yelpaze sunulur size. Göğüs kafesiniz darsa ama siz yine de belirgin bir dolgunluk istiyorsanız, tabanı dar ama öne doğru yüksek projeksiyonlu modeller tam aradığınız ilaç olabilir. Yani demem o ki, başkasında harika duran o ölçü sizde aynı durmayabilir, her beden kendi hikayesini yazar çünkü...
Ameliyat sonrası süreçte o protezin orada taş gibi sert kalmaması, vücudun onu yabancı bir madde olarak algılayıp dışlamaması için teknoloji her gün gelişiyor. Kapsül kontraktürü riskini en aza indirmek adına geliştirilen mikro dokulu veya poliüretan kaplı özel protezler, özellikle hassas bünyeler için adeta can simidi görevi görüyor. Vücutla mükemmel bir uyum yakalayan bu modern kaplamalar sayesinde, operasyon sonrasındaki o iyileşme dönemi çok daha konforlu, çok daha ağrısız sızısız geçiyor desek yeridir. İşin sırrı doğru markayı ve doğru yüzey teknolojisini seçmekte yatıyor, gerisi zaten usta ellerin işi.
İçeride ne var, bu silikonların içi neyle dolu diye merak ediyor insan doğal olarak, haksız da sayılmazsınız hani. Piyasadaki en popüler seçeneklerin başında o bildiğimiz kohezif jel dolgulu silikonlar geliyor ki, bunlar kesilseler bile akmayan, formunu asla kaybetmeyen oldukça güvenli yapılardır. Bir de serum fizyolojik, yani bildiğimiz tuzlu suyla ameliyat esnasında şişirilen modeller var; bunların en büyük avantajı cerrahın operasyon sırasında hacmi istediği gibi ayarlayabilmesidir. Hani bazen o kadar doğal bir his istersiniz ki, dokunduğunuzda kendi vücudunuzdan ayırt edilemesin... İşte kohezif jeller bu dokunma hissiyatı konusunda vallahi billahi açık ara önde gidiyor.
Dış yüzeyin pürüzsüz mü yoksa pütürlü mü olacağı konusu da en az şekli kadar hayati bir teknik detaydır aslında. Pütürlü, yani dokulu yüzeyler çevre dokulara adeta bir sarmaşık gibi tutunur ve protezin içeride dönmesini, yer değiştirmesini neredeyse tamamen engeller. Pürüzsüz düz yüzeyli modeller ise vücut içinde daha serbest hareket eder ve bazı hastalarda çok daha yumuşak, çok daha doğal bir hareket kabiliyeti sunar. Tabii burada karar tamamen sizin anatomik yapınıza ve doktorunuzun yapacağı o milimetrik ölçümlere kalıyor, kafanıza göre "şu olsun" demekle olmuyor maalesef.
Hacim ve yükseklik meselesine gelirsek, her kadının göğüs kafesi genişliği ve deri esnekliği bambaşkadır, bunu asla unutmayın. Profil yüksekliği dediğimiz şey, protezin göğüs kafesinden öne doğru ne kadar çıkıntı yapacağını belirler ki, düşük profilden ultra yüksek profile kadar çok geniş bir yelpaze sunulur size. Göğüs kafesiniz darsa ama siz yine de belirgin bir dolgunluk istiyorsanız, tabanı dar ama öne doğru yüksek projeksiyonlu modeller tam aradığınız ilaç olabilir. Yani demem o ki, başkasında harika duran o ölçü sizde aynı durmayabilir, her beden kendi hikayesini yazar çünkü...
Ameliyat sonrası süreçte o protezin orada taş gibi sert kalmaması, vücudun onu yabancı bir madde olarak algılayıp dışlamaması için teknoloji her gün gelişiyor. Kapsül kontraktürü riskini en aza indirmek adına geliştirilen mikro dokulu veya poliüretan kaplı özel protezler, özellikle hassas bünyeler için adeta can simidi görevi görüyor. Vücutla mükemmel bir uyum yakalayan bu modern kaplamalar sayesinde, operasyon sonrasındaki o iyileşme dönemi çok daha konforlu, çok daha ağrısız sızısız geçiyor desek yeridir. İşin sırrı doğru markayı ve doğru yüzey teknolojisini seçmekte yatıyor, gerisi zaten usta ellerin işi.