Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Oturup kalkarken canınızdan can gidiyor gibi hissetmek... Aslında o kadar çok insanın ortak derdi ki bu, yalnız değilsiniz vallahi. Anatomik olarak hepimizde bulunan o minik damar yastıkçıkları, biraz fazla baskıya maruz kalınca kelimenin tam anlamıyla isyan bayrağını çekiyor. İşin özü, vücudun o bölgesindeki varisleşmiş, şişmiş damar yumaklarından bahsediyoruz.
Tuvalette geçen süreyi bir kitap okuma seansına dönüştürmekten vazgeçmekle işe başlayabiliriz mesela. Telefonu falan dışarıda bırakın abi, gerçekten bak. O klozetin üzerinde anatomik olarak o kadar yanlış bir açıyla oturuyoruz ve o kadar uzun süre gereksiz bir baskı uyguluyoruz ki... Yer çekimi de sağ olsun, süreci inanılmaz hızlandırıyor.
Beslenme çantanızı baştan aşağı değiştirmeden bu işin içinden tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmak biraz hayal maalesef. Günde iki litre su içmek yetmez, o tabağa bol bol lif, sebze, meyve eklemek şart. Lif demek, tuvalette ekstra bir çaba sarf etmemek, yani o hassas bölgeyi hiç zorlamadan vedalaşmak demek aslında.
Acı biberi, baharatı çok seviyoruz millet olarak, orası kesin. Ama o nefis Urfa isotunun ertesi sabah size yaşatacağı o keskin pişmanlığı bir düşünün... Bir süreliğine de olsa midenizi ve haliyle çıkış yolunu yormayacak, daha sakin, daha hafif gıdalara yönelmek hayat kalitenizi bir anda zirveye çıkarabilir.
Şöyle ılık bir duşun altına girip o bölgeye hafifçe sıcak su tutmak ya da temiz bir leğene ılık su doldurup içine oturmak... O anki zonklamayı, o can sıkıcı kaşıntıyı öyle güzel yatıştırır ki anlatamam. İlaç falan değil bu, tamamen mekanik bir rahatlama yöntemi ama inanın bazen en pahalı kremlerden daha iyi geliyor insana.
Hemen en kötüsünü düşünüp internette felaket senaryoları okuyarak kendinizi bitirmeyin ne olur. Çoğu zaman sadece yaşam tarzında yapılacak ufak tefek birkaç modifikasyonla, beslenmeyi düzene sokarak bu can sıkıcı misafiri uğurlamak gayet mümkün. Tabii geçmeyen, ısrar eden bir kanama veya şiddetli bir ağrı varsa işi inatlaşmaya bindirmemek gerek...
Aktarlarda satılan mucizevi karışımlara, kulaktan dolma "kesin çözüm" formüllerine çok fazla bel bağlamamakta fayda var. Herkesin bünyesi, hastalığın evresi o kadar farklı ki... Komşunuza iyi gelen o sert krem sizde işleri daha da içinden çıkılmaz bir hale getirebilir, kaş yaparken göz çıkarmayalım şimdi durup dururken.
Tuvalette geçen süreyi bir kitap okuma seansına dönüştürmekten vazgeçmekle işe başlayabiliriz mesela. Telefonu falan dışarıda bırakın abi, gerçekten bak. O klozetin üzerinde anatomik olarak o kadar yanlış bir açıyla oturuyoruz ve o kadar uzun süre gereksiz bir baskı uyguluyoruz ki... Yer çekimi de sağ olsun, süreci inanılmaz hızlandırıyor.
Beslenme çantanızı baştan aşağı değiştirmeden bu işin içinden tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmak biraz hayal maalesef. Günde iki litre su içmek yetmez, o tabağa bol bol lif, sebze, meyve eklemek şart. Lif demek, tuvalette ekstra bir çaba sarf etmemek, yani o hassas bölgeyi hiç zorlamadan vedalaşmak demek aslında.
Acı biberi, baharatı çok seviyoruz millet olarak, orası kesin. Ama o nefis Urfa isotunun ertesi sabah size yaşatacağı o keskin pişmanlığı bir düşünün... Bir süreliğine de olsa midenizi ve haliyle çıkış yolunu yormayacak, daha sakin, daha hafif gıdalara yönelmek hayat kalitenizi bir anda zirveye çıkarabilir.
Şöyle ılık bir duşun altına girip o bölgeye hafifçe sıcak su tutmak ya da temiz bir leğene ılık su doldurup içine oturmak... O anki zonklamayı, o can sıkıcı kaşıntıyı öyle güzel yatıştırır ki anlatamam. İlaç falan değil bu, tamamen mekanik bir rahatlama yöntemi ama inanın bazen en pahalı kremlerden daha iyi geliyor insana.
Hemen en kötüsünü düşünüp internette felaket senaryoları okuyarak kendinizi bitirmeyin ne olur. Çoğu zaman sadece yaşam tarzında yapılacak ufak tefek birkaç modifikasyonla, beslenmeyi düzene sokarak bu can sıkıcı misafiri uğurlamak gayet mümkün. Tabii geçmeyen, ısrar eden bir kanama veya şiddetli bir ağrı varsa işi inatlaşmaya bindirmemek gerek...
Aktarlarda satılan mucizevi karışımlara, kulaktan dolma "kesin çözüm" formüllerine çok fazla bel bağlamamakta fayda var. Herkesin bünyesi, hastalığın evresi o kadar farklı ki... Komşunuza iyi gelen o sert krem sizde işleri daha da içinden çıkılmaz bir hale getirebilir, kaş yaparken göz çıkarmayalım şimdi durup dururken.