Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Korku, insanı en kuytu köşesinde yakalar; tuvalet kağıdındaki o parlak, ince kırmızı çizgi tam da böyle bir andır. Kimseye söylenmez, sessizce katlanılır, sanki görmezden gelince yok olacakmış gibi bir his yerleşir insanın içine. Ama vallahi de billahi de o kırmızılık her zaman sadece masum bir basur sızıntısı olmayabilir. Bazen vücut içeride bir yerlerde büyük bir yangın çıktığını fısıldar, biz ise sadece küçük bir kıvılcım sanırız... Akıp giden kanın rengi vişne çürüğüne dönüyorsa mesela, ya da pıhtılar eşlik ediyorsa bu gidişata, işte orada durup bir düşünmek gerekir.
Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgiyi bazen sadece bir damla kan belirler ve biz o damlanın peşine düşmekte hep geç kalırız. Doğruya doğru, her tuvalete çıktığında canından can gidiyormuş gibi hissetmek, halsizlikle yatağa yığılmak normal mi abi ya? Tansiyonun aniden düşüyor, gözlerin kararıyorsa, o çok güvendiğin hemoroid seni arkandan bıçaklıyor demektir. Rektal kanama denilen o sinsi misafir, bağırsakların derinliklerindeki çok daha karanlık bir hikayenin sadece ilk sayfası olabilir bazen.
Zaman, en büyük şifacı olduğu kadar, doğru kullanılmadığında en acımasız katile de dönüşebilir bu hayatta. Doktora gitmeyi ertelemek, "aman canım alt tarafı basur" deyip geçiştirmek, insanın kendi kuyusunu kendi kazmasından farksızdır. Hele bir de kilo kaybı eşlik ediyorsa bu bitmek bilmeyen kanamalara, iştahın bıçak gibi kesildiyse... Şüphe, kemirir durur insanı ama gerçeği öğrenmek hayat kurtarır. Bir uzmana görünmek, o sedyeye uzanmak gözünü korkutmasın; çünkü bazen geç kalmak, en büyük pişmanlıktır.
Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgiyi bazen sadece bir damla kan belirler ve biz o damlanın peşine düşmekte hep geç kalırız. Doğruya doğru, her tuvalete çıktığında canından can gidiyormuş gibi hissetmek, halsizlikle yatağa yığılmak normal mi abi ya? Tansiyonun aniden düşüyor, gözlerin kararıyorsa, o çok güvendiğin hemoroid seni arkandan bıçaklıyor demektir. Rektal kanama denilen o sinsi misafir, bağırsakların derinliklerindeki çok daha karanlık bir hikayenin sadece ilk sayfası olabilir bazen.
Zaman, en büyük şifacı olduğu kadar, doğru kullanılmadığında en acımasız katile de dönüşebilir bu hayatta. Doktora gitmeyi ertelemek, "aman canım alt tarafı basur" deyip geçiştirmek, insanın kendi kuyusunu kendi kazmasından farksızdır. Hele bir de kilo kaybı eşlik ediyorsa bu bitmek bilmeyen kanamalara, iştahın bıçak gibi kesildiyse... Şüphe, kemirir durur insanı ama gerçeği öğrenmek hayat kurtarır. Bir uzmana görünmek, o sedyeye uzanmak gözünü korkutmasın; çünkü bazen geç kalmak, en büyük pişmanlıktır.