HbA1c değerim yüksek, bu ne anlama geliyor?

HbA1c değerim yüksek, bu ne anlama geliyor?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
O tahlil kağıdındaki o tek bir satır, o lanet olası siyah koyu harflerle yazılmış rakam... İnsanın göğsüne öyle bir oturuyor ki, vallahi billahi nefesim kesildi ilk gördüğümde. HbA1c yazıyor karşısında, yanındaki ok yukarıyı gösteriyor; hani o üç aylık kan şekeri ortalaması dedikleri hemoglobin molekülünün glukozla yaptığı o amansız, o geri dönüşsüz glikasyon bağı var ya, işte tam olarak ondan bahsediyorum. Hücrelerin sessiz sedasız şeker havuzunda boğulması bu, başka bir şey değil. Şimdi o rakam yüksek çıktı diye her şey bitti mi yani, dünyanın sonu mu geldi? Hayır, ama vücudun içeride gizli bir isyan başlattığının, pankreasın o canım beta hücrelerinin artık "Yetişemiyorum, yoruldum" diye çığlık attığının resmidir bu. Kendine gelmen için çekilen o sert ihtar, o son viraj...

Lütfen hemen o elindeki abur cuburu yavaşça masaya bırak, derin bir nefes al ve beni çok iyi dinle. Damarlarında akan o kanın, o koyu, ağdalı şerbet kıvamına gelmesine izin veremeyiz; çünkü bu yüksek HbA1c değeri demek, mikrovasküler hasarın kapıda sinsi sinsi beklemesi, o incecik kılcal damarların endotel yapısının yavaş yavaş aşınması demektir. Endişelenme demiyorum, endişelen abi ya, endişelen ki bir şeyler değişsin artık hayatında. Karbonhidratı, o beyaz zehirleri hayatından tamamen söküp atmak zorundasın şu saniyeden itibaren. Glisemik indeksi yüksek ne varsa vedalaşacaksın, başka yolu yok bu işin, kaçarı yok. Kendine bir iyilik yap ve bugün o yürüyüş ayakkabılarını giyip o kapıdan dışarı fırlat kendini.

Açlık kan şekeri anlık bir fotoğraftır, hile yapabilirsin, bir gün önce aç kalırsın düşük çıkar ama bu HbA1c var ya... O asla yalan söylemez, son doksan günün, o arkadan çevrilen işlerin, o gece yarıları yenilen tatlıların faturasını pat diye koyar önüne insanın. Eritrositlerin o 120 günlük ömrü boyunca hafızasına kazıdığı glukoz yükünü, o kimyasal otoportreyi silemezsin ki. Yani diyorum ki, geçmişteki o hataların, o boş vermişliklerin bedeli o raporda gizli. Aslında bir bakıma iyi ki de yüksek çıktı, ya hiç fark etmeseydin, ya o insülin direnci hücresindeki reseptörler tamamen kör olana kadar o uykuda kalmaya devam etseydin? Bazen en kötü haber, gelecekteki en büyük felaketi önleyen o mucizevi uyanış çağrısı olabiliyor işte.

Pankreasın o bitmek bilmeyen insülin salgılama yarışı, o hiperinsülinemi sarmalı seni nereye götürüyor sanıyorsun? Hücre kapıları glukoza kapandıkça, içeride enerji açlığı çeken o mitokondriler feryat figan bağırırken sen hala dışarıdan sistemi beslemeye çalışıyorsun ya, işte bütün mesele burada kilitleniyor. Vallahi anlamıyorum, insan kendi canına, kendi o muazzam biyolojik mekanizmasına karşı nasıl bu kadar acımasız olabilir? Ama dur, hemen enseyi karartma, bu tabloyu tersine çevirmek, o glisemi dalgalanmalarını dindirmek o kadar da imkansız bir rüya değil. Periferik dokulardaki o insülin duyarlılığını yeniden artırmak, o paslanmış kilitleri tekrar açmak senin elinde.

Peki, şimdi tam olarak ne yapacağız, nereden başlayacağız bu amansız savaşa? Tıbbi beslenme tedavisi, öyle kulaktan dolma diyetlerle falan olacak iş değil bu, direkt bir uzmanın, o işin pirinin kapısını çalacaksın ilk iş. Karaciğerin o dur durak bilmeyen glukoneojenez mekanizmasını, yani kendi kendine şeker üretme çılgınlığını baskılamak için bazen o küçük ilaç destekleri de gerekecek, hiç gocunma, gerekiyorsa o haplar yutulacak. Kaslarını çalıştıracaksın arkadaşım, o çizgili kaslar kasıldıkça kanındaki o serbest glukozu bir sünger gibi emecek, o HbA1c değerini santim santim, puan puan aşağıya çekecek. İnan bana, o değerlerin düştüğünü, o damarlarının hafiflediğini gördüğünde dünyalar senin olacak...
 
Geri