Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Oturma odasının köşesindeki o boş beşik maketi aylardır sana bakıyor, sen de ona bakıyorsun. Hani bazen içinin derinliklerinde bir yerlerde bir sızı başlar ya, tam olarak öyle bir his işte bu. Telefon ekranını her açtığında karşına çıkan o iki çizgili test fotoğrafları... İster istemez "Neden ben?" diye soruyorsun kendine. Vallahi billahi seni o kadar iyi anlıyorum ki, bu yalnızlık hissi insanı içten içe kemiriyor. Ama dur bakalım, hemen en kötü senaryoları yazma kafanda.
Doktor randevusunun kapısında beklerken zamanın nasıl yavaş aktığını en iyi sen bilirsin. Saatler geçmek bilmez, o beyaz önlüklü insanların ağzından çıkacak tek bir olumlu kelime için dünyaları verirsin. Aslında biliyor musun, yalnız değilsin bu yolda; binlerce kadın şu an tam olarak senin hissettiklerini hissediyor, aynı sessiz gözyaşlarını döküyor. Kendini suçlamayı bir kenara bırakmalısın artık. Vücudun senin düşmanın değil ki...
Geçen gün bir yerlerde okumuştum, stres dediğimiz o sinsi düşman hormonların kimyasıyla öyle bir oynuyor ki... Bir bilsen... Hani her ay o malum gün yaklaştığında kalbin küt küt atar ya, işte o heyecan ve korku aslında süreci biraz daha zora sokuyor olabilir. Bırak biraz aksın hayat, kasma kendini bu kadar. Belki de sadece biraz dinlenmeye, zihnini o takvimlerden ve yumurtlama günlerinden uzaklaştırmaya ihtiyacın vardır.
Sana upuzun reçeteler yazacak, şunu ye bunu iç diyecek halim yok, haddime de değil zaten. Ama bir dost gibi sarılmak, elini tutmak ve "Geçecek, inan bana" demek istiyorum. Bazen yollar biraz engebeli olur, virajlar insanı yorar ama yolun sonundaki o koku... O bebek kokusu var ya, işte o her şeye değer. Umudunu yitirme, mucizeler tam da biz beklemekten vazgeçtiğimizde kapıyı çalar derler ya, belki de çok yakındır...
Doktor randevusunun kapısında beklerken zamanın nasıl yavaş aktığını en iyi sen bilirsin. Saatler geçmek bilmez, o beyaz önlüklü insanların ağzından çıkacak tek bir olumlu kelime için dünyaları verirsin. Aslında biliyor musun, yalnız değilsin bu yolda; binlerce kadın şu an tam olarak senin hissettiklerini hissediyor, aynı sessiz gözyaşlarını döküyor. Kendini suçlamayı bir kenara bırakmalısın artık. Vücudun senin düşmanın değil ki...
Geçen gün bir yerlerde okumuştum, stres dediğimiz o sinsi düşman hormonların kimyasıyla öyle bir oynuyor ki... Bir bilsen... Hani her ay o malum gün yaklaştığında kalbin küt küt atar ya, işte o heyecan ve korku aslında süreci biraz daha zora sokuyor olabilir. Bırak biraz aksın hayat, kasma kendini bu kadar. Belki de sadece biraz dinlenmeye, zihnini o takvimlerden ve yumurtlama günlerinden uzaklaştırmaya ihtiyacın vardır.
Sana upuzun reçeteler yazacak, şunu ye bunu iç diyecek halim yok, haddime de değil zaten. Ama bir dost gibi sarılmak, elini tutmak ve "Geçecek, inan bana" demek istiyorum. Bazen yollar biraz engebeli olur, virajlar insanı yorar ama yolun sonundaki o koku... O bebek kokusu var ya, işte o her şeye değer. Umudunu yitirme, mucizeler tam da biz beklemekten vazgeçtiğimizde kapıyı çalar derler ya, belki de çok yakındır...