Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakıyorsun ve o arkadaki görüntü seni mutsuz ediyor, değil mi? Çok normal. Kimse kusursuz bir genetikle doğmuyor vallahi billahi. Kalça estetiği dediğimiz şey de aslında o aynadaki mutsuzluğu silme operasyonu. Genelde iki yol var önünde: Ya kendi yağını oraya buraya taşıttıracaksın ya da gidip silikon protez koyduracaksın. Seçim senin ama işin aslı göründüğü kadar toz pembe değil yani...
Silikon protez meselesi biraz sert bir viraj, baştan söyleyeyim. Kasın altına o yabancı maddeyi yerleştirirken çekilen acıyı ameliyatı olanlar öyle bir anlatıyor ki... Ama günün sonunda o diklik, o taş gibi duruş her şeye değdi diyorlar. Tabii iyi bir cerrahın eline düştüysen şanslısın. Yoksa o kalçanın üstüne oturamadığın ilk iki hafta resmen kabusa dönebilir, benden uyarması.
BBL yani yağ enjeksiyonu yaptıranların dünyası ise bambaşka bir alem. Belindeki, göbeğindeki fazla yağı liposuction ile bir güzel çekiyorlar, sonra hop, o yağlar kalçaya hacim vermek için yukarı transfer ediliyor. Bir taşla iki kuş resmen! Hem inceliyorsun hem de arkası doluyor. Ama o enjekte edilen yağların hepsi kalıcı olmuyor abi ya, yarısı eriyip gidiyor zamanla. Bunu bilerek bu yola girmek lazım, sonra hayal kırıklığı olmasın.
İyileşme süreci tam bir sabır sınavı, net. Özel simit yastıklarla gezmek, haftalarca sırtüstü yatamamak, korse içinde sucuk gibi terlemek... İnsan bazen "Ben ne yaptım, neden bu çileyi çekiyorum?" diye kendi kendine sormuyor değil... Yine de o ödemler indikçe, kıyafetler üstüne tam oturdukça içindeki o şüphe de yavaş yavaş siliniyor.
Gerçekçi olmakta fayda var; bu ameliyat sihirli bir değnek değil. Spor salonunda yıllarca squat yapıp alamadığın o hacmi sana birkaç saatte veriyor vermesine de, sonrasında kendine bakmazsan o paralar da emekler de çöp olur gider. Yani olay sadece masaya yatıp kalkmakla bitmiyor, sonrasındaki bakım süreci de hayat kaliteni doğrudan etkiliyor.
Sonuçta bu senin bedenin, senin kararın. Eğer gerçekten o özgüven patlamasını yaşamak istiyorsan, acısına da zahmetine de katlanacaksın. Çünkü ne derler bilirsin; gülü seven dikenine katlanır...
Silikon protez meselesi biraz sert bir viraj, baştan söyleyeyim. Kasın altına o yabancı maddeyi yerleştirirken çekilen acıyı ameliyatı olanlar öyle bir anlatıyor ki... Ama günün sonunda o diklik, o taş gibi duruş her şeye değdi diyorlar. Tabii iyi bir cerrahın eline düştüysen şanslısın. Yoksa o kalçanın üstüne oturamadığın ilk iki hafta resmen kabusa dönebilir, benden uyarması.
BBL yani yağ enjeksiyonu yaptıranların dünyası ise bambaşka bir alem. Belindeki, göbeğindeki fazla yağı liposuction ile bir güzel çekiyorlar, sonra hop, o yağlar kalçaya hacim vermek için yukarı transfer ediliyor. Bir taşla iki kuş resmen! Hem inceliyorsun hem de arkası doluyor. Ama o enjekte edilen yağların hepsi kalıcı olmuyor abi ya, yarısı eriyip gidiyor zamanla. Bunu bilerek bu yola girmek lazım, sonra hayal kırıklığı olmasın.
İyileşme süreci tam bir sabır sınavı, net. Özel simit yastıklarla gezmek, haftalarca sırtüstü yatamamak, korse içinde sucuk gibi terlemek... İnsan bazen "Ben ne yaptım, neden bu çileyi çekiyorum?" diye kendi kendine sormuyor değil... Yine de o ödemler indikçe, kıyafetler üstüne tam oturdukça içindeki o şüphe de yavaş yavaş siliniyor.
Gerçekçi olmakta fayda var; bu ameliyat sihirli bir değnek değil. Spor salonunda yıllarca squat yapıp alamadığın o hacmi sana birkaç saatte veriyor vermesine de, sonrasında kendine bakmazsan o paralar da emekler de çöp olur gider. Yani olay sadece masaya yatıp kalkmakla bitmiyor, sonrasındaki bakım süreci de hayat kaliteni doğrudan etkiliyor.
Sonuçta bu senin bedenin, senin kararın. Eğer gerçekten o özgüven patlamasını yaşamak istiyorsan, acısına da zahmetine de katlanacaksın. Çünkü ne derler bilirsin; gülü seven dikenine katlanır...