Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Tıp dünyası bu işi baştan kurallara bağlamış, kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Hamile kaldığın o mucizevi günü, o özel saniyeyi falan unutun gidin bir kere. Hesap ortada: Son adet kanamasının başladığı ilk gün, her şeyin miladı kabul ediliyor. Yani aslında teknik olarak henüz hamile bile olmadığın o hafta, resmi olarak birinci hafta sayılıyor...
Takvim falan yalan söylemez ama burada kafa karışıklığı çok dönüyor abi. Kadın doğumcular her zaman "hafta" üzerinden konuşur, "Kaç aylık hamilesin?" sorusu tamamen sokak ağzıdır, kafa karıştırmaktan başka işe de yaramaz. Doktorun kapısından girdiğin an o ay muhabbetini kapının dışında bırakacaksın, kural bu.
Şimdi eline bir takvim al ve o son kırmızı günü işaretle. Üzerine tam 280 gün ekleyeceksin, vallahi billahi matematik bu kadar net. Ya da daha kolayı var; o tarihten 3 ay geri git, sonra üzerine 7 gün ekle. Al sana tahmini doğum tarihi... Tabii bebekler sabırsızdır, tam gününde gelenini bulmak piyangodan büyük ikramiye kazanmak gibi bir şey.
İnternetteki o otomatik hesaplama robotları da temelde bu basit formülü kullanıyor zaten. Ama her kadının vücudu saat gibi çalışmaz ki, adet döngüsü 28 günde bir olmayanlar ne yapacak? Yumurtlama günü saptıysa, o otomatik hesaplayıcıların hepsi bir anda çöp oluveriyor...
İşte tam bu noktada ultrason cihazı devreye giriyor ve son sözü söylüyor. İlk üç ayda yapılan o erken ultrason ölçümleri, bebeğin boyutuna bakarak asıl doğum haftasını şak diye ortaya çıkarır. Doktor der ki "Senin hesap yanlış, ultrasona göre şu haftadasın." Bitti, artık yeni anayasa o ultrasondur.
Kendi kendine evde hesap yapıp strese girenleri gördükçe daral geliyor insana. Yok efendim ilişki gününü saydım, yok tam o geceydi... Bunları geçeceksin bir kalem. Vücut kendi içinde başka bir hesap kitap yapıyor çünkü, senin tuttuğun çeteleyle ilgilenmiyor bile.
Günün sonunda gebelik haftası hesaplamak atomu parçalamak değil ama titizlik ister. Kendini kasmanın, her gün milimetrik hesaplar peşinde koşmanın da kimseye faydası yok. Bırakın takvimi makvimi de, bedeninizin sesini dinleyin biraz...
Takvim falan yalan söylemez ama burada kafa karışıklığı çok dönüyor abi. Kadın doğumcular her zaman "hafta" üzerinden konuşur, "Kaç aylık hamilesin?" sorusu tamamen sokak ağzıdır, kafa karıştırmaktan başka işe de yaramaz. Doktorun kapısından girdiğin an o ay muhabbetini kapının dışında bırakacaksın, kural bu.
Şimdi eline bir takvim al ve o son kırmızı günü işaretle. Üzerine tam 280 gün ekleyeceksin, vallahi billahi matematik bu kadar net. Ya da daha kolayı var; o tarihten 3 ay geri git, sonra üzerine 7 gün ekle. Al sana tahmini doğum tarihi... Tabii bebekler sabırsızdır, tam gününde gelenini bulmak piyangodan büyük ikramiye kazanmak gibi bir şey.
İnternetteki o otomatik hesaplama robotları da temelde bu basit formülü kullanıyor zaten. Ama her kadının vücudu saat gibi çalışmaz ki, adet döngüsü 28 günde bir olmayanlar ne yapacak? Yumurtlama günü saptıysa, o otomatik hesaplayıcıların hepsi bir anda çöp oluveriyor...
İşte tam bu noktada ultrason cihazı devreye giriyor ve son sözü söylüyor. İlk üç ayda yapılan o erken ultrason ölçümleri, bebeğin boyutuna bakarak asıl doğum haftasını şak diye ortaya çıkarır. Doktor der ki "Senin hesap yanlış, ultrasona göre şu haftadasın." Bitti, artık yeni anayasa o ultrasondur.
Kendi kendine evde hesap yapıp strese girenleri gördükçe daral geliyor insana. Yok efendim ilişki gününü saydım, yok tam o geceydi... Bunları geçeceksin bir kalem. Vücut kendi içinde başka bir hesap kitap yapıyor çünkü, senin tuttuğun çeteleyle ilgilenmiyor bile.
Günün sonunda gebelik haftası hesaplamak atomu parçalamak değil ama titizlik ister. Kendini kasmanın, her gün milimetrik hesaplar peşinde koşmanın da kimseye faydası yok. Bırakın takvimi makvimi de, bedeninizin sesini dinleyin biraz...