Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde o sarı, sarmal ya da egzoz dumanını andıran simgenin yanıp sönmeye başlaması, motorun derinliklerinde bir şeylerin yolunda gitmediğinin açık bir ilanıdır. Çoğu sürücü bunu basit bir elektronik hata zanneder ama aslında sistem, doluluk oranının kritik eşiği geçtiğini haykırıyordur. Filtre gözenekleri kurumla tıkandığında egzoz gazı rahatça tahliye edilemez ve basınç yükselir. Hal böyle olunca da beyin, sürücüyü uyarmak adına o meşum lambayı yakıp söndürmeye başlar. Yani ortada göz ardı edilemeyecek fiziki bir tıkanıklık vakası var...
Şehir içi düşük hızlarda, dur-kalk trafiğinde sürekli kısa mesafe yol yapıyorsanız bu durum kaçınılmaz bir sona doğru kürek çekmektir. Motor ideal çalışma sıcaklığına bir türlü ulaşamadığı için kurumlar yanıp yok olamaz, birikir, katmanlaşır. Arabayı sadece bakkala çakkala gitmek için kullanmak, o narin filtreyi kendi ellerinizle boğmak demektir aslında. Kurum temizliğinin doğal yollarla gerçekleşmesi için sistemin yüksek ısıya ihtiyacı var; o ısı gelmeyince de lamba kaçınılmaz olarak yanıp sönüyor.
Peki, bu durumda ne yapmak gerekiyor, hemen sağa çekip çekici mi çağırmalıyız? Aslında hayır, panik yapacak bir şey yok ama rehavete kapılmak da büyük hata olur. Eğer motor koruma moduna geçmediyse, yani çekişten bariz bir şekilde düşmediyse, aracı yüksek devirde kullanmak ilk mantıklı hamledir. Şöyle boş bir yola çıkıp, devri 2500-3000 bandında tutarak yarım saat kadar sürüş yapmak... İşte bu eylem, egzoz sıcaklığını optimum seviyeye getirerek pasif rejenerasyonu, yani kendi kendine temizleme sürecini başlatabilir.
Bazen de sorun filtrenin kendisinde değil, onu izleyen sensörlerin kafasının karışmasındadır. Fark basınç sensörü adı verilen o küçük parça, filtrenin giriş ve çıkışındaki basınç değerlerini ölçerek doluluk oranını hesaplar. Eğer bu sensör arızalandıysa veya kablolarında bir temassızlık varsa, filtre bomboş olsa bile panelde o lambayı yanıp sönerken görebilirsiniz. Dolayısıyla, hemen en pahalı senaryoya odaklanıp morali bozmadan önce, elektronik bileşenlerin sağlamlığından emin olmakta fayda var.
Kalitesiz yakıt kullanımının bu süreçteki rolünü ne kadar vurgulasam azdır. Ucuz ve standart dışı motorin, yanma odasında normalden katbekat daha fazla kurum üretilmesine yol açar. Bu fazla kurum da filtrenin tasarlanan ömründen çok daha erken dolmasına sebebiyet verir. İstasyon tercihini değiştirmek, belki de uzun vadede binlerce liralık masraftan kurtulmanın en zahmetsiz yoludur. Ne derler bilirsiniz; temiz yakıt, temiz egzoz...
Lambanın sadece yanık kalması ile yanıp sönmesi arasında çok ciddi bir yapısal fark bulunur. Sabit yanıyorsa "müsait olduğunda bana bir bak" diyordur sistem, fakat yanıp sönüyorsa durumun aciliyetini, temizlik sürecinin bir şekilde yarıda kaldığını veya başlayamadığını anlatmaya çalışıyordur. Bu uyarıyı dikkate almayıp sürüşe ısrarla devam etmek, filtrenin tamamen erimesine ya da gözeneklerin geri dönüşsüz şekilde taşlaşmasına yol açabilir. Sonrası malum; çok daha yüksek maliyetli parça değişimi süreçleri...
Şehir içi düşük hızlarda, dur-kalk trafiğinde sürekli kısa mesafe yol yapıyorsanız bu durum kaçınılmaz bir sona doğru kürek çekmektir. Motor ideal çalışma sıcaklığına bir türlü ulaşamadığı için kurumlar yanıp yok olamaz, birikir, katmanlaşır. Arabayı sadece bakkala çakkala gitmek için kullanmak, o narin filtreyi kendi ellerinizle boğmak demektir aslında. Kurum temizliğinin doğal yollarla gerçekleşmesi için sistemin yüksek ısıya ihtiyacı var; o ısı gelmeyince de lamba kaçınılmaz olarak yanıp sönüyor.
Peki, bu durumda ne yapmak gerekiyor, hemen sağa çekip çekici mi çağırmalıyız? Aslında hayır, panik yapacak bir şey yok ama rehavete kapılmak da büyük hata olur. Eğer motor koruma moduna geçmediyse, yani çekişten bariz bir şekilde düşmediyse, aracı yüksek devirde kullanmak ilk mantıklı hamledir. Şöyle boş bir yola çıkıp, devri 2500-3000 bandında tutarak yarım saat kadar sürüş yapmak... İşte bu eylem, egzoz sıcaklığını optimum seviyeye getirerek pasif rejenerasyonu, yani kendi kendine temizleme sürecini başlatabilir.
Bazen de sorun filtrenin kendisinde değil, onu izleyen sensörlerin kafasının karışmasındadır. Fark basınç sensörü adı verilen o küçük parça, filtrenin giriş ve çıkışındaki basınç değerlerini ölçerek doluluk oranını hesaplar. Eğer bu sensör arızalandıysa veya kablolarında bir temassızlık varsa, filtre bomboş olsa bile panelde o lambayı yanıp sönerken görebilirsiniz. Dolayısıyla, hemen en pahalı senaryoya odaklanıp morali bozmadan önce, elektronik bileşenlerin sağlamlığından emin olmakta fayda var.
Kalitesiz yakıt kullanımının bu süreçteki rolünü ne kadar vurgulasam azdır. Ucuz ve standart dışı motorin, yanma odasında normalden katbekat daha fazla kurum üretilmesine yol açar. Bu fazla kurum da filtrenin tasarlanan ömründen çok daha erken dolmasına sebebiyet verir. İstasyon tercihini değiştirmek, belki de uzun vadede binlerce liralık masraftan kurtulmanın en zahmetsiz yoludur. Ne derler bilirsiniz; temiz yakıt, temiz egzoz...
Lambanın sadece yanık kalması ile yanıp sönmesi arasında çok ciddi bir yapısal fark bulunur. Sabit yanıyorsa "müsait olduğunda bana bir bak" diyordur sistem, fakat yanıp sönüyorsa durumun aciliyetini, temizlik sürecinin bir şekilde yarıda kaldığını veya başlayamadığını anlatmaya çalışıyordur. Bu uyarıyı dikkate almayıp sürüşe ısrarla devam etmek, filtrenin tamamen erimesine ya da gözeneklerin geri dönüşsüz şekilde taşlaşmasına yol açabilir. Sonrası malum; çok daha yüksek maliyetli parça değişimi süreçleri...