Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Karaciğer ameliyatı hangi durumlarda yapılır?
Yıllardır sağda solda duyarız, karaciğer kendini yenileyen mucizevi bir organdır derler ama iş bıçak altına yatma noktasına gelince işler öyle rüya gibi gitmiyor tabii ki, insan ister istemez bir tırsmıyor değil çünkü bu organ vücudun bütün kimyasını idare eden devasa bir fabrika gibi adeta, ne zaman ki oradaki makineler iflas eder veya onarılamaz bir hasar alır, işte o an cerrahın müdahalesi kaçınılmaz bir gerçek olarak tepemize biner.
Alkol, kötü beslenme veya genetik zıkkımlar yüzünden karaciğer hücreleri zamanla pes edip taşa dönüyor yani siroz illeti kapıyı çalıyor, bu aşamada ilaçlar falan hikaye kalıyor abi ya vallahi billahi, organ artık görevini yapamaz hale gelip vücudu zehirlemeye başladığında, tek çare o hastalıklı dokunun oradan sökülüp atılması ya da işin ucu ölüm kalım savaşındaysa sağlam bir nakil yapılması oluyor.
Bazen de hiç hesapta yokken o sinsi ur denilen illet oraya yerleşiveriyor, tümör dediğin şey büyüdükçe büyüyor, metastaz yapıp diğer organlara sıçramadan ocağını söndürmek lazım, işte tam bu noktada onkolojik cerrahlar devreye giriyor ve karaciğerin o kanserli kısmını bıçakla kazıyıp temizliyorlar, yani kısacası kanser vakalarında cerrahi müdahale hayat kurtaran tek kart oluyor elde kalan...
Kimi zaman da doğumdan gelen anormallikler ya da safra yollarındaki o lanet olası tıkanıklıklar çocuk yaşta ya da ilerleyen yıllarda adamı mahvediyor, safra akamayınca içeride birikiyor, karaciğeri çürütüyor, bu gibi mekanik arızalarda içerideki borulama sistemini düzeltmek veya tıkalı yolları baypas etmek için mecbur neşter vuruluyor, başka türlüsü zaten imkansız.
Trafik kazasıdır, yüksekten düşmedir veya karın boşluğuna aldığın feci bir darbedir, karaciğer gibi süngerimsi ve kan dolu bir organ çat diye yırtılıveriyor, iç kanama durdurulamıyor, tansiyon düşüyor, hasta gözünün önünde eriyor, böyle acil durumlarda doktorlar gözü kapalı ameliyathaneye koşuyorlar çünkü o saniyelerde kaybedilen her dakika toprağa bir adım daha yaklaştırıyor insanı.
Bazen de demir birikimi, Wilson hastalığı veya bağışıklık sisteminin kendi organına düşman olması gibi garip metabolik hastalıklar karaciğeri posaya çeviriyor, ilaçlar artık çare olmuyor, organ iflas bayrağını çekiyor, işte o son aşamada başka birinden alınan sağlıklı doku buraya nakledilmezse, o vücut o yükü daha fazla taşıyamaz ve sistem çöker gider...
Yıllardır sağda solda duyarız, karaciğer kendini yenileyen mucizevi bir organdır derler ama iş bıçak altına yatma noktasına gelince işler öyle rüya gibi gitmiyor tabii ki, insan ister istemez bir tırsmıyor değil çünkü bu organ vücudun bütün kimyasını idare eden devasa bir fabrika gibi adeta, ne zaman ki oradaki makineler iflas eder veya onarılamaz bir hasar alır, işte o an cerrahın müdahalesi kaçınılmaz bir gerçek olarak tepemize biner.
Alkol, kötü beslenme veya genetik zıkkımlar yüzünden karaciğer hücreleri zamanla pes edip taşa dönüyor yani siroz illeti kapıyı çalıyor, bu aşamada ilaçlar falan hikaye kalıyor abi ya vallahi billahi, organ artık görevini yapamaz hale gelip vücudu zehirlemeye başladığında, tek çare o hastalıklı dokunun oradan sökülüp atılması ya da işin ucu ölüm kalım savaşındaysa sağlam bir nakil yapılması oluyor.
Bazen de hiç hesapta yokken o sinsi ur denilen illet oraya yerleşiveriyor, tümör dediğin şey büyüdükçe büyüyor, metastaz yapıp diğer organlara sıçramadan ocağını söndürmek lazım, işte tam bu noktada onkolojik cerrahlar devreye giriyor ve karaciğerin o kanserli kısmını bıçakla kazıyıp temizliyorlar, yani kısacası kanser vakalarında cerrahi müdahale hayat kurtaran tek kart oluyor elde kalan...
Kimi zaman da doğumdan gelen anormallikler ya da safra yollarındaki o lanet olası tıkanıklıklar çocuk yaşta ya da ilerleyen yıllarda adamı mahvediyor, safra akamayınca içeride birikiyor, karaciğeri çürütüyor, bu gibi mekanik arızalarda içerideki borulama sistemini düzeltmek veya tıkalı yolları baypas etmek için mecbur neşter vuruluyor, başka türlüsü zaten imkansız.
Trafik kazasıdır, yüksekten düşmedir veya karın boşluğuna aldığın feci bir darbedir, karaciğer gibi süngerimsi ve kan dolu bir organ çat diye yırtılıveriyor, iç kanama durdurulamıyor, tansiyon düşüyor, hasta gözünün önünde eriyor, böyle acil durumlarda doktorlar gözü kapalı ameliyathaneye koşuyorlar çünkü o saniyelerde kaybedilen her dakika toprağa bir adım daha yaklaştırıyor insanı.
Bazen de demir birikimi, Wilson hastalığı veya bağışıklık sisteminin kendi organına düşman olması gibi garip metabolik hastalıklar karaciğeri posaya çeviriyor, ilaçlar artık çare olmuyor, organ iflas bayrağını çekiyor, işte o son aşamada başka birinden alınan sağlıklı doku buraya nakledilmezse, o vücut o yükü daha fazla taşıyamaz ve sistem çöker gider...