Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Dişlerinin renginden, o aynaya her baktığında gözüne batan ufak tefek eğriliklerden bıkan herkesin aklına ilk gelen şey artık bu tedavi oluyor. Ama öyle her isteyene şak diye yapılabilir mi, orası biraz muamma... Aslında temel kural çok basit: Ağzınızda sağlıklı bir temel varsa, gerisi bir şekilde halloluyor. Diş etleriniz alarm vermiyorsa, çürüklerle başınız dertte değilse şanslı azınlıktasınız demektir.
Bazen insan sadece o bembeyaz, kusursuz dizilimi görmek istiyor ekranda ya da aynada. Fakat gerçekler her zaman o kadar pürüzsüz olmayabiliyor maalesef. Mesela diş gıcırdatma huyunuz varsa, o canım porselenler iki günde un ufak olabilir, vallahi bak. Hekimler önce bu gece tırnaklamalarını, o stres kaynaklı çene sıkmalarını çözmek istiyor haliyle. Yoksa yapılan onca masrafa, çekilen o kadar zahmete gerçekten yazık olur.
Peki ya diş eksiklikleri? Hani gülünce o arkada beliren boşluklar falan... İşte tam burada implantlar ya da köprüler devreye giriyor ki, zaten bu bütünsel bir süreç. Yani olay sadece ön iki dişi parlatıp geçmekten ibaret değil kesinlikle. Çene yapınızın, yüz hatlarınızın, hatta dudak kalınlığınızın bile bu tasarımla bir uyum içinde olması gerekiyor. Kimse ağzında emanet gibi duran, yapay bir beyazlık istemez herhalde.
Yaş sınırı var mı diye soranlar olacaktır illa ki... Çene gelişimini tamamlamış, yani o ergenlik dönemini geride bırakmış her yetişkin bu yola baş koyabilir aslında. Tabii kemik yapısının da buna müsaade etmesi şart. Bazen sadece diş rengini açmak yetmez, diş etlerinin seviyesini de eşitlemek gerekir. Pembe estetik diyorlar ya hani, işte o mevzu... Diş etleri çok görünenler için bu süreç adeta bir dönüm noktası olabiliyor.
Gidip bir uzmanla oturup konuşmadan, "Ben bu gülüşü istiyorum" demek biraz havada kalıyor açıkçası. Çünkü her ağız ayrı bir dünya, her dişin hikayesi bambaşka... Belki de sizin dişleriniz sadece hafif bir beyazlatmayla ve ufak dokunuşlarla parlayacak, kim bilir? Boşu boşuna dişlerinizi aşındırmaya, o kadar büyük işlemlerin altına girmeye hiç gerek kalmayabilir hatta...
Zamanla aşınan, sararan ve formunu kaybeden dişler insanı olduğundan çok daha yaşlı gösterebiliyor, bu bir gerçek. İşte bu yüzden, yüzündeki o enerjiyi geri kazanmak, yılların izini silmek isteyen orta yaş ve üzeri kişiler için de muazzam bir kaçış kapısı burası. Kendine güveni tazelemek, topluluk önünde rahatça kahkaha atabilmek... İnanın, sadece bu his için bile bu sürece katlanan binlerce insan var etrafta.
Bazen insan sadece o bembeyaz, kusursuz dizilimi görmek istiyor ekranda ya da aynada. Fakat gerçekler her zaman o kadar pürüzsüz olmayabiliyor maalesef. Mesela diş gıcırdatma huyunuz varsa, o canım porselenler iki günde un ufak olabilir, vallahi bak. Hekimler önce bu gece tırnaklamalarını, o stres kaynaklı çene sıkmalarını çözmek istiyor haliyle. Yoksa yapılan onca masrafa, çekilen o kadar zahmete gerçekten yazık olur.
Peki ya diş eksiklikleri? Hani gülünce o arkada beliren boşluklar falan... İşte tam burada implantlar ya da köprüler devreye giriyor ki, zaten bu bütünsel bir süreç. Yani olay sadece ön iki dişi parlatıp geçmekten ibaret değil kesinlikle. Çene yapınızın, yüz hatlarınızın, hatta dudak kalınlığınızın bile bu tasarımla bir uyum içinde olması gerekiyor. Kimse ağzında emanet gibi duran, yapay bir beyazlık istemez herhalde.
Yaş sınırı var mı diye soranlar olacaktır illa ki... Çene gelişimini tamamlamış, yani o ergenlik dönemini geride bırakmış her yetişkin bu yola baş koyabilir aslında. Tabii kemik yapısının da buna müsaade etmesi şart. Bazen sadece diş rengini açmak yetmez, diş etlerinin seviyesini de eşitlemek gerekir. Pembe estetik diyorlar ya hani, işte o mevzu... Diş etleri çok görünenler için bu süreç adeta bir dönüm noktası olabiliyor.
Gidip bir uzmanla oturup konuşmadan, "Ben bu gülüşü istiyorum" demek biraz havada kalıyor açıkçası. Çünkü her ağız ayrı bir dünya, her dişin hikayesi bambaşka... Belki de sizin dişleriniz sadece hafif bir beyazlatmayla ve ufak dokunuşlarla parlayacak, kim bilir? Boşu boşuna dişlerinizi aşındırmaya, o kadar büyük işlemlerin altına girmeye hiç gerek kalmayabilir hatta...
Zamanla aşınan, sararan ve formunu kaybeden dişler insanı olduğundan çok daha yaşlı gösterebiliyor, bu bir gerçek. İşte bu yüzden, yüzündeki o enerjiyi geri kazanmak, yılların izini silmek isteyen orta yaş ve üzeri kişiler için de muazzam bir kaçış kapısı burası. Kendine güveni tazelemek, topluluk önünde rahatça kahkaha atabilmek... İnanın, sadece bu his için bile bu sürece katlanan binlerce insan var etrafta.