Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Kolunun altı sallanıyor diye yazın ortasında uzun kollu giyen o kadar çok insan var ki... Vallahi billahi yalnız değilsiniz, önce bunda bir anlaşalım. Yaş alırsın, kilo verirsin, genetiğin öyledir ve o deri bir kere kendini bıraktı mı geri dönüşü pek olmuyor sporla morla. Kol germe ameliyatı dediğin şey de tam olarak burada devreye giriyor; oradaki fazla deriyi ve yağı cart diye alıp kurtarıyorlar seni o yükten.
Aynanın karşısına geçip kollarını iki yana açtığında o görüntüyü sevmiyorsan çözüm belli aslında. Ameliyat masasına yatmak tabii ki öyle çocuk oyuncağı değil, cesaret ister. Ama sarkmış o derinin yarattığı özgüvensizlikle yaşamak da her gün ayrı bir eziyet, haksız mıyım? Tıptaki adı brakiyoplasti olan bu operasyon, sarkıklığı toparlayıp kola yeniden o eski diri formunu kazandırmanın en direkt yolu.
Süreç nasıl işliyor derseniz, öyle sihirli bir değnek falan beklemeyin, bildiğin cerrahi müdahale işte. Kolun iç kısmından ya da arkasından bir kesi açılıyor, içeride ne kadar fazlalık varsa temizlenip deri gerilerek dikiliyor. Bazen işin içine liposuction da giriyor ki o kalınlık iyice gitsin, kol dediğin biraz ince zarif dursun yani... İşinin ehli bir cerrah bulduysan zaten gerisini çok da dert etmeyeceksin, adamlar bu işi her gün yapıyor.
Açık konuşalım, bu ameliyatın en büyük karın ağrısı o kalacak olan iz meselesi. Kimse size "hiç iz kalmayacak abicim" falan demesin, yalan söyler. Kolun iç tarafında gizli de olsa bir çizgi kalıyor illa ki ama o sarkık çuval gibi görüntüden kurtulmanın bedeli de bu kadarcık olsun artık. Bir tarafta sallanan koca bir deri, diğer tarafta incecik bir çizgi; bence hangisini seçeceğin çok açık.
Operasyondan sonraki ilk birkaç gün biraz sızlanabilirsiniz, yalan yok, sonuçta can taşıyoruz. Kollarınızda ödem olacak, dikişler sızlayacak, birkaç hafta o özel korseleri takmak zorunda kalacaksınız ki her şey yerli yerine otursun. Doktorun lafından çıkmamak bu süreçte altın kural, kafana göre iş yaparsan o dikişleri patlatırsın, benden söylemesi.
Kendine yatırım yapmak, aynaya baktığında mutlu olmak ayıp bir şey değil ki... Şu hayata bir kere geliyoruz ve eğer o kollar seni mutsuz ediyorsa, tişört giymekten kaçıyorsan, git konuş bir doktorla ne kaybedersin? Doğru düzgün bir klinikte, işi bilen ellerde yapıldığında hayat kaliteni öyle bir artırıyor ki, "keşke daha önce yaptırsaydım" diyeceğine kalıbımı basarım.
Aynanın karşısına geçip kollarını iki yana açtığında o görüntüyü sevmiyorsan çözüm belli aslında. Ameliyat masasına yatmak tabii ki öyle çocuk oyuncağı değil, cesaret ister. Ama sarkmış o derinin yarattığı özgüvensizlikle yaşamak da her gün ayrı bir eziyet, haksız mıyım? Tıptaki adı brakiyoplasti olan bu operasyon, sarkıklığı toparlayıp kola yeniden o eski diri formunu kazandırmanın en direkt yolu.
Süreç nasıl işliyor derseniz, öyle sihirli bir değnek falan beklemeyin, bildiğin cerrahi müdahale işte. Kolun iç kısmından ya da arkasından bir kesi açılıyor, içeride ne kadar fazlalık varsa temizlenip deri gerilerek dikiliyor. Bazen işin içine liposuction da giriyor ki o kalınlık iyice gitsin, kol dediğin biraz ince zarif dursun yani... İşinin ehli bir cerrah bulduysan zaten gerisini çok da dert etmeyeceksin, adamlar bu işi her gün yapıyor.
Açık konuşalım, bu ameliyatın en büyük karın ağrısı o kalacak olan iz meselesi. Kimse size "hiç iz kalmayacak abicim" falan demesin, yalan söyler. Kolun iç tarafında gizli de olsa bir çizgi kalıyor illa ki ama o sarkık çuval gibi görüntüden kurtulmanın bedeli de bu kadarcık olsun artık. Bir tarafta sallanan koca bir deri, diğer tarafta incecik bir çizgi; bence hangisini seçeceğin çok açık.
Operasyondan sonraki ilk birkaç gün biraz sızlanabilirsiniz, yalan yok, sonuçta can taşıyoruz. Kollarınızda ödem olacak, dikişler sızlayacak, birkaç hafta o özel korseleri takmak zorunda kalacaksınız ki her şey yerli yerine otursun. Doktorun lafından çıkmamak bu süreçte altın kural, kafana göre iş yaparsan o dikişleri patlatırsın, benden söylemesi.
Kendine yatırım yapmak, aynaya baktığında mutlu olmak ayıp bir şey değil ki... Şu hayata bir kere geliyoruz ve eğer o kollar seni mutsuz ediyorsa, tişört giymekten kaçıyorsan, git konuş bir doktorla ne kaybedersin? Doğru düzgün bir klinikte, işi bilen ellerde yapıldığında hayat kaliteni öyle bir artırıyor ki, "keşke daha önce yaptırsaydım" diyeceğine kalıbımı basarım.