Günde ne kadar su içilmeli?

Günde ne kadar su içilmeli?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Vallahi billahi her köşe başında bir uzman çıkıp elinde iki litrelik şişeyle gezeceksin diyor diye hepimiz robot gibi yudum sayar olduk abi ya. İşin aslı o laboratuvar tezlerinde, kalın akademik makalelerde öyle kesin bir rakamla geçiştirilmiyor, her bedenin hücresel kimyası, o gün attığı terin miktarı moleküler düzeyde bambaşka bir ihtiyaç doğuruyor. Biz ne yapıyoruz peki; vücudumuzun o sessiz çığlığını, kuruyan dudaklarımızı, ağırlaşan göz kapaklarımızı görmezden gelip sadece ezbere sayılara sığınıyoruz...

Böbreklerin o muazzam süzme mekanizması, siz masanızda hiç kıpırdamadan otursanız bile arka planda tıkır tıkır çalışarak kanı temizlemek için sürekli bir sıvı transferi arıyor aslında. Hakiki bir biyolojik dengeden bahsediyorsak eğer, kilomuz başına düşen mililitre hesabını kabaca bir kenara not etmek ama asıl kılavuzu idrarın rengi yapmak lazım. Sabahları aynaya baktığınızda o koyu sarı tonu görüyorsanız, hücreleriniz resmen susuzluktan kırılıyor demektir, bunu anlamak için profesör olmaya gerek yok ki.

Çayı kahveyi su yerine koyma gafletine düşüyoruz ya hep beraber, işte en büyük hatayı orada yapıyoruz galiba. Kafein dediğin meret tam tersine vücuttaki o kıymetli sıvıyı da zorla dışarı attırıyor, yani aslında içtiğimiz her kupa bizi daha da kurutuyor... Hissedersiniz bazen, hani içiniz çekilir, diliniz damağınıza yapışır ya, işte o an hücresel boyutta bir dehidrasyon krizi tırmanıyordur içimizde.

Yemeklerden önce ikişer bardak kafaya dikmek midenin o asidik sindirim salgılarını seyrelterek sindirim sisteminin canına okuyor, bunu tıp dünyası da bas bas bağırıyor zaten. Suyu öyle bir dikişte litrelik devirmek yerine, gün içine yayarak, sanki bir çiçeği canlandırır gibi yavaş yavaş, yudum yudum ruhuna işleyerek içmeli insan. Kronik baş ağrılarının, o bitmek bilmeyen öğleden sonra yorgunluklarının altında hep bu bardak sayma inadımız, bedeni duymayışımız yatıyor.

Egzersiz yaparken veya yazın o kavurucu sıcağında sokakta yürürken kaybettiğimiz sadece saf su değil ki, terle beraber o canım elektrolitler, sodyumlar, potasyumlar da akıp gidiyor uçsuz bucaksız. Sadece çeşme suyuyla o boşluğu doldurmaya çalışmak bazen hücrelerin içini iyice boşaltıyor, mineral dengesini altüst ediyor. Şöyle hafif mineralli bir maden suyu eklemek ya da suyun içine bir tutam kaya tuzu atmak belki de o aradığımız gerçek hidrasyonun gizli anahtarıdır...
 
Geri