Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen gün bir danışanım geldi, "Hocam göbeğim var ama karaciğerim tertemizdir herhalde" diyor. Dedim dur orada, işler hiç de öyle sandığın gibi yürümüyor işte. Göbekteki o fazlalıklar var ya, aynen gidip karaciğere de yerleşiyor sessiz sedasız. Obezite dediğimiz şey zaten bu yağlanmanın en sadık, en ayrılmaz yol arkadaşı.
Şimdi şöyle düşünelim, vücuda kapasitesinden fazla enerji yüklediğinde ne olur? Bir yerlerde birikmek zorunda kalır bu yakıt, değil mi? İlk adres neresi derseniz, tabii ki o meşhur göbek çevresi ve hemen arkasından iç organlar. Karaciğer de bu durumdan nasibini en önde alan, tabiri caizse ilk darbeyi yiyen organımız oluyor.
Vallahi billahi bazen zayıf görünen insanlarda bile bu dert çıkıyor ortaya ama obezitede oranlar resmen tavan yapmış durumda. Yani kilo arttıkça, karaciğerin o hücreleri arasındaki yağ damlacıkları da çığ gibi büyüyor. İşin içinden çıkılmaz bir hal alıyor bir süre sonra...
Neden peki, ne alaka yani kilo ile karaciğer? Olay tamamen metabolizmanın sapıtmasıyla alakalı aslında, insülin direnci denen o baş belası devreye giriyor bir kere. Vücut şekeri yönetemeyince, o şekerler hoop diye yağa dönüşüp karaciğere postalanıyor. Karaciğer de bir yere kadar taşıyor bu yükü, sonra "benden bu kadar" deyip pes ediyor.
Şunu hiç düşündünüz mü; karaciğeriniz şu an ne durumda, içeride neler dönüyor? Belki de sessiz sedasız alarm veriyor ama biz sadece tartıdaki rakamlara odaklandığımız için duymuyoruz o çığlığı. Sadece dış görünüş değil ki mesele, içeride resmen bir iç savaş çıkıyor yağ yüzünden.
Bence hemen bugün o elindeki şekerli kahveyi yavaşça yere bırakmalısın abi ya. Gerçekten bak, ufak bir adım bile o karaciğerdeki yükü hafifletmek için öyle büyük bir fırsat ki... Kendine bir iyilik yap ve mutfaktan başla değişime.
Diyet dediysem de öyle aç kalmaktan falan bahsetmiyorum, sadece porsiyonları biraz küçültmek ve o gereksiz karbonhidratları hayatından yavaşça uğurlamak yeterli. Kilo verdikçe, yani o obezite sınırından uzaklaştıkça karaciğerin nasıl rahatladığını resmen hissedeceksin. Organ resmen nefes alacak, hafifleyecek...
İşin özü şu aslında; fazla kilo demek, karaciğere fazladan mesai yaptırmak demek. Bu iki dostu birbirinden ayırmak, yani kiloyu verip karaciğeri kurtarmak tamamen senin elinde. Yoksa sonu hiç iyi bitmeyen o kronik hastalıklara doğru kürek çekmek işten bile değil...
Şimdi şöyle düşünelim, vücuda kapasitesinden fazla enerji yüklediğinde ne olur? Bir yerlerde birikmek zorunda kalır bu yakıt, değil mi? İlk adres neresi derseniz, tabii ki o meşhur göbek çevresi ve hemen arkasından iç organlar. Karaciğer de bu durumdan nasibini en önde alan, tabiri caizse ilk darbeyi yiyen organımız oluyor.
Vallahi billahi bazen zayıf görünen insanlarda bile bu dert çıkıyor ortaya ama obezitede oranlar resmen tavan yapmış durumda. Yani kilo arttıkça, karaciğerin o hücreleri arasındaki yağ damlacıkları da çığ gibi büyüyor. İşin içinden çıkılmaz bir hal alıyor bir süre sonra...
Neden peki, ne alaka yani kilo ile karaciğer? Olay tamamen metabolizmanın sapıtmasıyla alakalı aslında, insülin direnci denen o baş belası devreye giriyor bir kere. Vücut şekeri yönetemeyince, o şekerler hoop diye yağa dönüşüp karaciğere postalanıyor. Karaciğer de bir yere kadar taşıyor bu yükü, sonra "benden bu kadar" deyip pes ediyor.
Şunu hiç düşündünüz mü; karaciğeriniz şu an ne durumda, içeride neler dönüyor? Belki de sessiz sedasız alarm veriyor ama biz sadece tartıdaki rakamlara odaklandığımız için duymuyoruz o çığlığı. Sadece dış görünüş değil ki mesele, içeride resmen bir iç savaş çıkıyor yağ yüzünden.
Bence hemen bugün o elindeki şekerli kahveyi yavaşça yere bırakmalısın abi ya. Gerçekten bak, ufak bir adım bile o karaciğerdeki yükü hafifletmek için öyle büyük bir fırsat ki... Kendine bir iyilik yap ve mutfaktan başla değişime.
Diyet dediysem de öyle aç kalmaktan falan bahsetmiyorum, sadece porsiyonları biraz küçültmek ve o gereksiz karbonhidratları hayatından yavaşça uğurlamak yeterli. Kilo verdikçe, yani o obezite sınırından uzaklaştıkça karaciğerin nasıl rahatladığını resmen hissedeceksin. Organ resmen nefes alacak, hafifleyecek...
İşin özü şu aslında; fazla kilo demek, karaciğere fazladan mesai yaptırmak demek. Bu iki dostu birbirinden ayırmak, yani kiloyu verip karaciğeri kurtarmak tamamen senin elinde. Yoksa sonu hiç iyi bitmeyen o kronik hastalıklara doğru kürek çekmek işten bile değil...