Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah aynaya baktığında o şişmiş, kapanmış göz kapağını görüp "Hah, tam da bugün, harika!" diye söylenmeyen bizden değildir abi ya, vallahi bak. Dün gece o tuzlu cipsi yemeyecektin işte; vücut hemen sodyum bombasına reaksiyon verip peri orbital bölgedeki o incecik, hassas dokulara sıvıyı hapsediverdi. Lenfatik drenaj mekanizması sabaha kadar düzgün çalışmayınca, kapak gevşek bağ dokusundan ötürü anında balon gibi şişiyor. Bir de üstüne uykusuzluk eklenince mikro sirkülasyon iyice altüst oluyor tabii. Soğuk kompres yap hemen, hiç bekletme.
Meisner bezleri mi tıkandı, yoksa kirpik diplerindeki o mikroskobik yağ kanalları mı isyan bayrağını çekti, orasını iyi tartmak lazım şimdi. Hani bazen gözünde bir ağırlık hissedersin, batar, kaşınır ve sen ovuşturdukça daha da kızarır ya... İşte o kronik blefarit belası, staphylococcus aureus bakterilerinin orada gizliden gizliye bayram etmesi yüzünden nüksedip duruyor. Sebum üretimi dengeden çıkınca, gözyaşı filminin lipid tabakası bozuluyor ve kapak marjini enfeksiyona açık hale geliyor. Göz şampuanıyla o bölgeyi mekanik olarak temizlemezsen bu kısır döngüden ömür boyu kurtulamazsın, net.
Geçen yaz bizim çocuk denizden döndükten sonra gözü resmen patates gibi olmuştu, ödümüz koptu vallahi billahi. Alerjik konjonktivit dediğin şey tam bir baş belası; havada uçuşan o polenler, evdeki görünmez akarlar geliyor, immünoglobulin E aracılı mast hücrelerini bir güzel tetikliyor. Histamin salınımı bir başladı mı, kılcal damarların geçirgenliği tavan yapıyor ve o sıvı direkt hücreler arası boşluğa sızıyor. Gözünü zırt pırt kaşırsan o mekanik travma inflamasyonu daha da azdırır, benden söylemesi. Antihistaminik damlalar bu gibi acil durumlarda resmen hayat kurtarır, doktoruna danışıp ecza dolabında bulunduracaksın mutlaka.
Şalazyon dediğimiz o sert, ağrısız kist benzeri şişlikler pat diye çıkmaz aslında, sinsice haftalarca zemin hazırlar arkada... Meibomian bezinin kanalı bir kez tıkandı mı, üretilen o koyu yağlı salgı dışarı akamaz ve içeride hapsolarak granülomatöz bir reaksiyona yol açar. Arpacık gibi ilk günlerde canını yakmaz ama göz kapağında resmen küçük bir taş taşıyormuşsun gibi bir his bırakır. Sıcak pansuman uygulayarak o katılaşmış lipid salgısını eritmen gerekiyor ki kanal yeniden hidrolik akışına kavuşabilsin. Eğer o şişlik sertleşip kronikleştiyse, bazen lokal kortikosteroid enjeksiyonu bile gerekebilir, işi uzmanına bırakmak şart.
Ateş yükseliyor, göz çevresinde zonklayan bir ağrı var ve o şişlik bırakın inmeyi, yanağa doğru yayılıyorsa durduğun kabahat, hemen acile! Preseptal selülit dediğimiz o sinsi tablo, orbital septumun önündeki yumuşak dokunun bakteriyel enfeksiyonudur ve şakaya gelmeyecek kadar tehlikelidir. Sinüzit geçmişin varsa ya da cildindeki küçük bir çizikten o lanet streptokoklar içeri sızdıysa, enfeksiyon hızla yayılım gösterebilir. Antibiyotik tedavisine gecikmeden başlamak hayatidir; çünkü bu durumun orbital selülite evrilmesi demek, optik sinirin ve görme keskinliğinin doğrudan tehlikeye girmesi anlamına gelir...
Meisner bezleri mi tıkandı, yoksa kirpik diplerindeki o mikroskobik yağ kanalları mı isyan bayrağını çekti, orasını iyi tartmak lazım şimdi. Hani bazen gözünde bir ağırlık hissedersin, batar, kaşınır ve sen ovuşturdukça daha da kızarır ya... İşte o kronik blefarit belası, staphylococcus aureus bakterilerinin orada gizliden gizliye bayram etmesi yüzünden nüksedip duruyor. Sebum üretimi dengeden çıkınca, gözyaşı filminin lipid tabakası bozuluyor ve kapak marjini enfeksiyona açık hale geliyor. Göz şampuanıyla o bölgeyi mekanik olarak temizlemezsen bu kısır döngüden ömür boyu kurtulamazsın, net.
Geçen yaz bizim çocuk denizden döndükten sonra gözü resmen patates gibi olmuştu, ödümüz koptu vallahi billahi. Alerjik konjonktivit dediğin şey tam bir baş belası; havada uçuşan o polenler, evdeki görünmez akarlar geliyor, immünoglobulin E aracılı mast hücrelerini bir güzel tetikliyor. Histamin salınımı bir başladı mı, kılcal damarların geçirgenliği tavan yapıyor ve o sıvı direkt hücreler arası boşluğa sızıyor. Gözünü zırt pırt kaşırsan o mekanik travma inflamasyonu daha da azdırır, benden söylemesi. Antihistaminik damlalar bu gibi acil durumlarda resmen hayat kurtarır, doktoruna danışıp ecza dolabında bulunduracaksın mutlaka.
Şalazyon dediğimiz o sert, ağrısız kist benzeri şişlikler pat diye çıkmaz aslında, sinsice haftalarca zemin hazırlar arkada... Meibomian bezinin kanalı bir kez tıkandı mı, üretilen o koyu yağlı salgı dışarı akamaz ve içeride hapsolarak granülomatöz bir reaksiyona yol açar. Arpacık gibi ilk günlerde canını yakmaz ama göz kapağında resmen küçük bir taş taşıyormuşsun gibi bir his bırakır. Sıcak pansuman uygulayarak o katılaşmış lipid salgısını eritmen gerekiyor ki kanal yeniden hidrolik akışına kavuşabilsin. Eğer o şişlik sertleşip kronikleştiyse, bazen lokal kortikosteroid enjeksiyonu bile gerekebilir, işi uzmanına bırakmak şart.
Ateş yükseliyor, göz çevresinde zonklayan bir ağrı var ve o şişlik bırakın inmeyi, yanağa doğru yayılıyorsa durduğun kabahat, hemen acile! Preseptal selülit dediğimiz o sinsi tablo, orbital septumun önündeki yumuşak dokunun bakteriyel enfeksiyonudur ve şakaya gelmeyecek kadar tehlikelidir. Sinüzit geçmişin varsa ya da cildindeki küçük bir çizikten o lanet streptokoklar içeri sızdıysa, enfeksiyon hızla yayılım gösterebilir. Antibiyotik tedavisine gecikmeden başlamak hayatidir; çünkü bu durumun orbital selülite evrilmesi demek, optik sinirin ve görme keskinliğinin doğrudan tehlikeye girmesi anlamına gelir...