Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Aklına takılan o iki dakikalık mantık süzgeci var ya, hani "bir kereden bir şey olmaz abi" deyip geçtiğin... İşte bütün hikaye tam olarak oradan patlayarak başlıyor zaten. Sonra gel de uğraş dur. Bedenin sana emanet ama sanki başkasının malıymış gibi hoyratça harcama lüksün var sanıyorsun. Değil işte, açık ve net konuşalım.
Nedendir bilinmez, prezervatif kullanmak sanki özgürlüğü kısıtlayan bir şeymiş gibi sunuluyor bize hep. Yok hissetmiyormuşuz da, yok anın büyüsü bozuluyormuş da... Bırakın bu işleri vallahi, büyünüz bozulsun ama hayatınız kaymasın. Tam olarak risk dediğin şey tam orada, o ciddiyetsizlikte yatıyor zaten.
Hepatit B diyoruz, HIV diyoruz, HPV diyoruz, millet sanıyor ki bu hastalıklar sadece başkalarının başına gelir. Yok öyle bir dünya. Bak bakteri dediğin şey, virüs dediğin meret senin "ya ben onu çok iyi tanıyorum, tertemiz çocuk" demene bakmaz. Bulaşır geçer, ruhun bile duymaz önce.
Hamilelik riski meselesi var bir de, en çok konuşulan ama en yüzeysel geçilen... Bir anlık dikkatsizlik, pat! Bütün bir ömrün planı, geleceğin, her şeyin yön değiştiriveriyor birden. Hazır mısın peki o sorumluluğu almaya, gerçekten o omuz var mı sende? Hiç sanmıyorum...
Hastaneye gidip o test sonuçlarını beklediğin o odayı hayal etsene bir. O kapının önündeki bekleme süresi var ya, adama bir ömür gibi gelir vallahi. Ter basar, için çekilir, keşkeler havada uçuşur da... Son pişmanlık neye yarar ki?
Hadi hastalığı, virüsü geçtim; işin bir de psikolojik yükü var ki adamı için için yer bitirir. O şüphe hissi içini kemirmeye başladı mı ne uyku kalır ne huzur. Kendi kendini yersin günlerce, "acaba bir şey bulaştı mı, bende bir hal var mı" diye aynanın karşısında saatleri devirirsin.
Bizim insanımızda garip bir özgüven var, "bana bir şey olmaz" kafası. Olur abi, hem de öyle bir olur ki neye uğradığını şaşırırsın. Bilgi eksikliği değil bu, doğrudan bile bile lades demek, düpedüz lades yani...
Gidip test yaptırmaktan bile çekinen, utanan bir toplumda yaşıyoruz maalesef. Saklıyorsun, kaçıyorsun ama bedenindeki o biyolojik saat veya virüs saklanmıyor ki. Doktora gitmek ayıp değil, hastalanmak utanç değil; asıl bile bile kendini ve karşıdakini riske atmak büyük cehalet.
Bazen düşünüyorum da, korunmak bu kadar basit ve ulaşılabilir bir şeyken neden halâ bu risk alınıyor? Akıl alır gibi değil gerçekten. Bir paket prezervatif almak mı zor, yoksa ömür boyu bir kronik hastalıkla yaşamak mı? Hesabını sen yap artık.
Açık konuşayım, kimse senin yatak odana karışmaz, karışamaz da zaten. Ama rehberlik istiyorsan söyleyeyim: Kendi canını sevmiyorsan bile, hayatına giren insanlara saygın olsun biraz. Sorumluluk almak yetişkin olmanın ilk kuralıdır, çocuk gibi davranmayı bırakın artık...
Sonradan dizlerini dövmek istemiyorsan, o an geldiğinde mantığını cebinden çıkarıp masaya koyacaksın. Şakası yok bu işin, gerçekten yok...
Nedendir bilinmez, prezervatif kullanmak sanki özgürlüğü kısıtlayan bir şeymiş gibi sunuluyor bize hep. Yok hissetmiyormuşuz da, yok anın büyüsü bozuluyormuş da... Bırakın bu işleri vallahi, büyünüz bozulsun ama hayatınız kaymasın. Tam olarak risk dediğin şey tam orada, o ciddiyetsizlikte yatıyor zaten.
Hepatit B diyoruz, HIV diyoruz, HPV diyoruz, millet sanıyor ki bu hastalıklar sadece başkalarının başına gelir. Yok öyle bir dünya. Bak bakteri dediğin şey, virüs dediğin meret senin "ya ben onu çok iyi tanıyorum, tertemiz çocuk" demene bakmaz. Bulaşır geçer, ruhun bile duymaz önce.
Hamilelik riski meselesi var bir de, en çok konuşulan ama en yüzeysel geçilen... Bir anlık dikkatsizlik, pat! Bütün bir ömrün planı, geleceğin, her şeyin yön değiştiriveriyor birden. Hazır mısın peki o sorumluluğu almaya, gerçekten o omuz var mı sende? Hiç sanmıyorum...
Hastaneye gidip o test sonuçlarını beklediğin o odayı hayal etsene bir. O kapının önündeki bekleme süresi var ya, adama bir ömür gibi gelir vallahi. Ter basar, için çekilir, keşkeler havada uçuşur da... Son pişmanlık neye yarar ki?
Hadi hastalığı, virüsü geçtim; işin bir de psikolojik yükü var ki adamı için için yer bitirir. O şüphe hissi içini kemirmeye başladı mı ne uyku kalır ne huzur. Kendi kendini yersin günlerce, "acaba bir şey bulaştı mı, bende bir hal var mı" diye aynanın karşısında saatleri devirirsin.
Bizim insanımızda garip bir özgüven var, "bana bir şey olmaz" kafası. Olur abi, hem de öyle bir olur ki neye uğradığını şaşırırsın. Bilgi eksikliği değil bu, doğrudan bile bile lades demek, düpedüz lades yani...
Gidip test yaptırmaktan bile çekinen, utanan bir toplumda yaşıyoruz maalesef. Saklıyorsun, kaçıyorsun ama bedenindeki o biyolojik saat veya virüs saklanmıyor ki. Doktora gitmek ayıp değil, hastalanmak utanç değil; asıl bile bile kendini ve karşıdakini riske atmak büyük cehalet.
Bazen düşünüyorum da, korunmak bu kadar basit ve ulaşılabilir bir şeyken neden halâ bu risk alınıyor? Akıl alır gibi değil gerçekten. Bir paket prezervatif almak mı zor, yoksa ömür boyu bir kronik hastalıkla yaşamak mı? Hesabını sen yap artık.
Açık konuşayım, kimse senin yatak odana karışmaz, karışamaz da zaten. Ama rehberlik istiyorsan söyleyeyim: Kendi canını sevmiyorsan bile, hayatına giren insanlara saygın olsun biraz. Sorumluluk almak yetişkin olmanın ilk kuralıdır, çocuk gibi davranmayı bırakın artık...
Sonradan dizlerini dövmek istemiyorsan, o an geldiğinde mantığını cebinden çıkarıp masaya koyacaksın. Şakası yok bu işin, gerçekten yok...